Ti-Entertainment

Bir Müslümanın Sıkıntısını Gidermek- Hadis Tahlili Service

Bir Müslümanın Sıkıntısını Gidermek- Hadis Tahlili

Word dosyası:  hadis_tahlili_bir_muslumanin.docx

 

İÇİNDEKİLER

 

ÖNSÖZ1

GİRİŞ2

1.BÖLÜM: HADİSİN TAHRİCİ3

A.HADİSİN SENED ve METİNLERİ 3

B.HADİSİN TAHRİCİ7

Senedlerdeki Ortak Ravilerle İlgili Bir İnceleme7

2.BÖLÜM: HADİS METNİNİN TAHLİLİ8

A.HADİS METNİNİN LAFIZ FARKLILIKLARI8

B.HADİSİN ŞERHİ9

İslam Kardeşliği10

Müslüman Müslümana Zulmetmez, Tehlike Anında Yalnız Bırakmaz 12

Müslüman, Müslümanın İhtiyacını Görendir 12

Bir Mü’mini Sevindirmek13

Müslüman Müslümanın Kusurlarını Örtendir 14

SONUÇ16

KAYNAKLAR17

 


 

 

ÖNSÖZ

 

Peygamber Efendimiz’in hadislerine, genel olarak da hadis ilmine karşı hep ayrı bir ilgim ve sevgim olmuştur. Bitirme ödevi konusu seçerken en sevdiğim dersten ödev hazırlamak istedim. Değerli hocalarıma danışmam sonucunda da bir hadis-i şerif in incelenmesiyle ilgili bir çalışma yapmaya karar verdim.

 

Araştıracak bir hadis ararken İsmail Lütfi Çakan hocamın Seçme Hadisler kitabında, seneler önce kafamı karıştan bir hususa, lise yıllarında cevap bulduğum bir hadis-i şerife rastladım. Başkalarının da aklına takılabilir düşüncesinden hareketle “Müslüman Müslüman kardeşidir” diye başlayan hadis-i şerifi incelemeye karar verdim. Çalışmamın bitiminde, seneler önceki kanaatim pekişmekle beraber, bir hadisi tam manasıyla anlamaya çalışmanın güzelliğine vardım. İlerde akademik eğitim düşündüğüm alanda küçük de olsa bir çalışma yapmak büyük zevk oldu benim için.

 

Bitirme ödevimin; planlanmasında ve araştırma safhasında bana yardımcı olan danışman hocam Prof.Dr.Vecdi Akyüz’e ve Prof.Dr.İsmail Lütfi Çakan hocama teşekkürlerimi sunarım.

 

 

MERVE POLAT

Ocak - 2014

Üsküdar/İSTANBUL

 

 


 

 

GİRİŞ

 

İslam, din kardeşliğine çok önem verir. Özellikle son zamanlarda vuku bulan Müslümanlar arasındaki bölünmeler, bu konunun önemini göstermeye yetmektedir. Çalışmaya başlamadan önce niyetimiz, “Müslüman müslümanın kardeşidir” hadisinde geçen  "sıkıntıları gidermek" kaydı ile ilgili bir kaynak taraması yapıp durum tesbitinde bulunmaktı. Fakat konunun önemine binaen hadisin tamamını çalışma içine - çok kapsamlı olmasa da- almaya karar verdik. Bu bağlamda kardeş olmanın gerektirdiklerini Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şu noktalara temas ederek açıklamıştır;

Müslüman müslümana;

- Zulmetmez,

- Düşmana teslim etmez.

Müslüman müslümanın;

- İhtiyacını görür,

- Sıkıntısını giderir,

- Ayıbını örter.

Buna göre amacımız, hadisimizin farklı rivayetlerini bir araya getirip hem sened hem metin incelemesi yapmak, hadisin manasını açıklayıp İslam kardeşliği, yardımlaşma ve iyilik yapmak üzerine bazı yorumlarda bulunmaktır. Bir de bu konuyu alma sebebimiz olan “Kim bir müslümanın sıkıntısını giderirse Allah da kıyamet günü onun bir sıkıntısını giderir” ifadesine bağlı olarak, kul hakkını helal etmenin de buna dahil olup olmadığını araştırıp öğrenmek ve hadisteki “Müslüman” kaydının sonradan eklenip eklenmediğinin tesbitini yapmak da ana hedeflerimizden birisidir.

 

 

 

 

 

 

 

1.BÖLÜM: HADİSİN TAHRİCİ

“Müslüman müslümanın kardeşidir” hadis-i şerifi; Buhari (ö.256/ 870) ‘ nin Sahih’inde, Müslim (ö.261 / 875)’in Sahih’inde, Tirmizi (ö.279/892)’nin Sünen’inde, Ebu Davûd (ö. 275/888)’ un Sünen’inde, Ahmed ibn Hanbel (ö.241/855)’ in Müsned’inde, Taberani (ö.360/971)’nin Mu’cemu’l Kebir’inde, Beyhakî (ö.458/1066)’nin Sünen-i Kübra ve Şu’bul İman’nında, İbn Hibban (ö.354/965)’ın Sahih İbn Hibban bit- Tertib ibn Belban’ında ve Ebul Abdurrahman Ahmed bin Şuayb bin Ali Horasani (ö.303)’nin Sünen-i Kübra’sında geçmektedir.

