Ti-Entertainment

MEHMET NURI YOZGADININ HAYATI VE HUKUK-U EMVAT ADLI RISALESININ TERCUMESI VE SADELEŞTİRMESİ Service

MEHMET NURI YOZGADININ HAYATI VE HUKUK-U EMVAT ADLI RISALESININ TERCUMESI VE SADELEŞTİRMESİ

Pdf dosyası: ayse_aktas_bitirme_odevi.pdf

T.C. MARMARA ÜNVERSTESİ İLAHYAT FAKÜLTES

TEMEL SLAM BLMLERANABLM DALI SLAM HUKUKU ANABLM DALI

MEHMET NURYOZGAD’NN HAYATI VE HUKUK-U EMVAT ADLI RSALESNN TERCÜMESVE SADELETRMES

Bitirme Ödevi

Danıman
Prof. Dr. Kemal Yıldız

Hazırlayan Aye Akta

stanbul, 2013

 

 

NDEKLER

Sayfa No GRİŞ ................................................................................................................................3

BRNCBÖLÜM

MehmetNuriYozgadi’ninHayatı ..................................................................................3

KNCBÖLÜM
Hukuk-u Emvat Adlı Risalenin Tercümesi ve Sadeletirmesi........................................4

SONUÇ...................................................................................................................................33 BBLYOGRAFYA ...............................................................................34

3

GRİŞ

Ölü haklarıyla ilgili Arapça literatürde mebzul miktarda çalıma olduu halde, Türkçe yazılmıkapsamlı kitaplara rastlanılmamaktadır. İşte Yozgatlı Mehmet Nuri Efendi’nin Osmanlı Türkçesiyle yazılmıbu risalesi bu ihtiyaca binaen yazılmıbir risaledir. Risale bir mukaddime ve on iki bölümden olumaktadır. Mukaddime de techiz, tekfin ve kabir ziyaretinin keyfiyetinden bahsedilmektedir. Dier on iki bölümdeyse sırasıyla u konular ele alınmaktadır. Yalnız tövbeyle affedilebilecek ve affedilemeyecek günahlar, Allah haklarından olup yapılmayıp terk edilen ibadetlerin nasıl kaza edilecei, yeminin kısımları, kul hakları, farz ve vacip olan ibadetlerin kazası ve kaza edemedii zaman derece itibariyle vasiyet etmenin yolları, vasiyetin kısımları, vasiyetin bidatleri, açıklanan artlara riayet edenlerin mükâfatları ve duanın kabul artlarıdır. Günümüz Türkçesine aktarılıp deerlendirilecek olan bu çalımayla birlikte hem müellifin hem de hacmi küçük telifin tanıtımına katkı salamak amaçlanmaktadır.

BRNCBÖLÜM
MEHMET NUR
YOZGAD1’NN HAYATI

“Mehmet Nuri Yozgadi 1863 yılında Yozgat’ın Büyükincirli köyünde domutur. Babası brahimoullarından Ali Efendidir. Mehmet Nuri Hacı Bektarütiyesini baarı ile bitirdikten sonra imam hatip olarak köyünden ayrılır.”2 Kendisi Yozgat’ın mehur airlerindendir. “iirlerini bir defterinde toplayan Mehmet Nuri aruz ve hece veznini kullanarak tertip ettii bu iir defterini çocuklarına bırakmıtır.”3 Mehmet Nuri Yozgadi Bozok Lisesi din dersleri muallimi görevinde bulunmutur. 1922 yılında vefat etmitir. iirlerinden bir bölüm öyledir:

Nefs ile yandı canım ya ilahi kıl meded ben fakir-i natüvanım ya lahi kıl meded
Bir kelam için müdam dil bülbülü eyler neva söylemez gonca dehanım ya
lahi kıl meded Olmuam mecnunu bir kere visaliyle n’olur lutf ede Leyla civanım ya lahi kıl meded Dümüem bu gurbete yardan oldum baid gurbetin vara cananım ya lahi kıl meded Firkat-i dildar ile nuri kulun der subh u am artmasın böyle figanım ya lahi kıl meded

1 Adı geçen şahıs hakkında çok fazla malumat yoktur. Bulunan bu bilgiler bu risalenin müellifinin risalesini yazdığı yılla aynı yıllarda olduğu için bu risalenin müellifi olan Mehmet Nuri Yozgadi’nin hayatıyla ilgili bilgiler olması ihtimalinden dolayı bu bilgiler verilmiştir.
2 http://www.turktoresi.com/viewtopic.php?f=58&t=927&sid=aa258d56c6598504bfa555a303a06ca3&start=10 3 http://www.turktoresi.com/viewtopic.php?f=58&t=927&sid=aa258d56c6598504bfa555a303a06ca3&start=10

4

KNCBÖLÜM
HUKUK-U EMVAT ADLI R
SALENN SADELETRMESÖLÜ HAKLARI

" كل نفس ذائقة Eser Mehmet Nuri Yozgadi Bozok Lisesi din dersleri muallimi. Bu risalede ayeti celilesi gereince ölüm acısını tadacak akıl sahiplerinden her mükellefin bilmesi الموت" gereken konular tam bir itinayla yazılmıtır.

MAMLARA UYARI

Evet, biz her eyde noksan davrandıımızı itiraf etmeliyiz. Maddi vasıtalardan kat-i nazar edip maneviyata özellikle de ölü haklarıyla alakalı Arapça yazılan ve kütüphanelerimizi dolduran ciltlerce kitap olduu halde bugün elimizde ölü haklarıyla ilgili meseleleri hakkıyla açıklayacak bir kitap bulunmamaktadır. Teçhiz ve tekfin, Allah hakları, kul hakları, vasiyet etme ve vasiyet etmeme durumunda ıskat-ı salât ve kefaret, yemin, oruç fidyesi, oruç kefareti ve kazaya kalan oruçların ne suretle devir olunacaı, ölünün defninden önce ve sonra Kur’an ve dua okuma, mevlit okuma, yemek yedirme, tövbe etme, ölüm döeinde olan kiiyi ziyarete gelenlerin vazifeleri gibi konuları içeren Türkçe yazılmıbir kitap görülmedi.

er-i meseleleri aratırmaya mukadder olmayan bazı mahalle ve köy imamları ve özellikle zamanımızdaki müderris ve âlim geçinenlerin birçou da bu gibi meseleleri aratırarak eriata uygun bir ekilde ölünün haklarını korumaya tenezzül etmedikleri görülmektedir.

Bu yüzden hali hazırda bulunan kimselerin etmioldukları vasiyetlerin dahi yerine getirilmedii görülmektedir. Ve birtakım helal ve haramı ayırt edemeyen görünürde meslek-i ilmiye adı altında bu suretle geçinen yiyicilerin yemelerine maruz kaldıı ve çok kere de bu karııklıktan istifade ederek yetimlerin malları ölünün vasiyeti yokken boyere satılarak sadece bir görenden ibaret olmak üzere birkaç imam ve fukaranın toplanmasıyla ıskat-ı salât yoluyla umumi bir devir4yapılarak mevcut parayı aralarında gelii güzel bir taksim yapmalarının ne kadar hatalı olduu bu risalede anlatılacaktır. Maksadımız yanlıanlaılmasın. Vefat edenlere ıskat-ı salât, yemin kefareti, oruç gibi hayır ve hasenat

4 Iskat-ı salât devrinin nasıl yapılacağı bu konuyla ilgili olan bölümde gelecektir.

5

yapılmasın demek olmayıp ancak eriata uygun bir ekilde bu risalede açıklandıı gibi hareket edilsin demektir.

Ancak bu küçük kitabı yazmaktan yegâne maksat ve emelimiz “Her nefis ölümü tadacaktır” ayetince ölüm acısını tadacak her nefis için özellikle akıl sahiplerinden mükellef geçinen zatları manevi mesuliyyetden kurtarmanın yolunu göstermektir. Bu mukaddimeden deerli okuyucuya uyarımız dünyadan göçen ölülerimizin haklarına riayet edilmedii durumda hem ölü borçlu hem de alanların aldıı para helal olmadıı görülmekle her iki cihette de muavenet, ölülerin ve dirilerin hukukunu korumak bir takım görenek olarak almıolduumuz kötü adetleri terk ettirmektir.

Sermayenin azlııyla beraber sebepler ve bazı vesileler dolayısıyla bir hizmet olur ümidiyle bu ufak kitabı yazmak mecburiyetini hissettim. Balıca emelim ancak din kardelerimin hayır duasıdır. Tevfik Allah’tandır.

17 Haziran 1340 Muallim Mehmet Nuri

RSALENN KAYNAKLARI

1-bn Abidin
2-Damat
3-Halebî
4-Merakıl Felah
5-
mam Birgivi’nin Celai’l kulubu ve vasiyetnamesi 6-erhi Kadı Zade

7-Hacı Zihni Efendi’nin Eserleri
8-Nazım Bey’in malumatı diniyyesi 9-Hadislerde Camiu’s Sa
ir’den alınmıtır. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

MUKADDME
Ölüm döeinde olan kiiyi ziyaret etmek, techiz, tekfin, kabir ziyareti, ölülere tasadduk. 1.Bölüm: Yalnız tövbeyle affolunabilecek günahlar ve affolunamayacak günahlar.

6

2.Bölüm: Allah haklarından olup terk edilen er’en kaza edilmesi gereken amellerin nasıl kaza edilecei.

3.Bölüm: Yeminin kısımları 4.Bölüm: Kul hakları

5.Bölüm: Farz ve vacip olan amellerin kazası ve kaza edemedii surette derece itibariyle vasiyet etmenin yolları.

6.Bölüm: Üzerinde bulunan hakların hesaplanıp mallarından verilmesini vasiyet etmek, yetmedii zaman gurema taksimi hesabıyla nasıl taksim edilecei.