 

  1. HADİSİN SENED ve METİNLERİ

 

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ أَنَّ سَالِمًا أَخْبَرَهُ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا، أَخْبَرَهُ: أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «المُسْلِمُ أَخُو المُسْلِمِ لاَ يَظْلِمُهُ وَلاَ يُسْلِمُهُ، وَمَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أَخِيهِ كَانَ اللَّهُ فِي حَاجَتِهِ، وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً، فَرَّجَ اللَّهُ عَنْهُ كُرْبَةً مِنْ كُرُبَاتِ يَوْمِ القِيَامَةِ، وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ يَوْمَ القِيَامَةِ»

 

  1. Abdullah b. Ömer -> İbn Şihâb -> Ukayl b.Hâlid el-Eylî -> Leys b.Sa’d -> Yahyâ b. Abdullah b. Bükeyr el-Mahzûmi -> Buhari  “Sahih-i Buhari”[1]

 

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ

أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ: «الْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ، لَا يَظْلِمُهُ وَلَا يُسْلِمُهُ، مَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أَخِيهِ كَانَ اللهُ فِي حَاجَتِهِ، وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً، فَرَّجَ اللهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ، وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ»

 

  1. Abdullah b. Ömer -> Salim b. Abdullah -> İbn Şihab ez-Zühri -> Ukayl -> Leys  -> Kuteybe b. Said -> Müslim “Sahih-i Müslim”[2]

 

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ قَالَ: حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنْ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «المُسْلِمُ أَخُو المُسْلِمِ، [ص:35] لَا يَظْلِمُهُ، وَلَا يُسْلِمُهُ، وَمَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أَخِيهِ كَانَ اللَّهُ فِي حَاجَتِهِ، وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللَّهُ عَنْهُ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ القِيَامَةِ، وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ يَوْمَ القِيَامَةِ»: هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ

 

  1. Abdullah b. Ömer -> Salim b. Abdullah -> İbn Şihab -> Ukayl -> Leys -> Kuteybe -> Tirmizi “Sünen”[3]

 

 

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ: «الْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ لَا يَظْلِمُهُ، وَلَا يُسْلِمُهُ، مَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أَخِيهِ فَإِنَّ اللَّهَ فِي حَاجَتِهِ، وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللَّهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ، وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ»

 

  1. Abdullah -> Salim b. Abdullah -> İbn Şihab -> Ukayl -> Leys -> Kuteybe b. Said   - > Ebu Davud “Sünen”[4]

 

حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، حَدَّثَنِي عُقَيْلٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ سَالِمَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ أَخْبَرَهُ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ أَخْبَرَهُ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «الْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ، لَا يَظْلِمُهُ وَلَا يُسْلِمُهُ، مَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أَخِيهِ، كَانَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فِي حَاجَتِهِ، وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً، فَرَّجَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ، وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ»

 

  1. Abdullah b. Ömer -> Salim b. Abdullah -> İbn Şihab -> Ukayl -> Leys -> Ahmed b. Hanbel “El Müsned”[5]

 

حدثنا مطلب بن شعيب الأزدي، ثنا عبد الله بن صالح، ح وحدثنا موسى بن هارون، ثنا قتيبة بن سعيد، قالا: ثنا الليث بن سعد، عن عقيل، عن الزهري، عن سالم، عن أبيه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: «المسلم أخو المسلم لا يظلمه، ولا يسلمه، من كان في حاجة أخيه كان الله في حاجته ومن فرج عن مسلم كربة في الدنيا، فرج الله عنه بها كربة من كرب يوم القيامة ومن ستر مسلما ستره الله يوم القيامة»

 

  1. Abdullah b. Ömer -> Salim b. Abdullah -> İbn Şihab ez-Zühri -> Ukayl -> Leys b. Said -> Kuteybe b. Said -> Musa b. Harun -> Abdullah b. Salih -> Matlub b. Şuayb El Ezdi -> Taberani “Mu’cemul Kebir”[6]

 

أَخْبَرَنَا أَبُو الْحَسَنِ عَلِيُّ بْنُ أَحْمَدَ بْنِ عَبْدَانَ، أنا أَحْمَدُ بْنُ عُبَيْدٍ الصَّفَّارُ، نا عُبَيْدُ بْنُ شَرِيكٍ، نا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنِي اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ سَالِمَ بْنَ عَبْدِ اللهِ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عَبْدَ اللهِ بْنَ عُمَرَ أَخْبَرَهُ، أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: " الْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ، لَا يَظْلِمُهُ وَلَا يُسْلِمُهُ، مَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أَخِيهِ كَانَ اللهُ فِي حَاجَتِهِ، وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ، وَمَنْ سَتَرَ عَلَى مُسْلِمٍ سَتَرَهُ اللهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ " رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ بُكَيْرٍ، وَرَوَاهُ مُسْلِمٌ، عَنْ قُتَيْبَةَ، عَنِ اللَّيْثِ

 

  1. Abdullah b. Ömer -> Salim b. Abdullah -> İbn Şihab ez-Zühri -> Ukayl -> Leys -> Yahya b. Bukeyr -> Ubeyd b. Şerik -> Ahmed b. Ubeyd Es-Saffar -> Ebu’l Hasan Ali b. Ahmed b. Abdan -> Beyhaki “Şu’bul İman”[7]

 

أَخْبَرَنَا أَبُو الْحُسَيْنِ بْنُ بِشْرَانَ بِبَغْدَادَ، ثنا أَبُو الْحُسَيْنِ عَبْدُ الصَّمَدِ بْنُ عَلِيِّ بْنِ مُكْرَمٍ، ثنا