7.Bölüm: Vasiyetin kısımları
8.Bölüm: Vasiyetin bidatleri
9.Bölüm: Vasiyetin vasıfları
10.Bölüm: Devrin vasıfları
11.Bölüm: Bu açıklanan
artlara riayet edenlerin ahrette alacakları mükâfatlar. 12.Bölüm: Duanın kabul artları.

ÖLÜM DÖEĞİNDE OLAN BR KİŞİYZYARET ETMEK
Ölüm döeinde olan bir kimsenin ziyaretine gittikten sonra hastanın ruh hallerini tetkik

eden kiiye düen vazifeler aaıda gelecektir.

1-Rahatsızlıın sebebini sorup, Allah’ın izniyle ifa bulacaını söylemek ve teselli etmek.

2-Allah haklarından ve kul haklarından ne kadar borçlu ise bu konuyla ilgili olan bölümde açıklanan artlara uygun olarak ayrı ayrı tayin ve tahdid ederek mallarından vasiyet etmesini ve Cenab-ı peygamber Efendimiz’inde ölüm döeindeyken Ashabını toplayıp söylemiolduu mübarek sözleri hatırlatmayı da unutmaz.

3-“Allah kullarının tövbesini kabul eder ve günahlarını baılar”. Cenab-ı Allah artlarına uygun kullarından tövbe edenlerin tövbelerini kabul eder ve günahlarını affeder. Yani günahları sebebiyle hak ettikleri azaplardan fazlu keremiyle vazgeçer. Misalindeki ayeti celile ile “günahından tövbe eden sanki o günahı ilememigibidir.” “Allah Teâlâ’nın korkusundan

7

dolayı ihlâslı bir ekilde tövbe eden insanlar sanki günah ilememigibidir.” Manasını ifade eden hadisi erifleri ve dier er’i nassları aynen veya misalen okuyarak tövbe edip tövbekâr olmasını münasip bir dille söyler.

Tövbe ve istifarın ölüm getirmeyecei hatta "ليغفر الله ما تقدم من ذنبك و ما تأخر" ayeti celilesi anında nazil olan iki cihan günei Efendimiz (s.a.v) bile her gün yüz defa bir rivayete göre de yetmidefa “ سبحان الله العظيم و بحمده استغفر الله“ diyerek tövbe edip tövbekâr olduklarını da ilave eder.

4-Ölüm döeinde olan kii kıble tarafına sayanına yatırılır. Arkası üzerine yatırmak da caizdir. Fakat baı biraz kaldırılmalıdır. Bunlar meakkatli olursa olduu hal üzere bırakılır. Nedben veya vücuben kelime-i ehadet veya tevhid telkin edilir.5Fakat kiiye söyle söyle diye emretmez, hem de bir defa demesi yeterlidir. Ölüm döeinde olan kiinin yanında Yasin ve Rad suresini okumak mendubdur. "اقرؤا على موتاكم يس" ölülerinize Yasin suresini okuyun hadisi erifi buna iaret etmektedir. Ölüm döeindeki kiinin harareti varsa azına pamukla zemzem veya su vermek müstehaptır. Öldüü zaman çenesi balanır gözü kapatılır ve ayakları uzatılır. Yıkanıncaya kadar Kur’an okunmaz defni için ne gerekiyorsa hemen temin edilir. Yıkamak, kefenlemek, cenaze namazını kılmak, cenazeyi götürmek ve kabre koymak hakkındaki meseleler fıkıh kitaplarında ayrıntılı bir ekilde açıklanmıtır. Bu yüzden burada tekrardan açıklama ihtiyacı hissedilmemitir. Mümkün olduu kadar yanında kadın ve çocuk bulundurulmamalıdır. O anda ölüm döeinde olan kiinin yanında iyi insanlar bulundurulmalı ve bu insanlar hastanın selameti ve eytanın errinden korunması için dua etmelidirler. Ruhu çıktıktan sonra mevtanın etrafında üç veya yedi defa buhurdanlıkla koku dolatırmak evladır. Öldükten sonra saç kesmek, koltuk altı temizlii yapmak, tırnak kesmek gibi eyler yapılmaz.

" استغفر الله العظيم الكريم الذي لا اله الا هو التواب Eer gerekirse hasta duyacak kadar alçak bir sesle-5 Allah’ım benden bulua girdiim zamandan bu zamana kadar her ne kadar günah ve الرحيم" isyan sadır olduysa ben onların hepsinden tövbe ettim, yaptıklarıma piman oldum, bir daha yapmayacaıma kesin bir ekilde azmettim. Allah’a iman ettim, Allah’ın katından gelenlere de iman ettim, Allah’ın peygamberine de iman ettim, peygamberin getirdiklerine de iman ettim, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahret gününe, kadere, hayrın ve errin Allah’tan olduuna, ölümden sonra tekrar dirilmeye iman ettim, diyerek kelime-i ahadet getirir ve

5 Efendimiz(s.a.v) şöyle buyurmuştur. “Son sözü La ilahe illallah olan kişi cennete girer.” Dünyada son sözü la ilahe illallah olan mümin ya önce ya da azaptan sonra cennete girer.

8

tövbe eder. Tabi ki tövbekâr olmak sadece ölüm döeindeki kiiye mahsus bir ey deildir. Her mükellef açıklanan ekilde her gün akam sabah tövbe etmesi bir görev olduu gibi gereine göre nikâhlarını da tazelemeleri gerekir. Nikâh tazeleme öyle yapılır: Nikâhımda bulunan hanımımın nikâhında üphe olduysa onun tarafından vekâlet ve kendi tarafımdan asaleten eski ekilde olduu gibi aldım kabul ettim diyerek hazır bulunan cemaat içerisinde böylece nikâhlarını tazelerler. Fakat bir kere erkek hanımından nikâh tazelemek için vekâlet almalıdır. Bu ekilde nikâh tazelemek küçük üpheler üzerine olabilse de kesin bir küfür kelimesinde veya talak vermek gibi bir halin vuku bulmasında böyle umumiyetle yapılan nikâh tazelemeyle hanımı helal olmaz.

TEÇHZ6 VE TEKFN

Bir kiinin vefatında teçhiz ve tekfin, borçlar ve vasiyeti ile varisler veresetinin miktarını güzelce belirledikten sonra eriatın emrettii gibi" تقديم الاهم على المهم " en önemli olan ey önemli olana öncelenir. Kaidesi gereince u sıralamaya göre ilem yapar.

1-Sünnette7 göre cenazenin malından teçhiz ve tekfinle balanır.8 Eer mevtanın malı yoksa teçhiz ve tekfin üzerine nafakası vacip olanlara, bunlarda müflis ise, beytülmale, beytülmalde de para yoksa bütün Müslümanlar üzerine eer bunlarda gayret edip yeterli miktarda bulup teçhiz ve tekfin yapmazlarsa bilenlerin hepsi günahkârdır.

2-Borçları ödenir.
3-Geçerli olan vasiyetleri yerine getirilir. 4-Varisler arasında malı taksim edilir.

bn Abidin’in açıklamasına göre malda azlık verese de çokluk olsa veya mevcut olan malına karılık borcu olsa kefen-i kifaye ile yani erkeklere iki kat kadınlara üç kat ile yetinilir.9 Kefen-i kifayeden fazlasını alacaklıların men etmeye hakları vardır. Hatta borçlu olan ölü için satıldıında kıymeti olan bir kefen varsa kadı onu satıp kefen-i kifaye ile ölüyü kefenlettirir geriye kalanı da alacaklılara verir. Durum böyleyken geçen tertibe riayet etmeksizin ölünün malından önce görenee uyup hatim yapmak ve kırkında mevlidi-i erif evrad ve ezkar okutmak ve vefatının ilk Perembe günü helva çaldırmak veya ölünün öldü

6 Teçhiz bütün Müslümanlar üzerine farzdır.
7 Kefende sünnet olan erkeklerde üç kat, kadınlarda beş kattır.
8 Bu konuda ayrıntılı bilgi almak isteyen fıkıh kitaplarına başvurabilir.
9 Bir de Kefen-i zaruret vardır ki: Erkek, kadın için ne bulunursa ona sarılarak defnetmektir.

9

gün veya haftasında veya kırkıncı gününde, ay ve sene baında yemek yedirmek gibi bir takım harcamalarda bulunmak er’en sahih deildir. Eer varisler anlatılan bu sıralamaya riayet etmeksizin gelii güzel yaparlarsa kayıp olanın, küçüün ve deli olanların hisselerini tazmin etmeleri gerekir.

DEFNDEN SONRA TAZYE

" من عزى مصابا فله ve "ما من مؤمن يعزي اخاه بمصيبة الا كساه الله تعالى من حلل الكرامة يوم القيامة "10 hadisi eriflerine göre kadın ve erkek için taziye müstehaptır. Taziye ölünün اجر مثله"11 defninden sonra kendi evine bir defa olur. Ölünün akrabalarının hepsi taziye olunur. Zira cenabı Cafer ve Zeyd bin Harise’nin ahadetlerinde ashabı kiram geldiler Efendimiz (s.a.v)’i taziye ettiler. Taziye den kii ölünün ailesine “hüküm Allah’ındır” Allah sizlere ömür versin gençlerinize rahmet ve sizlere sabrı cemil bol ecir ihsan buyursun, gibi sözler söyler. Üç günden fazla- kayıp olmadıkça- taziye caiz deildir. Zira taziye devam ettikçe ölünün ailesinin elem ve kederleri artar. Mersiyehanların yani mersiye okuyucuların ölünün iyi vasıflarını sayarak alaması ve ölenin silah ve elbisesini ortaya atarak figan edilmesi cahiliye adetlerinden olduu için yasaktır. Fıkıh kitaplarında açıklandıı üzere eer ölü kendi üzerine alanmasını vasiyet ederse günahkâr olur.12 Yok, vasiyet etmeksizin yapılırsa günah ve vebal edendir. Zaten yasak olan da yüksek sesle alamaktır. Yoksa elinde olmadan, gözünden yagelmesinde günah yoktur. Hatta peygamber Efendimiz (s.a.v) olu brahim vefat ettii zaman mübarek gözlerinde yalar aktıı esnada ashabı kiram sordular: Alamak yasak deil mi? Efendimiz (s.a.v) ‘de öyle cevap verdi: Kalp mahzun olur ve gözde alar buyurdular. nsan mümkün olduu kadar musibete karı sabırlı olmalıdır.

KABR ZYARET

Defin ve ziyaret gibi sahih bir ihtiyaç olmadıkça mezarları çinemek günahtır. Hadis-i erifte "لان يطأ الرجل على جمرة خير من ان يطأ على قبر" atekoruna basmak kabre basmaktan ve kor " كنت نهيتكم عن زيارو القبور الا فزوروها .üzerine oturmak mezar üzerine oturmaktan daha hayırlıdır

slam’ın balarında kabir ziyaretini فإنها ترق القلب و تدمع العين و تذكر الآخرة و لا تقولوا هجرا" yasaklamıolsam da slamiyet’in kuvvetlenmesinden ve cahiliye adetlerinin ortadan kalkmasına binaen ölülerinizi ziyaret ediniz. Zira kabri ziyaret etmek kalben tefekkür ve ibret

10 Bir mümin, bir felakete uğrayan din kardeşini taziye ederse Cenabı hak kıyamet gününde keramet halleri getirir.
11 Bir felaketzedenin yardımına koşan bir mümine Cenab-ı Hak mükâfat ihsan eder.
Eğer bir kişi ehline öldükten sonra ağlamalarını vasiyet ederse ölünce“
انما يعذب الميت ببكاء اهله اذا اوصى بذلك. 12 onların ağlamalarından dolayı azap görür.” İbn Abidin, cilt.1,s.633

10

nazarıyla bakmayı gerektirdii gibi ahreti de düündürür. Siz “ölülerinizi hayırla anın” hadisi erifine göre ölen bir kardeiniz hakkında kötü eyler söylemeyiniz yani hayır ile yâd ediniz hadisince kabir ziyareti erkek olanlar için mutlak bir ifadedir. Her ne kadar bazı âlimler kadınlar için sahih deildir dediyse de doru olan bir fitneye sebep vermedikçe kadınlarında ziyaret etmelerine ruhsat verildiidir. Bu ziyaret yüksek sesle alamaksızın ibret almak, ölüye rahmet dilemek ve ruhuna okumak maksadıyla olursa caizdir. Eer kabri ziyaret Cuma veya dier mübarek günlerde olursa sevabı daha çoktur. Ulemadan Muhammed bin Vasi hazretleri diyor ki ölüler onları Perembe günü, Cuma günü ve Cumartesi günü ziyaret edenleri bilirler. " السلام عليكم دار قوم مؤمن و انا ان ;Ziyaretin adabı ziyaret edilecek kiinin ayak tarafından gelerek

der.13 Bundan sonra ayaktayken dua eder. Oturmak isterse dünyadaki شاء الله بكم لاحقون" mertebesine göre uzak ve yakın olarak kıble tarafına oturur. Sonra Fatiha suresini, Bakara suresinin önünü, Ayetel kürsiyi, Tekasür suresini, Amenerrasuluyü, Duha suresini ve bildii surelerden okuyup sevabını Ravzayı Mutahharaya, bütün Müslümanların ruhuna ve özellikle de okuduu ölünün ruhuna hediye eder. Hatta bir ziyaretçi ihlâs suresini on bir defa okuyup sevabını bütün Müslümanların ruhlarına baılarsa ölülerin sayısınca okuyan kiiye sevap verilecei hadisi erifte varit olmutur.14 Bu münasebetle ziyaret için uzak mahallelere gitmek gerekip gerekmediini de anlatmak isterim. Bir kimse filan tekkeyi ziyaret ve filan ocak fukarasına Allah rızası için15, kurban16 aramak ve bu maksatla yol tedarikini görmek için yola çıkmaya hacet yoktur. Hangi tekkeyi veya hangi evliya fukarasına adak adamısa filan maksadının gerçeklemesi için adamısa o adaı bulunduu mahallede yapıp adadıı mahalle kadar gitmese de olabilir. Zira adakta zaman, mekân, para ve ahıs tayinine itibar yoktur. Mesela filan günü filan mescitte namaz kılmayı adayan bir kimsenin baka bir günde ve baka bir mescitte namaz kılması, filan fakire bir mecidiye sadaka vereyim adaım olsun diyen kimsenin dier fakire baka çeit akçe vermesi caizdir.

Fıkıh kitaplarında öyle geçmektedir. Ancak üç mescit için ziyarete gitmek ve bu üç mübarek makama yolculuk yapmak gerektiini gösteriyor. Beyti Muazzama, Ravzayı Mutahhara ve Mescid-i Aksadır.

13 Rahat ve selamet müminlerin evi olan, kabristanda bulunan mevtaların üzerine olsun, biz de Cenabı hakkın murat ettiği gün siz kavuşacağız.
من قرأ الإخلاص احد عشر مرة ثم وهب اجراها للاموات اعطا الله من الأجر بعد الوفات .Hadisi şerif şöyledir 14
15
Adak bir çeşit ibadet olduğundan Allah’tan başkası için caiz değildir. Buna binaen türbeler mum, para adamak doğru olmadığı gibi verilen parayı kabul edenlerde haram işlemiş olurlar. Şu kadar ki Allah için falan türbenin fukarasına mum adamak olsun veya hastam iyi olursa Allah için bir helva pişirip filan tekkenin fukarasına yedireyim demekle adak sahih olur.

16 Kurban kesilmesi caiz olan hayvanlar: Deve, sığır, inek, öküz, manda, koyun ve keçidir. Yoksa koyun niyetiyle Mecusiler gibi tavuk ve horoz ve buna benzer hayvanları kesmek mekruhtur.

11

ÖLÜLER N SADAKA VERME VE DUA ETME

Ölülere okuma ve hâsıl olan sevabı geçmilerin ruhlarına hediye etmek bahsinde bn Abidin’in ibaresi maksadımızı teyit ve isbata kuvvet verir ümidiyle aynen zikretmeyi münasip "و في البحر: من صام او صلى او تصدقو جعل ثوابه لغيره من الاموات والاحياء جاز و يصل توابها عند اهل .gördüm

Bir kimse oruç tutsa veya namaz kılsa veya sadaka verse bu hayırlı amellerinden hasıl السنة" olan sevabı ölülerden ve dirilerden birisine baılasa ehli sünnet göre bu hediye sahih ve sevabı onlara vasıl olur. 17

Hazreti Enes (r.a) “ Ya Resulallah biz ölülerimizin ruhları için tasadduk, hac ve dua ediyoruz. Bu hayırlı amellerin onlara faydası olur mu? Diye sormutu. Evet, cevabını almı18. Sünen-i Ebu Davud ve Beyhaki’de hazreti Osman (r.a)’ın rivayetiyle zikr olunur ki Efendimiz(s.a.v) ölüyü gömdükten sonra hemen dönmezdi. Orada bulunanlara hitaben öyle buyururdu: u vefat eden kardeiniz için Cenabı haktan affını isteyiniz ve kendisine temkin ihsan etmesini talep ediniz o imdi münkerin sorularına maruz bulunuyor. İşte bunun gibi deliller ve ahitlerden anlaılıyor ki ölünün adına yapılan dua ve yapılan ibadetlerden ölünün faydalanacaı tezahür etmektedir.19

BRNCBÖLÜM

Günahlardan bir kısmı tövbe bahsinde açıklandıı gibi tövbe etmekle Allah’ın affına mazhar olsa da ikinci bir kısım daha vardır ki yalnız tövbe ile affedilmeyip kaza edilmedikçe ahrette azaba urar. İşte bu iki kısım günahların affının ne yolla olacaını birinci ve ikinci bölümlerde açıklamaya çalıacaız.20

Kuldan sadır olan günahlar iki kısımdır: 1-Allah Teâlâ’nın Hakları
2-Kul ve mahlûkat hakları

Allah hakları ikiye ayrılır

و الدعوات تأثير بليغى: وقد ينفعه اصحاب الضلال 17
فقال نعم انه ليصل وةيفر حون بهكما يفرح احدكم بالطبق إذا امدى الي 18
Efendimiz(s.av) tüyü beyaz ve لما روى ان النبي صلى الله عليه و سلم " ضحى بكبشين املحين احدهما عن نفسه والآخر عن امته." 19 siyah ile karışık iki koç kurban etti birinin sevabını kendine, diğerinin sevabına da ümmetine bağışladılar.
20 Ta ki her günahkâr tövbe yollarını tamamıyla anlayıp tövbe kapısı kapanmadan önce günahlarının affedilip bağışlanması için çare düşünsün. Tövbe kapısının kapanması demek yani hayata veda etmek ya da kıyametin kopmasıyla tövbekâr olup günahlarımdan tövbe etmesinin zamanının geçmesinden kinayedir.

12

1- çki türlerini seven, rakı ve dier sarholuk veren içkilerden tutun hatta nargile içmek, domuz eti yemek, leyemek gibi dereceleri itibariyle vücuda zarar veren ve günah ve mekruh olan eyleri ilemive sonra Allah korkusundan piman olmuve samimiyetle tövbe etmise, ite bu çeit günahları Cenab-ı Hak affeder.

2- Bu ikinci tür günahlar ise yalnız tövbe ile affedilemeyip ancak artlara uygun bir ekilde tövbe ettikten sonra üzerinde bulunan hakları da kaza etmek gerekir.