عُبَيْدُ بْنُ عَبْدِ الْوَاحِدِ، ثنا يَحْيَى بْنُ عَبْدِ اللهِ بْنِ بُكَيْرٍ، ثنا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ سَالِمَ بْنَ عَبْدِ اللهِ بْنِ عُمَرَ أَخْبَرَهُ أَنَّ عَبْدَ اللهِ بْنَ عُمَرَ أَخْبَرَهُ، أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: " الْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ، لَا يَظْلِمُهُ، وَلَا يُسْلِمُهُ، مَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أَخِيهِ كَانَ اللهُ عَزَّ وَجَلَّ فِي حَاجَتِهِ، وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ، وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللهُ عَزَّ وَجَلَّ يَوْمَ الْقِيَامَةَ " رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ فِي الصَّحِيحِ عَنْ يَحْيَى بْنِ بُكَيْرٍ وَرَوَاهُ مُسْلِمٌ عَنْ قُتَيْبَةَ عَنِ اللَّيْثِ

 

  1. Abdullah b. Ömer -> Salim b. Abdullah b. Ömer -> İbn Şihab ez-Zühri -> Ukayl -> Leys -> Yahya b. Abdullah b. Bukayr -> Ubeyd b. Abdulvahid -> Ebu’l Hüseyin Abdussamed b. Ali b. Mükremin -> Ebu’l Hüseyin b. Bişran Bağdad -> Ebu Bekir Beyhaki “Sünen-i Kebir”[8]

 

أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ بْنُ سُفْيَانَ، قَالَ: حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ: حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنْ عَقِيلٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ: أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ، قَالَ:  «الْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ لَا يَظْلِمُهُ وَلَا يُسْلِمُهُ، مَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أَخِيهِ كَانَ اللَّهُ فِي حَاجَتِهِ، وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً، فَرَّجَ اللَّهُ بِهَا عَنْهُ كُرْبَةً مِنْ [ص:292] كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ، وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا، سَتَرَهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ»

 

  1. Abdullah b. Ömer -> Salim b. Abdullah -> İbn Şihab ez-Zühri -> Ukayl -> Leys -> Kuteybe b. Said -> Hasan b. Sufyan -> İbn Hibban “Sahih İbn Hibban bit- Tertib ibn Belban”[9]

 

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ: حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عَقِيلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «الْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ لَا يَظْلِمُهُ وَلَا يُسْلِمُهُ، مَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أَخِيهِ كَانَ اللهُ فِي حَاجَتِهِ، وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللهُ عَنْهُ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا، سَتَرَهُ اللهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ»

 

  1. Abdullah b. Ömer -> Salim b. Abdullah -> İbn Şihab ez-Zühri -> Ukayl -> Leys -> Kuteybe b. Said -> Ebul Abdurrahman Ahmed bin Şuayb bin Ali Horasani “Sünen-i Kübra”[10]

 

 

B.HADİSİN SENED TAHLİLİ

 

Bu hadis Resûlullah sallalahu aleyhi ve sellem’den Abdullah b. Ömer kanalıyla rivayet edilmiştir. Senedlerin hepsinde bu şekildedir. Bazı rivayetlerde Abdullah b. Ömer “Salim’in babası” şeklinde geçmektedir.

Hadisin senedleri genel olarak râvi sayısı açısından ya humasi - yani beş - ya da südasi – yani altı- ravilidir.

Senedde, hoca – talebe münasebeti içinde hadisi öğrenip başkasına öğretme şeklini gösteren rivayet lafızlarından tahdis – haddesena -, ihbar –ahberahu – ve ‘an’ane –an- kullanılmıştır.[11]

Tirmizi; “Bu hadis hasen sahih garibtir[12]” diye not düşmüştür.

Hadis-i şerif Buhari ve Müslim in hadislerinin oluşturduğu Muttefekun Aleyh adlı eserde de mevcuttur.

Ebu Davud’un rivayetinde “Elbani’nin hükmü bu hadis sahihtir” diye bir not düşülmüştür[13].

 

Senedlerdeki Ortak Ravilerle İlgili Bir İnceleme

 

Abdullah b.Ömer (ö.73) : Ömer bin Hattab ın oğlu olup sahabilerdendir. Sahabe içinde binden çok hadis hadis rivayet eden (müksirûn) yedi kişi arasında yer alır ki, Aynî, rivayet ettiği hadislerin sayısını 2630 olarak vermektedir. Ayrıca o, genel olarak ilimde şöhret yapmış dört sahabî Abdullah’dan (Abâdile) biridir.[14]

İbn Şihab Ez-Zühri (ö.124) : Tabiunun küçüklerindendir. Ez-Zührî, Siyer ilmindeki marufluğu kadar Hadis ilminde de bilinen bir âlimdir.[15]

Leys b. Sa'd (ö.175) : Leys'in naklettiği rivayetler Lütüb-i Sitte'nin hepsinde bulunmakla beraber mükerrerleriyle 450'yi aşkın rivayetle Buhari'nin el-Cami'us-sahih'i ilk sırada yer almaktadır.[16]

Kuteybe b. Said (ö.240) : Rivâyet ettiği hadîs-i şerîfler, meşhûr altı hadîs kitaplarında mevcûttur. Ahmed bin Hanbel hazretlerinin Kuteybe’den bahsedip, övdüğünü söylemiştir. İbn-i Maîn, Ebû Hatim ve Nesâî, onun hadîs ilminde sika (güvenilir) bir âlim olduğunu bildirmişlerdir. Ahmed bin Seyyâr bin Eyyûb, Kuteybe bin Sa’îd’in, yapmış olduğu rivâyetlerde, i’timâd edilen ve sünnet-i seniyyeye çok bağlı bir zât olduğunu bildirmiştir.[17]

 

2.BÖLÜM: HADİS METNİNİN TAHLİLİ

 

  1. HADİS METNİNİN LAFIZ FARKLILIKLARI

Hadis-i şerifin farklı rivayetleri incelendiğinde, manasında büyük çaplı değişim meydana getirecek lafız farklılıkları yoktur.