Allah haklarından olup kaza edilmesi gereken bu ikinci kısım günahlar farz ve vacip olan namazlar, zekâtı, haccı, yemin ve oruç kefaretini, fıtır sadakasını, kurbanı ve adakları terk etmek gibi günahlardır. İşte bir mükellef bunlardan birini yapmayıp sonra da pimanlıkla tövbe etse tövbesi tamam olmadıı gibi ilahi azaptan da kurtulamaz ancak terk ettii amellerini kaza ederse kurtulur. İşte böyle emrolunduysa her mümin muvahhidin zaman dolmadan bütün günahlarından tövbe etmesi ve kaza etmesi gereken amellerini hemen kaza etmesi gerekir ki bir an önce borcundan kurtulsun ve ilahi affa mazhar olsun.

KNCBÖLÜM

Bu bölümde Allah haklarından olup terk edilen ve er’en kazası gereken amellerin nasıl kaza edilecei açıklanmaktadır. Bir Müslüman akil, baliolmasıyla er’en namaz, oruç; zengin ise zekât, hac, kurban ve fıtır sadakası gibi birçok dini emirlerle mükellef olur. Eer bu insan bu amellerinden birini terk ederse dereceleri itibariyle kazası farz veya vacip olur.

Önce namazın kazasından balayalım.21 Bir mükellef ne kadar yani kaç vakit namaz kılmadıysa onları hesap eder ve hepsini kaza etmesi farzdır. Kaza ederken hangi namazın kazasını ediyorsa niyet ederken söylemesi gerekir. Eer kazaya kalmınamazlarının sayısı belli deilse u ekilde hesap edip bulur. Mesela, kaç sene yaadıysa onu hesap edip aklı ne kadar namazım kazaya kaldı diye hükmederse o kadar miktar da namazın kazası edası gibi farzdır. Mesela bir insanın yaı kırk iki olup erkek ise on iki kız ise dokuz yaına kadar olan çocukluk dönemi çıkarılıp sonra bu insan otuz sene mükellef yaamıdemektir. imdi bu insan aklıyla hesap eder ki otuz sene zarfında kıldıı namaz ne kadar kılmadıı namaz ne kadardır.

Mesela aklen der ki otuz sene de beyıllık yahut on yıllık, ya fazla ya eksik her ne kadar akli hüküm ederse kıldıı namazları çıkararak kalan namazları kaza etmek farz olur. Fakat

21 Namazı vaktinde kılmaya eda, vaktinin dışında bir vakitte kılmaya da kaza denir. Farz olduğunu bildiği halde terk eden fasık ve asidir.

13

kaza ederken niyette tayin arttır ve öyle yapılır: Mesela sabah namazından itibaren kazaya baladıysa öyle der. Niyet ettim önce üzerimde kazaya kalmıolan sabah namazının farzına tekbir getirerek balar öle, ikindi, akam ve yatsı namazlarında da en önceki üzerime kazaya kalmıolan filan namaza diyerek balayıp bütün kaza namazlarına böyle niyet eder.

Zaten kaza namazı kılmak da iki türlüdür.

1-Sahib-i Tertib olup yani kazaya kalmınamazı altı vakit namazdan az ise kazaya kalmınamazları vakit namazından önce tertible kılması farzdır.

2-Kazaya kalmınamazı altı vakitten fazlaysa bu tertib art deildir. Yani kaza namazı vakit namazından önce de sonra da kılınabilir. Fıkıh kitaplarında açıklandıı üzere yirmi dört saat içerisinde üç vakitte kaza namazı kılınmaz bunların dıında her vakit de gündüzün namazı gecede gecenin namazı gündüzde, seferde kazaya kalan hazar da, hazar da kazaya kalan seferde kılınabilir. Kaza kılınmayan üç vakit unlardır.

  1. 1-  Günein domasından bayram namazına kadar olan vakit

  2. 2-  Zevalde iken yani güneleye yakın tam tepedeyken henüz zeval bulmadıı vakit.

  3. 3-  Günebatarken yani günesararıp batmak üzereyken bu vakitler dıında gece, gündüz,

    akam, sabah özetle her vakit için kaza namazı kılınabilir.

Yukarıda açıklandıı gibi mükellef olan kii ömrünü hesaplayıp günde kaç vakit namaz kaza edebilirse borcundan düürür. Bir an önce borcundan kurtulması gerekir. Yoksa her vaktin arkasından birer vakit namaz kaza etmeyi beklerse sonra ömrü vefa etmeyerek borçlu kalma ihtimali vardır. Gerçekte her farzın arkasında birer vakit kaza kılmak caiz olursa da namazı çok kalmıolanların ömrünün yetmemesi ihtimali vardır. Hemen hemen gece ve gündüz kılmalı ölünceye dek kaza borçlarını bitirmeli yoksa ahretin azabı güç ve iddetlidir.

Kazaya kalmınamazların yalnız farzları ve bir de vitir namazı ve hatta Cuma namazını kılmazsa yine de o günün öle namazı kaza edilir. Yoksa bayram namazı ve sünnetler kaza edilmez.

Özetle, bir günde bir aylık namaz kaza etse bile caizdir. Seferiyken kazaya kalmınamazları ikier rekât, mukim haldeki namazları da dört rekât kaza etmelidir. Hanımlara ezan ve kamet yoktur. Erkeklere her vakti kazada ezan ve kamet sünnettir. Fakat bevakit ve daha fazla kaza namazlarını bir yerde kaza eden erkek için kendisi iitecek kadar bir ezan ve her farz için ayrı ayrı kamet getirmek sünnettir. Bir de vacipleri terk edilerek kılınan veyahut

14

tahrimen mekruh olarak kılınmıolan namazların kazası vacip olduu gibi, balamıolması sebebiyle üzerine vacip olan sünnet ve müstehab namazların dahi kazası yani iadesi gerekir. Ancak bu suretle namazları kaza edip sonunda tövbe edip piman olmakla tövbesi tamam olup ahrette ilahi azaptan kurtulur. Yoksa bin defa tövbe edip piman olsa namazlarını kaza etmedikçe borcundan kurtulmuolmaz vesselam.

Orucun Kazası

Oruçları kazaya kalmıkimselerin bunları kaza etmeleri üzerlerine farz olduu gibi bu kaza orucuna geceden niyet temek gerekir. ki veya üç ramazandan oruç borcu varsa niyet ederken “ evvelki veya ikinci ramazandan üzerime kazaya kalmıolan oruca niyet ettim” der yoksa geçerli bir mazereti yoksa kasten oruçlarını yiyenlerin kaza ve kefaretini dereceleri itibariyle fıkıh kitapları öyle açıklamaktadır. Kaza gerek ramazan orucundan ve gerek dier oruç türlerinden bozulan oruca bedel gününe gün oruç tutmaktır. Senede bir aya mahsus olan ramazan orucunu mükellef kulun zimmetinden düürecek bir er’i bir sebep yoktur. Özürsüz oruç yiyen kimseye terettüp eden er’i hüküm gününe gün oruç tutarak kaza ile beraber kefarettir. Bu fiilin günahı tövbe ve istifar ile sakıt olmaz kefaret bu suçun cezasıdır. Kefaret yalnız ramazan orucunun edası bozulduu zaman gereklidir. Ramazan orucunun kazasında ve dier oruçlarda bozulan oruç için kefaret gerekmez.

Kefaretin Hükümleri unlardır: Üç ekilde ifa edilir

  1. 1-  Bozulan orucu kaza ettikten sonra gücü varsa bir köle veya bir cariye azad etmek,

  2. 2-  Gücü yoksa araya oruç tutmak yasak edilmiolan günlerle yolculuk ve hastalık gibi

    bir özre girmemek üzere geceden niyet etmek artıyla altmıgün sırayla oruç tutmak,

  3. 3-  htiyarlık sebebiyle buna da güç ve takati müsait deilse altmıfakiri günde iki öün doyurmak veyahut yalnız bir fakiri altmıgün akamlı sabahlı beslemek veya yiyecek

    bedelini vermek.

    Köle ve cariye azad etmeye kudreti varken oruç tutmakla ve oruç tutmaya kudret ve

takati varken fidye vermekle kefaret sakıt olmaz. Kefaret oruçlarında pepee ara vermeden tutmak farzdır. Yalnız kadınların hayız hali zaruret olduundan bu durum bir istisnadır. Nifası bile özür sayılmaz.

Vaktinde veremedii zekat borcu

15

Mal sahibi gerek para, gerek ticaret eyası, gerek saime hayvanları olsun borcu olan ve vakti zamanıyla vermedii zekâtlarını hesapla o ana kadar ne miktar zekâtı kaldıysa o miktar veya ticaret eyası ve saime hayvanlar veyahut bunların bedellerini kalmızekâtlarına niyet ederek fakirlere vermesi farzdır.

Haccın Kazası

Eer haccı kazaya kalmıise yani er’i bir engel yokken haccı geciktirmiolanlar fırsat bulduu zaman vakit kaybetmeksizin bir an evvel ifasına gayret etmelidir. Eda etmeyerek ve edasını vasiyet etmeyerek vefat eden kimse günahkârdır. Her halde gücü yetenlerden olup hac görevini yerine getiremeyenler ölüm hastalıında malının üçte birini hac vazifesinin yerine getirilmesi için vasiyet etmesi lazımdır. Vacip olanlar da böyledir. Bir kimsenin kendine zekât, farz olan hac, kurban ve fıtır sadakası vacipken bunları erteleyip yani vermeyip sonra fakirlese yine bunları ifa etmesi gerekir. Akıllı olan kimse her eyin fırsatını kaçırmadan er’i erifte açıklandıı gibi eda etmeye gayret etmelidir. Fakat eda edemedii farzlar ve vacipler için usulüne göre ayrıca vasiyet etmesi gerekir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Bu bölümde yeminin kısımları açıklanacaktır. Fıkıh kitaplarının açıklamalarına göre yemin üç kısımdır.

  1. 1- Yemin-i gamus: Bu yemine yemin-i gamus denilmesinin sebebi bu adam bilerek yalan yere kasten yemin ettii zaman bu yeminin failini dünyada günah ve ahrette azab-ı ilahiyeye daldırdıı için yemini gamus diye isimlendirilmitir. Bu yemin için fitre veya kefaret yoktur. Bu yemin eden kimsenin günah ve vebalden kurtulabilmesi için Allah’a karı tövbe istifar etmelidir. Ve zayi olan kul haklarını tesviyeden baka yolu yoktur.22

  2. 2- Yemin-i Lav: Bu yemine yemini lav denilmesinin sebebi bu adam bilmeyerek ve sözünde sadık olduunu zannederek hatayla yemin etmitir. Yemin eden kiiye kefaret vermesi gerekmedii gibi "لا يؤا خذكم الله باللغو في ايمانكم" ayeti celilesinden anlaıldıı üzere Allah Teâlâ lav yeminiden dolayı kiiyi sorumlu kılmaz.

  3. 3- Yemin-i Mün’akide: Yemin-i münakide mesela arkadaına karı “seninle konumam veya seninle konuursam Allah’ı veya Kur’an-ı inkâr etmigibi olayım gibi” gelecee

الحلف منفعة للسلمة ممحقة للبركة 22

16

dönük olan yemindir. Mesela “gelecekte o arkadala konuursam” diye etmiolduu yemini sonradan bozarsa “و لكن يؤاخذكم الله بما عقدتم الأيمان فكفارته اطعام عشرة مساكين” ayeti celilesi gereince her bir yemine yemin kefareti adı altında yeminini bozduktan sonra saında ayrı ayrı devr etmek artıyla on fakire on fitre vermesi gerekir.23Ancak bu ekilde ilahi müeyyideden kurtulmanın yolu bulunmuolur. Maalesef ilim ehli geçinenlerin birçou yeminin üç kısma ayrıldıını bilmedii gibi hayatım boyunca da yemini münakide ile yemin edip er’en gereken yemin kefaretini saında veren bir ahsı örmedim desem mübalaa etmiolmam.

Bir kimse saında yemini münakideden kaç defa yemin etmise o miktarı yaadıı müddetçe ayrı ayrı birer yemin kefareti vermesi gerekir. Fakat bn Abidin’in Yemin bölümünde yemin çok olduu ve her birine ayrı ayrı kefaret vermenin mümkün olmadıı zamanda mam Muhammed’e göre bir yemin kefaretiyle hepsinin ödenebilecei ve sorumluluktan kurtulabileceini imamlardan naklen zikretmitir.

1-Köle azat etmek.

2-On fakirin sabahlı akamlı karnın doyurmak veya bedelini vermek.

3-On fakiri orta derecede giydirmek. Yemininden dönen bir kimse bunlardan herhangi birini yaparsa sorumluluktan kurtulmuolur. Eer bu üç ekilde olan yemin kefaretinin edasını yapmaya gücü yetmezse geceden niyet ederek üç gün pepee olmak artıyla oruç tutması gerekir. 24 ayet yaadıı müddetçe üzerine vacip olan yemin kefareti borcu varsa malının üçte bir miktarını vasiyet etmesi gerekir. Yoksa mam Birgivi’nin Allah ona rahmet eylesin Türkçe vasiyetnamesinde on yemin vasiyet etmidiye mutlak bir ekilde devreden imamların her ahıs hakkında on yemin verilmesini iaret edilen kiinin vasiyetine binaen amellerde yapıldıı gibi yapılması hatadır. Zaten her yeminde yeminini bozan kiinin on fitre vermesi gerektii Kur’an-ı Kerimde açıklanmıtır. Fakat bir ölünün üzerinde birçok yemin kefareti olsa malının üçte biri de yetmese veya vasiyet etmese yemin kefareti dâhil olur. Kul borcuna binaen bir yemin kefareti verilmesi yeterli olur. Eer veresenin içerisinde yetimlerin veya kayıp olan birinin hakkı varsa ve ölünün de vasiyeti yoksa bunların payları verilmez. Eer büyük varislere hamiyetten verilirse caiz olur. Küçük, kayıp ve deli olan varislerin hisselerinin vasiyet etmeksizin tasarruf edilmesi halinde tazmin edilmesi gerekir.

لا بد من كفاراتىالأيمان من عشرة مساكين و لا يصح ان يدفع للواحد اكثر من نصف صاع يوم للنص على العدد بخلاف فدية الصلاة من 23 رسائل ابن عابدين
24 Bir kimse filan kimseyi öldüreyim veya annemle babamla konuşmayacağım diye bir günah üzerine yemin ederse yeminini bozup derhal kefaret vermesi vacip olur.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

17

Bu bölümde mahlûkatın haklarının hükmü ve yolları açıklanacaktır. Mahlûkatın hakkı ikidir.

  1. 1-  Mal hakkı

  2. 2-  Beden hakkı

Bu haklar dünyada yerine getirilmeyip ahrete kalırsa izordur. Zira fırsat elde iken kul ve hayvan haklarından kurtulmak çareleri düünülmesi nefsine acıyan insanlar için bir borçtur. Efendimiz (s.a.v) bir gün Ashab-ı Kirama hitaben “müflis kimdir?” sorusunu sormutur. Ashab-ı Kiram da nezaketle Allah ile Resulü bilir fakat müflis dünyada malı olmayana derler, cevapları üzerine Efendimiz (s.a.v) öyle buyurmutur. “Müflis o kimsedir ki maher meydanına, namaz ve oruç, zekât ve cihad ve baka ibadetlerle gelir, sonra hak sahipleri toplanarak benim bu kimsede u kadar alacaım var, dieri u kadar, bir bakası u kadar derken bu ahsın sevaplarını tamamen alırlar. Eer sevapları yetmezse hak sahiplerinin günahlarından hakları miktarınca o insana yükletirler. Bu adamda cehenneme atılır. İşte müflis bu insandır ki ahrette sevapsız ve malsız kalır” buyurdular. İşte bunu ibret alıp dünyada iken kul haklarını verip helallemeli veya vasiyet etmelidir.

1-Malla lgili Kul Hakları

Mesela gasp yani zorla malını almak ve sirkat yani hırsızlıkla malını çalmak izinsiz bir ahsın malını yemek veyahut malını telef etmek veya eriatın veya kanunun hilafına hareketle milletin hazinesine zarar vermek. Vazifesine zamanında gelmemesi görev saatini eksik yapması ve tam maaalması, alırken fazla alması verirken noksan vermesi veya umuma yapılan ekmek gibi eyleri normal gramından biraz daha düük yapmak. Sebzeleri ve meyveleri belirlenen fiyattan fazla bir fiyata satmak, erzak daıtmakla görevli olan bir memurun hak sahiplerinin haklarından noksan vermesi gibi haklardır.

Yalan yere ahitlikle bir hakkı iptal, ya da haksız yere zalimlere ikâyet etmek veya hile, yalancılık, eytanlık ve arlatanlıkla bir kimsenin malını telef etmek gibi haklardan yalnız tövbe etmekle kurtulmak mümkün deildir. Eer zimmetine geçirmise veya zayi olmasına sebep olmusa olduu mallar ve dier hakların aynını veya mislini elinde mevcut ise aynen hak sahibine vermeli eer hak sahibi öldüyse veresesine verip helallemelidir. Varisleri yoksa veya hak sahipleri hayatta fakat bulması ya da çok olduklarından dolayı ayrı ayrı bulup vermesi deilse bu gibi hakların ya aynını veya kıymetini tahmin ederek ahsi olan hakları fakirlere tasadduk ve beytülmalden almıolduunu da yerine vermesi vacip olup yerine

18

getirmesi gereken bir borçtur. Anlatılan hakların aynını veya kıymetini verirken Ya Rab bu mallardan yani bu sadaka emanet olup ahret yurdunda hak sahiplerine bundan hâsıl olan sevabı ihsan et. Ve bu vesileyle onlar kabul et der.

Bir kimsenin kazandıı mallar helal ve haram mal ile karııp gasp ve rüvet gibi gayrı meru olduu mallar ve eya aynen malum ve mevcut deilse hükmen varisine helal olur. Fakat en iyisi varislerinin hakları olan kiilerin rızalarını almak niyetiyle tasadduk etmeleridir. Lakin hak sahiplerinin bilinen bir yolla veya hırsızlık ve rüvet yoluyla aırmıolduu mallarda aynen mevcut ise varislerin malları hak sahiplerine verilmesi vacip olur.25

Bu kısım haklardan kurtulmanın yolu bu suretle olacaı hamide yazılan bn Abidin’in u ibaresiyle teyid edilmektedir. İşte Allah’ın huzurunda hak sahiplerinden yakayı kurtarmanın yolu böyledir.

2-Bedenle lgili Kul Hakları Bu haklar da ikiye ayrılır.

2.1.Bedene Taalluk Eden Kul hakları

Mesela haksız yere bir insanı dövmek ve zorla hizmet ettirmek gibi haklardır.