Buhari’nin metnini esas alarak bu farklılıklara değineceğiz;

«المُسْلِمُ أَخُو المُسْلِمِ لاَ يَظْلِمُهُ وَلاَ يُسْلِمُهُ، وَمَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أَخِيهِ كَانَ اللَّهُ فِي حَاجَتِهِ، وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً، فَرَّجَ اللَّهُ عَنْهُ كُرْبَةً مِنْ كُرُبَاتِ يَوْمِ القِيَامَةِ، وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ يَوْمَ القِيَامَةِ»

 

“Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez ve onu tehlikede yalnız bırakmaz. Kim bir müslüman kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir. Kim bir müslümanın sıkıntısını giderirse, Allah da kıyamet gününde onun sıkıntılarından bir sıkıntıyı giderir. Kim de bir müslümanın ayıbını örterse, Allah da kıyamet günü onun ayıbını örter”

Buhari ve Tirmizi’de  وَمَنْ كَانdiye geçerken, bu ibare diğer rivayetlerde َمَنْ كَانَolarak geçmektedir.

Ahmed b.Hanbel ve Beyhaki’nin rivayetlerinde كَانَ اللهُ عَزَّ وَجَلَّ فِي حَاجَتِهِ iken, diğer rivayetlerde  عَزَّ وَجَلّ kaydı bulunmamaktadır.

Taberani’nin rivayetinde, diğer rivayetlerde bulunmayan “ومن فرج عن مسلم كربة في الدنياkaydı mevcuttur. “Dünya sıkıntılarından bir sıkıntı olması sadece bu rivayette geçmektedir.

Müslim, Ebu Davud, Ahmed b.Hanbel, Taberani, Beyhaki ve İbn Hibban’nın rivayetlerinde  فَرَّجَ اللَّهُ عَنْهُ بِهَا lafzı geçmesine karşılık diğer rivayetlerde  فَرَّجَ اللَّهُ عَنْهبِهَاlafzı bulunmamaktadır. Ayrıca İbn Hibban ın rivayetinde “عَنْهُ بِهَاdeğil deبِهَا عَنْهُolarak geçmektedir. Ahmed b.Hanbel’in rivayetinde ise ek olarak “  فَرَّجَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلifadesi vardır.

Bütün rivayetlerde  وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًاlafzı geçerken Beyhaki’nin rivayetinde  وَمَنْ سَتَرَ عَلَى مُسْلِمٍ  olarak geçmiştir.

 

Bunların dışında herhangi bir farklılık mevcut değildir. Görüldüğü üzere manaya etki edecek bir lafız farklılığı yoktur.

 

  1. HADİSİN ŞERHİ

Abdullah b.Ömer’den rivayetle Resulullah sallallahu aleyhi ve selem şöyle buyurmuştur;

“Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez ve onu tehlikede yalnız bırakmaz. Kim bir müslüman kardeşinin ihtiyacını görürse, Allah da onun ihtiyacını görür. Kim bir müslümanın sıkıntısını giderirse, Allah da kıyamet gününde onun sıkıntılarından bir sıkıntıyı giderir. Kim de bir müslümanın ayıbını örterse, Allah da kıyamet günü onun ayıbını örter”

Bu hadis-i şerifin tamamı olmasa da bir kısmı İbn Mâce de ve muhtelif eserlerde de geçmektedir;

Ebû Hüreyre radıyallahu anh den rivayetle: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)  buyurdular ki: "Kim bir mü'minin dünyevi kederlerinden birini giderirse, Allah da onun Kıyamet günü kederlerinden birini giderir. Kim bir fakire kolaylık gösterirse, Allah da ona dünyada ve ahirette kolaylık gösterir. Kim bir müslümanı örterse, Allah da onu dünya ve âhirette örter. Kişi kardeşinin yardımında olduğu müddetçe, Allah da onun yardımındadır…” [18]

 

Ebû Hüreyre radıyallâhu anh den rivayetle: "Resulullah buyurdular ki: "Din nasihatten (hayırhahlıktan) ibarettir!"  Yanındakiler sordu: "Kimin için ey Allah'ın Resulü?" "Allah için, kitabı için, Resulü için, müslümanların imamları ve hepsi için! Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona yardımını kesmez, ona yalan söylemez, ona zulmetmez. Her biriniz, kardeşinin âyinesidir, onda bir  rahatsızlık görürse bunu ondan izale etsin.”[19]

Hadisimizde ana vurgu İslam Kardeşliğidir. Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem kardeş olmanın gereklerini şu hususlara değinerek açıklamıştır;

  • Müslüman müslümana zulmetmemeli, onu tehlikede yalnız bırakmamalıdır.
  • Müslüman müslümanın ihtiyacını görmelidir.
  • Müslüman müslümanın sıkıntısını gidermelidir
  • Müslüman müslümanın kusurlarını örtmelidir.

Buna göre İslam kardeşliği başta olmak üzere alt başlıklar halinde bu hususlara kısa da olsa değinmekte fayda görüyoruz.