2.2.Kalbe Taalluk Eden Haklar

Bir insana kötü bir lakap takıp isminin yerine o lakapla hitap edip o kiiyle alay etmek ve o kiiye sövmek, gıybet etmek, kötü iftira etmek gibi eylerle bir kiinin kalbini kırnak haktır. Böyle hakların tövbesi bu hakları sahibine helal ettirmeyle hak sahibi vefat etmise veya bulunması mümkün olmuyorsa bunların ruhları için okumalı ve para tasadduk edip sevaplarını bu hak sahiplerinin ruhlarına göndermelidir. Ve Allah Teâlâ’ya da u ekilde dua etmelidir. Ya Rab ben filan ahsı veya birçok kimseyi haksız yere dövdüm veya çalıtırdım veya kötü söz söyleyip kalbini, ruhunu rencide ettim. imdi u ilki saise yok eer vefat etmiise ruhu için yapıyorum Ya Rabbi ilahi hazinende emanet kalsın ahrette hak sahipleri haklarını istediklerinde bu sadaka ve hayırların sevabını ona ihsan ile onu razı et bu suretle beni kurtar Ya Rabbi der.

و الحاصل ان علم ارباب الأموال وجب رده عليهم ... و ان كان مالا مختلطا مجتمعا من الحرام ولا يعلم اربابه و لا شيئا منه بعينه حل له 25 137 .İbn Abidin, 4.cilt, s حكما والافضل ديانة ان يتصدق ينيت ارضاء الخضماء...الح

19

İşte bu gibi hakların tövbesi bu ekilde tamamlanmıolur. Bir insan da kâfir hakkı olursa hemen helal ettirmeli, helal ettirmek mümkün deilse Mevla’ya niyazdan baka çare yok ve eer o da olmazsa azap görür.

3-Hayvan Hakları

Bu haklarda büyük sorundur. Mesela hayvanı haksız yere dövmek ve yüzüne vurmak, taıyacaı miktardan fazla yük yüklemek, yürüyebilecei mesafeden fazla yürütmek, yemini ve suyunu vaktinde vermemek veya az verip de karınlarını doyurmamak ve tımarına dikkat etmemek gibi muamelelerden fazlasıyla sakınmalıdır. Eer böyle bir ey yapmısa Cenabı Haktan affını temenni etmekle beraber tövbekâr olmalı yoksa Allah’ın azabı çok iddetlidir.

Dier bir kısım haklar vardır ki bunlardan kurtulmanın yolu ileride gösterilecektir. Bir kimsenin ırzına tecavüz etmise, mesela zina veya öpmek ve sıkmak gibi hallerde bulunmuolan kimse bu gibi fenalıa tövbe ettikten sonra bu hakların sahipleri yani ei, annesi, babası, kardei varsa bunlar doal olarak bu ilere razı deildir.26 Fakat olan eyleri bunlara söylemeyip ancak bir bahaneyle “birbirimize hakkımızı ahrette müteallık olacak haklarımızı helal edelim” diye bu kısmın helalleme yolu da böyledir. Zira gerçekleen fiiller açıkça söylenirse fitneye ve dümanlıa sebep olu, bu sakıncaya binaen bu suretle olmasını Fakihler beyan etmilerdir.

mam Gazali’nin "من صدق الاخرة خاف من العاقبة " sözü gereince “ ahret azabına inanan ve akibetinden korkan kimse söylenen haklara benzer üzerinde bir hak bulunan bir mümin lahi azaptan kurtulmanın çaresini geçen çeitlerden biriyle bulmaya çalımalıdır.

BEŞİNCBÖLÜM

Vasiyet etmenin yollarını açıklamaktadır. Önceki bölümden anlaıldıı üzere insan hayatında bu gibi haklardan kurtulmak için artlarına uygun tövbe ve borçlarını bir an önce kaza ve ifa etmeye çalıması ve gayrette bulunması farz ve lazımdır. Ertelerse tekrar günahkâr olur.

Kaza ve ifaya uramakla beraber ecel gelir, kaza etmeden ansızın ölmek korkusu olduundan dolayı o anda yetiemeyecei kazadan evvel ihtiyaten vasiyet etmek uygundur. Zira sabaha çıkacaımızı bilemeyiz. Eer bir kimsenin üzerinde önceki bölümde açıklandıı

26 Bazı şahıslarının ailelerinin rızaları olmaksızın kendisinin yaptığı şeylerin günahı ve sorumluluğu kendisine aittir.

20

üzere kul ve Allah Teâlâ hazretlerinin hakları varsa böyle borçlu olan insana o haklar miktarı ayrı ayrı vasiyet etmek vacip bu gibi haklar üzerinde yoksa bu surette vasiyet sünnet ve müstehab kabilinden olur. imdi ki edilen vasiyetler güya üzerinde hiç hakkı yokmugibi hep sünnet ve müstehab kabilindendir. Fakat bir ahsın ölüm hastalıında etmiolduu vasiyeti ancak malının üçte birinden ibaret olup yani malının üç bölüünden bir bölüüne geçer. 27u halde vacip olan Allah haklarını vermek için malından üçte birini vasiyet etmek vaciptir. Müstehab ve sünnet olan vasiyetlerde malının üçte birinden eksik olursa da zararı yoktur. Fakat vasiyetin vacip kısmı her halükarda malın üçte birinden olmak zorundadır. Eer üçte birinden eksik ederse vacibi terk ettii için günahkâr olur.

Vasiyet Etmenin Yolları

Bu insan iyi doru ve salih kimse çaırıp yahut vasiyeti yazıp altını tasdik ettikten sonra bunların yanında diliyle de söyler. Ya da yazdıını okuyup bunları dinleyen böylece ahit olun der ve gerekirse vasiyetnamenin altını tasdik ettirip bu insanları ahit olarak göstermek suretiyle vasiyetini tekid ve teyid eder.

Bir kimse üzerinde Allah ve mahlûkatının hakları varsa önce kul haklarından, sonra Allah haklarından balayarak vasiyet etmesi gerekir. Kul haklarının önce eda edilmesi lazımdır. Çünkü kul aciz ve muhtaç Cenab-ı Allah ise gani(zengin)dir bu yüzden fazl ve keremiyle kendi haklarını affetme ihtimali vardır.

Üzerinde kul hakkı bulunan kimse mesela herhangi birine borcu olan birisi ne miktar olduunu ve emanet olarak elinde kalan eyleri, çalmıolduu ve gasp etmiolduu ya da rüvet almış şer’en tazmin edilmesi gereken bir takım eyaları ayrı ayrı sayıp hukukçulara verilmesini vasiyet etmesi gerekir.

Beden haklarından haksız yere birini dövmek ve hizmet ettirmek, gıyabında sövmek, alay etmek gibi hakları fırsatını kaçırmadan helal ettirmek ya da hak sahiplerini razı ettirmek için mal tayin etmek akıbetinden korkan bir mümin için borçtur. Yalnız Allah hakları için olan borçlara malının üçte birini vasiyet etmesi yeterlidir.

Allah Hakları 1- Namaz

27 Zeyd ölüm hastalığı anında bütün malını vasiyet ettikten sonra

21

Kaza edemedii namazlardan her bir vakit için vefat ettikten sonra vasiyeti varsa fakirlere birer fitre vermesi gerekir. Fakat her bir vakit namaza fitre vermek oruca kıyasla sabit olduundan gayet zayıftır. Her halde kaçırılan namazları ve adak namazlarını balamaktan dolayı vacip olup bozulan sünnet ve nafile namazları ve yanlıkılmıolduu namazı kaza etmek için acele etmesi bir an önce saında etmesi bir borçtur. nsan öldükten sonra kazaya kalmınamazlarının fitresi ancak fakirlere verilir. Zira nisaba malik olan yani zekât vermek, kurban kesmek, fıtır sadakası vermek üzerine vacip olacak derecede zengin olan bir kimse gerek cahil olsun bunlara sadaka ve zekât verilemedii gibi ıskat-ı salât, oruç kefareti, yemin kefareti özetle sadakalarla ilgili hiçbir ey verilemez, zira fakirlerin hakkıdır. Zengin olan okumulara sadakaları almak haram olduu gibi zengin olduunu bilerek mahallemizin veya köyümüzün imamı diyerek verirse veren günahtan ve vebalden ölüde borçtan kurtulmuolmaz. Zamanımızda imamlar ne kadar zengin olursa olsun böyle vacip ve nafile sadakaları alma âdetine geçmigibidir. htiyacı yokken okumuadıyla birtakım muhtaçların alacaı infakı ve ihtiyaçlarına harcayacaı paraya el uzatmak dorusu tenezzül edilecek bir ey deildir.

Fakat birde görünürde zengin gibi zengin kalbe sahip olan fakirlere vermesi daha fazla sevaptır. Özellikle ilim talebesine vermek daha hayırlıdır. Bununla beraber hali hayatındayken kalmınamazlara fitre vermek caiz olmaz. Kalmınamazlara yukarıda açıklandıı gibi malının üçte birini vasiyet eder. Eer vefatından sonra üçte bir namazın farzlarına yetiyorsa fakirlere her bir namaz için fitre tasadduk edilir. Devir etmeye gerek yoktur.

Iskat-ı salât için verecei fitrelere her gün ayrı ayrı fakirlere devir ederek vermeye ihtiyaç yoktur. On ve yirmi vakit namazın fitresini yeniden bir fakire vermek caizdir. Mesela bir namaz fitresi bekuruolsa bu günlük namazın fitresi olan otuz kuruyeniden (filan olu filanın ıskat-ı salât-ı için kabul ettik mi?) diye vermek caiz olur. Fakat yemin kefareti ve oruç kefareti ve ıskat-ı savm fitreleri bir fakire günde birer tane devir olunur. ki tane verilse caiz olmaz. Yani bir fitre yerine geçer. Malının üçte biri kalmınamazlarının fitresini vermeye yetmezse devir ile vasiyet etmesi gerekir.

Ölüm döeinde olan kii üçte bir malını verme imkânı varken bu üçte bir malından yalnız üç bin veyahut dört veya bebin kuruvasiyet edip üzerinde vacip olan borçları saymakla vasiyeti terk ederse günahkâr olur. Hayrıma bir Mushaf alınsın ve filan camiye verilsin ve filan köprüye sarf edilsin dese vasiyetler nafile olup üzerine vacip olan vasiyeti terk ettii için günahkâr olur.