 

İslam Kardeşliği

“Müslüman müslümanın kardeşidir”

Her sistem gibi İslam da kendi cemiyetini belli esaslar üzerine kurmuştur. İnançta tevhidi, cemiyette uhuvveti yani kardeşliği esas almıştır. Dolayısıyla İslâm toplumu, sınırları İslâm imanıyla çizilmiş kardeşler topluluğudur.[20] Peygamberimiz, birçok uygulamasında kardeşlik esasını gözetmiştir. Medine’ye hicret ettikten hemen sonra muhacir ve ensarı birbiriyle kardeş ilan edip İslam cemiyetinin ilk örneğini bizzat göstermiştir. Müslümanlar bu yönden, kardeşliği Kitap ve Sünnet ile ilan edilmiş ve Medine İslam toplumuyla o kardeşliği yaşamaya başlamış bir ümmet olma özelliğine sahiptir. (İsmail Lütfi Çakan, İyi Müslüman, syf.91)

İslam’da kardeşler arasındaki ilişkilerin nasıl olması gerektiği konusunda, hem Kur'an-ı Kerim'de hem de Peygamberimizin hadis-i şeriflerinde çok ciddi tavsiye ve uyarılar bulunmaktadır. Bütün bu uyarılar ve tavsiyelerin özünü aslında "kardeşlik" kelimesi ifade etmektedir. Hz. Peygamber de bu sebeple kardeşler arasındaki her türlü ilişkide, Müslüman’a kendi nefsini ölçü almasını öğütlemiştir. O şöyle buyurmuştur:

"Hiç biriniz, kendisi için istediğini din kardeşi için de istemedikçe iyi mü'min olamaz."[21]

Kardeşlik sadece kan bağıyla oluşan bir birliktelik değildir. İslam’da din kardeşliği kan kardeşliği değerindedir hatta kan kardeşi din kardeşliğinden sonra gelmektedir. Kişi kardeşine karşı hangi sorumluluklara sahipse din kardeşine karşı da öyle sorumludur. Bu sorumluluklar Kuran ve sünnetin açık nasları ile belirlenmiştir. İslam kardeşliği söz konusu olunca, renk, ırk, dil ayrımı yoktur. Müslüman olma vasfı kardeşlik için yeterlidir. Müslüman kardeşleri yanı başında dururken onları bırakıp başka din mensuplarını ve dinsizleri dost edinemez.

 

Kardeşlik söz konusu olduğunda sahabeden bahsetmeden olmaz elbette ki. Sahâbe paylaşmayı bilen bir topluluktu. Onlar İslâm kardeşliğinin en mükemmel örneklerini sergilediler. İhtiyaç içinde de olsalar kardeşlerini kendilerine tercih ederlerdi. Dışa karşı cihat kelimesinde odaklaşan tavrın içe dönük tarafında, yumuşak ve merhametli olmanın zirvesi demek olan din kardeşini – kişisel ihtiyacına rağmen – öz nefsine tercih etmek (îsar) erdemi gelir. Özelde ensar genelde sahabilerin tümünde bu erdem ve güzellik mevcuttur.[22]

 

Çatışma ve anlaşmazlıkların en az olduğu birliktelikler, şüphesiz İslami değerlere sahip olan Müslüman toplumların kardeşliğidir. Çünkü bu kardeşliğin sadece bu dünya değil ahiret boyutu da vardır. Bir müslümanın, Müslüman kardeşine karşı sorumluluğunun bilincinde olarak hareket etmesi veya etmemesi ahirette karşısına çıkacaktır. İslam kardeşliğinin böyle güçlü bir manevi teşviki vardır.[23]

Günümüzde müslümanların en büyük noksanı ve kusuru, din kardeşliğinin icabı olan hak ve vecibeleri gerektiği şekilde yerine getirmemeleri ve ferdî bir hayat sürmeyi yeğlemiş olmalarıdır. Bu sebeple aralarındaki mesafe açılmakta, sorumluluk hissi kaybolmakta, kin, buğz ve nefret gibi, İslâm’ın kesinlikle yasakladığı kötü hasletler toplumu kasıp kavurmaktadır. İslâm’ın emirlerine sırt çeviren toplumlar, müslüman olduklarını iddia etseler de, bu davalarında haklı sayılmazlar. Çünkü sözleriyle davranışları birbirini yalanlamakta ve çelişkili bir hayat sürmektedirler.[24]

 

Müslüman Müslümana Zulmetmez, Tehlike Anında Yalnız Bırakmaz

Zararsızlık, müslümanlar arası ilişkilerin ön şartı, bir başka ifadeyle, iyiliğin başlangıç noktasıdır. Ve başlı başına bir iyilik çeşididir.

Abdullah b. Amr b. el-Âs  radıyallahu anh'dan rivayet edildiğine göre Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

"İyi Müslüman, dilinden ve elinden müslümanların emin olduğu kişidir. Muhâcir de Allah'ın yasakladıklarını terk edendir. "[25]

Müslüman müslümandan korkmamalıdır, gelebilecek zararlardan emin olmalıdır. İslam kardeşi olan müslümanlar birbirlerine zarar vermemelidirler. Ayrıca tehlike anında kardeşini bir başına bırakmamalıdır Müslüman olan. Sevinç anında yanında olduğu gibi kötü, tehlikeli durumlarda da yanında olmalıdır. Bir bakıma kardeşlik bunu gerektirmektedir.

Esasen zalimliğin her türlüsü İslam’da yasaktır. Müslümana olanı elbette ki zulüm üzere zulüm hükmündedir. Mehmet Akif’in dediği gibi; “Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem”

 

Müslüman, Müslümanın İhtiyacını Görendir

Ebû Hüreyre'den (r.a): Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki:

"Dul ve miskinin ihtiyacını gidermek için koşuşturan Allah yolunda cihad eden gibidir."

Hadisi nakleden der ki: "Zannederim şunu da ekledi: "O kimse geceleri ibadetle gündüzleri oruçla geçiren gibidir." (Buhârî, Edeb, 25; Müslim, Zühd, 41; ibn Mâce, Ticâ-rât, 1.)[26]

Bu hadis-i şerif, İslam’ın insanlara yardım etmenin, ihtiyaçlarını karşılamanın önemini gösteren hadislerden sadece bir tanesidir.

Müslümanların, güçleri yettiği nisbette, birbirlerinin ihtiyaçlarını karşılamaları, İslâm kardeşliğinin gereğidir. Bu ihtiyaç sadece maddi değil manevi ihtiyacı da içerir. İhtiyacı karşılama bizzat ve fiilen olabileceği gibi, sebep ve vesile olmak şeklinde de gerçekleştirilebilir. Çünkü bir insan, çoğu kere her türlü ihtiyacını karşılamaya kendisi güç yetiremez. Bu yardımlar süreklilik arzetmelidir. Yardım ve iyilik sürekli olunca Allah’ın yardımı da ardı arkası kesilmeksizin devam eder.

İslâm, kişinin fiillerini nasıl kalp, dil ve el ile yapılanlar olarak ayırıyorsa, yardım da kalple, dil ve el ile olabilir. Mü’minin, kardeşinden bir zararı gidermesi veya ona bir fayda sağlaması da yardımdır. Zararı giderme ve fayda sağlama kalbî bir amel olabileceği gibi, bedenî bir fiil de olabilir. Burada aslolan, yapılan iyiliklerin devamlı olması ve bir fiille yetinilmemesidir. Çünkü iyiliğin daha fazlası daha çok iyiliktir.[27]

Bir müslümana zalim bile olsa yardım etmek gerektiğini Peygamberimizin bir hadisinden öğrenmekteyiz. O şöyle buyurmuştur;

“Zalim de olsa, mazlum da olsa kardeşine yardım et”. Kendisine sormuşlar:

-Mazlum kardeşe yardımı anladık, fakat zalime nasıl yardım edeceğiz?

Hz.Peygamber bunun üzerine:

-“Onu zulümden vazgeçirirsiniz. Bu da ona yardımdır” buyurmuştur.[28]

Dolayısıyla günahkâr ve fasık olsa da mü’min, öteki mü’minlerin ilgi, alaka ve yardımlarına layıktır.

 

Bir Mü’mini Sevindirmek[29]

Çalışmamızın kaynağını teşkil eden husus, “bir müslümanın sıkıntısını gidermek” mevzusudur. Hadis-i şerifimizde bir müslümanın sıkıntısını gidermenin karşılığı, ahiretteki bir sıkıntının giderilmesi olarak belirtilmektedir. Sonlu olan dünyanın sonlu olan sıkıntılarını gidermenin karşılığının sonsuz âlemdeki bir sıkıntının giderilmesi olması Allah ın rahmetinin ve lütfunun sonsuz olduğunun en açık göstergelerinden biri olmaktadır.

Hadisimizi destekler nitelikteki bir hadisi zikretmek gerekirse;

Ebû Hüreyre'den radiyallahu anh’den rivayetle; Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

"Kim bir müslümanın ikalesini (hoşnut olmadığı bir alışveriş antlaşmasını bozma talebini) kabul ederse Allah da (c.c) onu sıratta düşmekten korur."[30]

Sıkıntıların mahiyetleri önemli değildir. Büyük sıkıntı veya küçük sıkıntı diye bir ayrım söz konusu olmamaktadır. Zira birine göre küçük görünen şey bir başkasına göre içinden çıkılmaz bir durum olarak görünebilir. Bazı sahabilerin nasıl Müslüman olduklarına baktığımızda bunu daha açık olarak görebiliriz. İnsanın bu özelliğini çok iyi bilen Peygamber Efendimiz, hayatı boyunca yaptıklarıyla bize örnek olduğu gibi bu yönde öğretici ve eğitici emir ve tavsiyelerde de bulunmuşlardır. Bize düşen görev, her konuda olduğu gibi bu yönde de Resûlullah Efendimiz’i kendimize yegâne rehber edinmektir.

Küçük ve önemsiz sayılan herhangi bir sıkıntıyı bile mü’min kardeşinden gideren kimseden, Allah kıyamet gününde daha büyük sıkıntıları giderir. Çünkü bir insana hangi şekilde olursa olsun yardımcı olmak bir iyiliktir. Allah Teâlâ: “Kim iyilik getirirse, ona getirdiğinin on katı vardır”[31] buyurur. İyiliğin karşılığının, yalnız iyilik olacağı da Allah’ın va’didir.[32]

Bu hadis-i şerifte “Müslüman olma” kaydı bulunsa da başka hadislerde ve özellikle Kur’an-ı Kerim’de Müslüman veya gayri Müslim, her insan için sıkıntıları gidermenin ödüllendirileceği belirtilmektedir.

Bizce dikkate değer bir husus da, Allah’ın tek affetmeyeceği günah olan “kul hakkı”nın da sıkıntı giderme kapsamına girip girmeyeceğidir. Ahirette, hesap gününde, anne babanın bile çocuğundan kaçacağı Kur’an-ı Kerim’de beyan edilmiştir. Böylesine büyük bir hakkı helal etmenin, bu haktan feragat etmenin, helal edene ne sağlayacağı mevzusunda bizce bu hadis-i şerif cevap niteliğindedir. Kul hakkı ancak hakkına girilen kişi hakkını istemezse affolunacağından, hakka girenden – her ne kadar kötü bir fiil yapmış olsa da – böyle büyük bir sıkıntıyı gidermenin de karşılığı ahirette verilecektir kanaatimizce. Bu açıdan hadis-i şerifin önemi bir kez daha anlaşılmaktadır.