Doru Olan Yol udur

22

Bu risalede açıkladıımız sıralamaya göre vasiyet etmektir. imdi bu suretle vasiyet pek gariptir. Hak ve hakikati arayanlara karı bu risale yazılmıtır. Bir takım menfaat perestlerin houna gitmeme ihtimali vardır. Hem de bu vasiyetin cevazı vasiyet edenin malik olduu malların kul borcundan fazla olması arttır. Yok, servetine karılık borcu varsa kul haklarını vasiyet üzerine öncelemesi gerektiinden vasiyeti sahih olmaz.

ALTINCI BÖLÜM

Bu bölüm borçların taksim hesabıyla vasiyetlere ölünün malının üçte bir malını taksim etmenin nasıl olduunu açıklama hakkındadır.

Bir insan kalmıhaccı ve zekâtı kalmıoruç fidyesini28oruç ve yemin kefaretlerini, kazaya kalmıoruç, kurban, adak, fıtır sadakası ve kalmınamazı için malının üçte birini vasiyet etmesi gerekir. Eer bu üçte bir mal böyle kalmıAllah haklarından olan ibadetleri ve sair nafile olan vasiyetlerini ödemeye yetmezse” تقديم الاهم على المهم“ yani en önemli önemliye tercih olunur kaidesince derece itibariyle etmiolduu vasiyetlere isabet eden hisseler hesaplanır. Sonra üçte bir malından bulduumuz parayı bunlara borçlar taksimi hesabıyla taksim edip her çeit ibadete ne düüyorsa eriata uygun bir ekilde yani eer vasiyetler birleirse vasiyet eden ertelemiolsa da farz olan öncelenir aslına dayanarak taksim edilmesi gerekir.

Mesela bebin hac bedeli, otuz zekât, iki yüz oruç fidyesi, iki bin beyüz oruç kefareti ve kasten yedii oruç fitreleri, beyüz yemin kefareti, beyüz kurban bedeli, bin beyüz adak, iki yüz fıtır sadakası, bin ıskat-ı salât, beyüz çeme, bin kuruda köprü.

Bu kiinin vasiyetleri on üç bin beyüz malının üçte biri ise on iki bin kurutur. imdi bütün üçte birini vasiyet ettiyse üçte biri hesaplanır. Mesela bütün malı otuz altı bin kurubunun üçte biri olan iki bin kuruöncelikle farz, sonra vacip olan vasiyetlerine taksim olunur. Fazla bir eyi kalırsa nafile olan vasiyeti ödenir. Bu vasiyetleri kendi sınırları çerçevesinde yapmaya dikkat etmek gerekir.

Üzerine hac farz olup hac etmeden Zeyd hasta yataında üçte bir malından u kadar akçe ile benim için hac yapılıp, beyüz kurukalmızekâtım için ve iki yüz kurukadar oruç

28 Fidye: Üzerinde vacip olan bir şeyin sorumluluğunu düşürmek için akşam sabah bir fakiri doyuracak fitre miktarı yemek ve onun kıymetini vermektir. Fidye yalnız hayatlarının sonuna kadar acziyetleri devam etmek şartıyla vücutça düşkün olan ihtiyarlara mahsustur.

23

fidyem için ve yüz elli kuruıskat-ı salâtım için ve ellier kurukefaretler, adaklar ve fıtır sadakası için ve beyüz kuruda filan çemenin suyolu tamirine harcansın diye vasiyet edip üçte bir malı yetmezse varisleri ne yaparlar?

Üçte bir, hac, zekât, oruç fidyesi, ıskat-ı salât, kefaretler, adaklar, fıtır sadakası ve çemenin suyolu tamirine taksim edilip önce hac sonra zekât ve daha sonra oruç fidyesi ve ıskat-ı salât, kefaretler, adaklar ve fıtır sadakası verilip fazla bir ey kalırsa önce çemenin suyolu tamirine harcanır.29

YEDNCBÖLÜM
Vasiyetin kısımları hakkındadır. Vasiyet üç kısımdır.
1-Vacip Olan Vasiyet
2-Müstehab Olan vasiyet
3-Bidat Olan Vasiyet

1-Eer bir kimse üzerinde kul hakkı varsa bu hakların miktarı iki ahit huzurunda bütün malından verilmesini söylemek vacip olduu gibi varislerinde o haklar miktarını hukukçulara tamamen vermeleri gerekir.

2-Bu tür vasiyet de Allah haklarıyla ilgili olandır bu da iki kısımdır.
2.1. Allah Teâlâ hazretlerinin hakları üzerinde olan insan bütün mülkünün üçte bir miktarını

veya borcu fazla ise malının tamamının üçte birini bu haklara vasiyet etmek gerekir ve

29 Böyle farklı şekilde vasiyet edenler iyi düşünüp borçlu olduğu gibi şeriata uygun, usulüne uygun ayrı ayrı sayarak vasiyet yapmalıdır. Acaba birçok zaman geçtikten sonra bunları nasıl bilecek. Nasıl ki uzun bir yolculuğa çıkacak olan bir kişi yolda meydana gelecek olan her şeyi göze alarak bütün tedbirleri alması gerekirse, ahret yolculuğuna çıkacak olan kişi de üzerindeki hakları ve manevi sorumluluklarını hesap etmelidir. Filan zaman zekât veremedim, borcum şu kadar, kurban kesmedim fiyatı şu kadar, fıtır sadakasından şu kadar kaldı. Şu zamandan itibaren üzerime hac farz oldu. Herhangi bir şer’i özür olmadığı halde şu sene ramazan orucunu yediğim için bir oruç kefaretim var. Şu kadar sayıda yemin kefaretim var. Başka başka borçlarım var diyerek ayrı ayrı hatırlaması için bir deftere yazar ve yerine getirmeye çalışır. Şayet yapamadan ölüm yaklaşırsa o zaman defterine yazdıklarını vasiyet eder. Şunu da unutmamak gerekir: Hac bedeli, oruç kefareti, yemin kefareti gibi vasiyetlere malın üçte biri yetmiyorsa son anda ”benim için bir bedel-i hac, bir oruç kefareti, şu kadar gün yediğim orucun kaza fitresi ve bir de yemin kefareti” borcum diyerek vasiyet eder. Hangi yerden bedel göndermek mümkün ise parasına göre oradan bedel-i hac gönderir. Birden çok oruç ve yemin kefareti için zaruret zamanında birer tane kefaret verilmesi yeterlidir. Kul borçlarına binaen bunların yapılması takdirinde sorumluluktan kurtulmuş olur.

Kendi hesabıma verilmesi gereken borçlarım defterimde yazılmıştır.

24

vaciptir.30 Eer malın üçte biri bütün Allah haklarına yeterse bütün hakları miktarınca fakirlere tasadduk edilip devre ihtiyaç kalmaksızın eriata uygun bir ekilde gerçekletirilir. Eer malik olduu malların üçte biri bu haklara yeterli gelmezse altıncı bölümde açıklandıı gibi dereceleri itibariyle borçlulara taksim hesabıyla taksim olunur. Eer ölü üçte birinden fazla vasiyet ederse bu fazlanın cevazı büyük varislerinin icazetine balı olduu gibi küçük varislerin ve mecnunun hisselerinden verilmez. Zekât, adak, kurban ve dier Allah haklarına isabet eden miktarı ayırarak ihtiyaç sahiplerine verilir.

2.2. Eer malın üçte biri borcu olan Allah haklarından fazla tutarsa bu defa Allah haklarına yetiecek kadar üçte birinden vasiyet vacip, haklardan fazla kalan üçte birinden geriye kalanı vasiyet etmesi de müstehap olur. Ve bu suretle bütün hakların fitresi devirsiz fakirlere verilir. Müstehap olan kısmında vasiyeti u ekilde olur. Mükellefin üzerinde hiç kul ve mal hakları üçte birinden bir miktarını veya üçte birini vasiyet etmektir. Bu surette varisleri zengin olup vasiyet edende hayır ve hasenata sarf edilmesi için ve üçte birinden geriye kalanı fakir olan varislere bırakması fazlasıyla sevap olur. Vasiyetin bu müstehap kısmının bu ekilde cevazı bir ahsın üzerinde kul hakları ve Allah hakları bir borç olmadıı vakittedir. Mesela benim üçte bir malımdan üç bin, bebin kuruAllah rızası için vasiyet ettim fakat benim üzerimde kazaya kalmıhac, zekât, oruç fidyesi, fıtır sadakası, kurban, kefaretler ve namaz borcu olmadıı gibi kul hakları da yoktur. Fakat teberru ya da nafile olarak ütün ömrün elli iki senedir. On iki yaımı çocuklukla çıkıp kırk senelik kılınmınamazlarımı hesaplayıp bir aylık miktar ile usulüne göre devre edersiniz. Altmıfitre bir oruç kefareti, bir de kazaya kalmıoruç ve on fitrede bir yemin kefaretine devirsiz vermek suretiyle veriniz. Geriye kalan parayı da hayır ve hasenata mesela fakirlere tasadduk etmek, mescid, medrese, mektep, darul aceze, darul eytam, askeri teçhizat için sarf etmesini vasiyetim olsun diyen ahsın bu vasiyetlerini icra ettiklerinde bu paralar vasiyet eden ahsın tayin ettii yerlere sarf edilmesi gerekir.

Namaza mahsus devir olunan ıskat-ı salât akçesi hibe yoluyla devir olunduundan bütün akçeyi devre oturan fakirlere vermeyip dier fakirlere vasiyetin baka noksanlarına verilse sorun olmaz. İşte yapılması gereken ve doru olan vasiyetler bunlardır. Birgivi merhumun mehur vasiyetnamesinden onuncu bölümden nakledeceimiz sözler bu açıklamalarımızı teyit edecek mahiyettedir.