 

Müslüman Müslümanın Kusurlarını Örtendir

Resulullah sallalahu aleyhi ve sellem "Örtme" işini mutlak bırakmıştır. Bu sebeple şârihler: "Bedenini örtmek, ayıbını örtmek, ihtiyacını örtmek, gıybetini yapmamak suretiyle kusurlarını örtmek vs." diye her çeşit “örtme”yi anlamışlardır.

İmam Nevevi, Riyazüssalihin’de bu mevzuyla ilgili şunları söylemektedir;

“Şunu da belirtelim ki, müslümanı örtmek, zulüm veya fesadı örtmeye müncer olmamalıdır. Bazı kusurlar, başkasına tecavüz ve zulüm şeklinde veya fesad, fitne şeklinde olabilir. Böylesi ayıplar örtülmez, yetkililere ihbar edilir. Bu müstehabtır, gıybet değildir. Keza ma'siyet işleyen, o davranışından imkân nisbetinde yasaklanır. Ama âciz kalınır, vazgeçirilemezse, bir fesada sebep olmayacaksa hâkime başvurulur. Örtülmesi gereken bir ayıpsa, bu halka karşı örtülür. Adamla kendi arasında kalmak şartıyla kusur sâhibi ikâz edilebilir. İbn Hacer: "Örtme işi, işlenmiş, bitmiş günahlar için geçerlidir. Müdahale, ikâz işi, bulaşılmış, yapılmakta olan günah içindir. Vazgeçmediği takdirde hâkime gitmek vaciptir. Bu gıybet değil bilakis vacip olan nasihattır" der.”

Diğer başlıklarda anlattıklarımız, kusurları örtmek hususu için de geçerli olmaktadır hemen hemen. Çalışmamızın boyutu açısından bu kısa bilgileri yeterli görmekteyiz.

 

 

SONUÇ

 

Çalışmamızın konusunu teşkil eden hadis-i şerif, en güvenilir hadis kaynaklarında geçmektedir. Bu da sahihliği konusunda en küçük bir endişeye mahal vermemektedir. Metni incelediğimizde de rivayetler arasında manayı etkileyecek büyük çapta bir farklılık olmadığını görmekteyiz.

Hadisimiz daha çok İslam kardeşliği üzerinde durmuş, Müslümanlar arasındaki ilişkiler açısından önem arzeden hususlara değinmiştir. Bu hususlar; müslümanın müslümana zulmetmeyeceği, tehlike anında yalnız bırakmayacağı, ihtiyacını göreceği, sıkıntılarını gidereceği, kusurlarını örteceğidir. Bu hususları, kısa da olsa ayetlerle ve başka hadislerle destekleyerek açıklamaya çalıştık.

Çalışmaya başlamadan önce aklımıza takılan hususlarla ilgili bir neticeye de ulaşmış bulunmaktayız. Her ne kadar açıkça belirtilmemiş, kayıt düşülmemiş de olsa, bir müslümanın sıkıntılarını gidermenin kapsamına “kul hakkı”nın da girebileceği kanaatimizi pekiştirmiş olduk. Bu hususa özellikle dikkat çekmemizin sebebi, çalışmaya başlama sebebimizle aynıdır. Yaptığımız araştırmalar sonucunda, zerre miktarınca hayrın ve şerrin karşılıksız bırakılmayacağı ayeti uyarınca, Allah’ın affetmeyeceği tek günah olan kul hakkının kişinin üzerinden alınması, yükünün hatrı sayılır biçimde azaltılmasının da bir karşılığı olmalı düşüncesinden hareketle bu hadis-i şerifi dayanak olarak gösterebilmekteyiz. Bize göre en büyük çıkarım bu olmuştur.

Bir de düşüncemize göre “Müslüman” olma kaydının sonradan eklenmiş olabileceği ihtimali, araştırmamız sonucu açığa kavuşmuş, sonradan eklenmediği anlaşılmıştır. Buna karşılık başka hadislerden ve hadis yorumlarından çıkardığımız sonuç, Müslüman olmayan kişilere de yardım edilmesi gerektiği olmuştur. Nihayetinde çalışmamız – bizce – birkaç hususun anlaşılmasına yardımcı olma ihtimali taşımaktadır. Gayret bizden muvaffakiyet Allah’tandır.

 

KAYNAKLAR*

 

Ahmet YÜCEL, Emin AŞIKKUTLU; Sahih-i Buhari’nin İman Bölümü Üzerine Bir Şerh Denemesi, İstanbul 1999-2000, s.17

AĞIRMAN, Cemal; http://agirman.wordpress.com/2007/12/06/ikinci-hadismusluman-muslumanin-kardesidir/  28.12.13 13.05

AYDINLI, Abdullah; Hadis Istılahları Sözlüğü, İstanbul, 2011, 4.baskı, syf.113

BEYHAKİ, Ebu Bekr Ahmed b. El-Hüseyin b.Ali; es-Sünenü’l-Kübra

BEYHAKİ, Ebu Bekr Ahmed b. El-Hüseyin b.Ali; Şu’bul İman

 

CANAN, İbrahim; Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 10/149.

 

ÇAKAN, İsmail Lütfi; İyi Müslüman, Ankara, 2009, 21.baskı,

ÇAKAN, İsmail Lütfi; Sahabe Kıvâmı, İstanbul, 2011, 2.baskı, syf.

ÇAKAN, İsmail Lütfi; Seçme Hadisler, İstanbul, 2008, 1.baskı

HORASANİ, Ebu’l Abdurrahman Ahmed bin Şuayb bin Ali; Sünen-i Kübra, 6, 467

İBN HİBBAN; Sahih İbn Hibban bit- Tertib ibn Belban

NEVEVİ, İmam; Riyazüssalihin

TABERANİ, Ebu’l Kasım Süleyman b. Ahmed b. Eyyub el- Lahmi;  Mu’cemul Kebir, 12, 287

ÖZEN, Şükrü; “Leys b.Sa’d”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 164-168

 

http://duadostlugu.com/dualar/topic/sikintilari-gidermek-kusurlari-affetmek-hadisler, 28.12.13 12.55

http://www.siyerinebi.com/ibn-i-sihab-ez-zuhri-124741.html, 16.01.2014 00.05

 

http://www.mumsema.com/arap-islam-alimleri/194467-kuteybe-bin-said-es-sekafi-hayati-hakkinda-bilgi.html, 16.01.2014 00.14

 

 

*Kaynaklara Kütüb-i Sitte gibi temel hadis kaynakları alınmamıştır.

 

[1] Buhari, Mezalim 3 (2442)

[2] Müslim, Birr 58, (2580)

[3] Tirmizi, Hudud 3, (1426)

[4] Ebu Davud, Edeb 46, (4893)

[5] Ahmed b.Hanbel, Müsned, IX, 463(5646)

[6] Taberani, Mu’cemul Kebir, 12, 287 (13137)

[7] Beyhaki, Şu’bul İman, 10, 88 (7208)

[8] Beyhaki, Sünen-i Kebir, 6,157 (11512)

[9] İbn Hibban, Sahih İbn Hibban bit- Tertib ibn Belban, 2, 291 (533)

[10] Ebul Abdurrahman Ahmed bin Şuayb bin Ali Horasani, Sünen-i Kübra, 6, 467 (7251)

[11] Ahmet Yücel, Emin Aşıkkutlu, Sahih-i Buhari’nin İman Bölümü Üzerine Bir Şerh Denemesi, İstanbul 1999-2000, s.17

[12] El-Hasenu’s-Sahîhu’l-Garib: 1.Rivayetlerinin birbirini desteklemeleriyle sahih derecesine yükselmiş olan hadisin bu rivayetleri arasından kendisinde bir gariblik görünen rivayeti. 2.Tek senedle rivayet edilmiş olan, ancak bu senediyle sahih mi, hasen mi olduğu kestirilemeyen hadis. Abdullah Aydınlı, Hadis Istılahları Sözlüğü, İstanbul 2011, s.113

[13] El-Mektebetüş-şamile

[14] Ahmet Yücel, Emin Aşıkkutlu, “Sahih-i Buhari’nin İman Bölümü Üzerine Bir Şerh Denemesi”, İstanbul 1999-2000, s.17

[15] http://www.siyerinebi.com/ibn-i-sihab-ez-zuhri-124741.html 16.01.2014 00.05

[16] Özen, Şükrü, “Leys b.Sa’d”, D.İ.A, 164-168

[17] http://www.mumsema.com/arap-islam-alimleri/194467-kuteybe-bin-said-es-sekafi-hayati-hakkinda-bilgi.html   16.01.2014 00.14

[18] Müslim, Zikr: 38, (2699); Ebû Dâvud, Edeb: 68, (4946); Tirmizî, Hudud: 3, (1425); Birr: 19, (1931); Kırâat. 3, (2946); İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 10/149.

 

[19] Tirmizî, Birr: 17, 18, (1927, 1928, 1930); Müslim, İman: 95, (55); İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 10/150.

 

[20] İsmail Lütfi Çakan, “İyi Müslüman”, Ankara 2009, syf. 89-90

[21] Buhârî, İman 7; Müslim, İman 71, 72; Tirmizi, kıyamet 59; Nesai, İman 19, 33

[22] İsmail Lütfi Çakan, “Sahabe Kıvamı”, İstanbul 2011, syf.33

[23] Prof. Dr. Cemal AĞIRMAN  http://agirman.wordpress.com/2007/12/06/ikinci-hadismusluman-muslumanin-kardesidir/  28.12.13 13.05 (Fikir iktibası yapılmıştır)

 

[24] İmam Nevevi, Riyazüssalihin (247.hadisin açıklaması)

[25] Buhârî, İman 4, 5, Rikak 26; Müslim, İman 64-65; Ebû Davud, Cihad 2; Tirmizi, Kıyamet 52, İman 12; Nesai, İman 8, 9, 11, Darimi, Rikak 4,8; Ahmed b. Hanbel II, 160, 163, 178, 191, III, 154, 372, 391, 440: IV, 114, 385; VI, 21, 22

[26] http://duadostlugu.com/dualar/topic/sikintilari-gidermek-kusurlari-affetmek-hadisler 28.12.13 12.55

[27] İmam Nevevi, Riyazüssalihin (247.hadisin açıklaması)

[28] Buhari, Mezalim 4, İkrah 7; Tirmizi, Fiten 68

[29] Bu başlık, hadisin seçildiği kaynak olan, İsmail Lütfi Çakan’nın “Seçme Hadis Metinleri” kitabındaki başlıkla aynıdır. (içerik aynen alınmamıştır)

[30] Ebû Davud, Büyü', 52; İbn Mâce, Ticârât, 26

[31] En’âm 6/160

[32] Rahman 55/60

KATEGORİDEKİ DİĞER YAZILAR

Videolar

  • Nuh Arslantaş: Mustafa Öztürk'le Din ve Hayat: Kur'an'da Yahudilik (Kanal 24 - 27.09.2014)
  • Kinder über den Islam - Ammar und Umeyr
  • Die Spaltung der Umma (Siffin-Tahkim)

Foto Galeri

<p>Yeni Ti-Entertainment.com hakkındaki görüşünüz?</p>