SEKZNCBÖLÜM

اعلم ان الوصية واجبة اذا كان عليه حق مستحق 􏰀 تعالى كالزكاة و الكفارات و فدية الصيام ة الصلاة التي فرط فيها...الح )ص ١٩٢( شفاء 30 العليل

25

Vasiyetin üçüncü kısmı da bidattir. Bu vasiyet mesela insanın vefat ettii günü veya gecesi yemek veya helva gibi eylerin yapılmasını vasiyet etmesi veya üçüncü, yedinci, kırkıncı günleri veya sene baında ruhu için yemek yedirmei vasiyet etmek ve kabrin kenarında oturup parayla Kur’an okutmak ve evinde, medresede, camilerde, tekkelerde parayla Kur’an veya tesbih, tehlil, tevhid, salâvatı erife, zikir, Fatiha ve hatim okumakla vasiyet bidattir. Fakat Efendimiz (s.a.v) komuları için ölünün ailesine, “Cafer’in ailesi için yemek yapın çünkü onların meguliyetleri vardır. Önce hazreti Ehli Beytine hitaben ehit olan Cenab-ı Cafer’in ailesine yemek hazırlayın, zira onların baına gelen felaket kendilerini yemek hazırlamaktan men etti.”Hadis-i erifi gereince yemek hazırlattırmak ve onlarla beraber yemek müstehaptır. Gidecek yerleri uzak olanlardan bakasına ölünün ailesine yemek hazırlaması mekruhtur. Ve bir de kabrini alçı, kireç, taveya kiremitle salamlatırarak yapmak ve süslemekle vasiyet yoktur. Kabrinde mum, kandil yakılmasıyla vasiyet veya vasiyet etmeksizin yakmak ve ölünün öldüü gece bazı yerlerde olduu gibi su ısınan yerde mum veya ateyakmak veya bahtım açılsın diye burumlu çemelerin suyunu akıtmak ve tekke, türbe ve çalılara hastalıının gitmesi için çaput balamak. Türbe zannedilen çounlukla dabaında olan bazı yerlerde küçük talardan atarak taınını maksadının gerçeklemesi için ziyaret etmek gibi avamın müptela olduu bidat ve batıldır. Zira bunlardan parayla olanları israf olduu gibi dierleri de hurafelere kapılmak ve batıl bir inanca inanmaktır. Mesela; kabri yaldızlamak, mum ve kandil yakmakta ölünün herhangi bir faydası yoktur. Eer o zatın büyük adam ise onun manevi nuru kendisini aydınlatır. O zatın dünyanın zahiriyle alakası kesildiinden boyere ona mum ve kandil yakmaktansa o mum ve kandili veya parasını fakirlere vermekle onların zaruri ihtiyaçlarını gidermek gerekmez mi? Fakat kabrin belli olması için tadikildii gibi aaçta dikilir. nsan nerede olacaını bilemedii için ölümünden önce kabir hazırlamak fazla eyle megul olmaktır. nsana lazım olan Hazreti Ebubekir’in dedii gibi kendini kabre hazırlamaktır. Kefen nerede olsa zaruri olduu için hazırlanmasında bir sorun yoktur. Fıkıh kitaplarının açıklamalarına binaen ölüler yani türbeler için adak adamak sahih deildir. Buna binaen evliyanın kabirlerine mum, yave adak kurbanı adamak sahih olmadıı gibi bunların adak parasını ve kurban etini yemek dahi doru deildir.

Fakat anlatılan adak u ekilde olmazsa: Ya Rab eer benim hastama ifa verirsen veya evladıma kavuursam ihtiyacımı giderirsen mesela mam afi hazretlerinin türbeleri kapısında fakirleri doyurmak üzere bir kurban adaım olsun. Veya etini filan medrese veya tekke fakirlerine tasadduk etmek üzere Allah rızası için kurban keseyim, diye edilen adakları Allah haklarından hem de fakirlere fayda saladıı için tazmin edecek kimse bulunmadıı zaman

26

sahih olur. Belli bir eye balı yapılmayan adakta zaman, mekân, para ya da fakirlerin tayinine itibar edilmez. Mesela aban ayında oruç tutmayı adayan biri evval ayında tutsa ve Ravzayı Mutahharada edasını adadıı nafile namazı ezher camisinde kılmak veya u dirhem, u dinar veya fakire bedel baka bir para veya dier bir fakire vermek caizdir. Fakat bir eye balanan adakta adaın balandıı art gerçeklemedikçe adak adayan kiinin edası sahih olmaz. Adak ancak taat ve ibadetle ilgili olursa ifa edilmesi gerekir. Hırsızlık, zina gibi günah yolunda adaın edası lazım gelmedii gibi hatta haramdır.

DOKUZUNCU BÖLÜM

Bu bölümde vasiyetlerin suretleri açıklanacaktır. Bu vasiyetler dört kısma ayrılır.

1.Kısım: Mesela bir insan baka bir insana borcu olur veya elinde emanet bir ey kalır. Veya bir bakasının malını çalmıya da haksız yere kırmıya da zorla almı, rızasız malını yemitir. Ya da zalimlere ikâyet edip zarara uratmıya da yalan yere ahitlikle hakkını iptal ettirmiya da haksız yere kavga etmiveya hizmet ettirmiveya hile ile aldatmıya da alay etmikalbini kırmıve sonunda Allah korkusundan piman olan kiinin ne yapması gerekir. Kul haklarından nasıl kurtulacaktır.

Bunun yolları bu kii eer salıklı ise; bu haklardan zimmetine geçen para veya zarar verdii hak miktarı hak sahiplerine veya varislerine para verip veya ruhlarına okuyup bunları rızalarını alıp helallemeli ve samimiyetle tövbe etmelidir. Eer ölüm döeindeyse ayrı ayrı hatta arkadalarının haklarını iki ahit huzurunda yazmak veya söylemek yoluyla varislere vasiyet etmelidir. Varislerde açıklandıı gibi yerine getirmelidirler. İşte bu suretle yaparsa tövbesi tamam olup manevi mesuliyetten kurtulmuolur.

2.Kısım: Allah Teâlâ’nın haklarıdır. Bu haklar ölüm döeine kadar yapılmadıysa usulüne göre bu borçlar bütün mal varlıından üçte birinin fakirlere verilmesini vasiyet etmesi gerekir.

3.Kısım: Eer malının üçte biri bu haklara yeterli gelmezse yukarıda olduu gibi borçların taksimi hesabıyla taksim edilip namaza isabet eden akçe ile usulüne göre devir edilir.

4.Kısım: Müstehap olan vasiyettir. Üzerinde kul ve Allah haklarından biri olmayıp müstehap olaraktan malının üçte birinden bir miktarını altına(furu), üstüne(usul), hayır ve hasenata ve bir de usulüne göre oruç kefaretinin, yemin kefaretinin verilmesine ve bir miktarda bütün ömrü hesaplanıp ihtiyaten namazı için devir yapılmasına vasiyet bu kısımdandır. İşte bu kısımdaki vasiyet üzerinde hiç kul hakkı ve Allah hakkı olmayanlar içindir. Birgivi

27

(rahimehullah)’nin Türkçe vasiyetnamesinde açıkladıı ve tasvir ettii vasiyet bu müstehap vasiyet türündendir. Kendi yaını ve ismini açıklayarak vasiyet ediyor. Bundan anlaılıyor ki kendi ve kendisine benzeyen yani üzerinde hiç hak olamayan kii böyle vasiyet eder demektir. imdi insanlar vasiyette ve imamlarda devri icrada. mam Birgivi merhumun müstehap suretinde olan vasiyeti gibi icra ediyorlar. Nefsimizi Birgivi merhuma kıyasen bu gibi hataları yapıyoruz. nsaf edelim. Acaba Birgivi hazretlerinin üzerinde kalmızekât, hac, namaz, oruç fidyesi gibi haklar var mı? Bil ki senin ve benim üzerimizde nice kul hakları ve Allah hakları olduu kesin bir ekilde belli iken böyle; “altıma(furu), üstüme(usul) u kadar kuruvasiyetim olsun. Veyahut üzerine farz ve vacip olanları terk ile sekizinci bölümde açıklandıı gibi eriata uygun bir ekilde vasiyet etmedikleri için günahkâr oluyorlar. İşte bu risalede eriata uygun ve fukahanın sözlerine uygun vasiyetler açıklandıı gibi ilahi azaptan ve manevi sorumluluktan kurtulmak isteyen kimse birinci, ikinci, üçüncü kısımlarda açıklanan vasiyetlere uygun vasiyet etmelidir. Dördüncü kısımdaki vasiyet ancak üzerinde hiç hak olmayan kimseler hakkındadır. Birgivi hazretleri Celail’i kulub adlı eserinde öyle diyor: Namazı kazaya kalmıkimseye bunlar olmadan önce kaza etmesi borçtur. Zira bir fitre ile namazı ıskat er’i delil ile sabit olan eylerden deildir. Ancak Mevla’nın rahmetine hüsnü zan ile fukaha ve ulema hazretleri oruca kıyasen ıskatı salât verilmesini caiz görmülerdir. Ve Allah’tan affetmesini ümit ederek dediler. Fıkıh kitapları kazaya kalmınamazların kazasının u ekilde olmasını gösteriyor: Namazı kazaya kalmıbir kiinin önce kaç sene ömrü olduunu hesaplayıp kaç yaında bulua erdiini kestiremiyorsa kız ise dokuz, erkek ise on iki yaını bütün yaından çıkarır. Sonra mükellef olduu seneleri bulmalı ve bundan da her sene ne kadarsa o namazları kılıp kılamadıını düünüp tayin etmelidir.

Mesela: Mükellef erkek olduuna göre bu insan otuz iki yaında iken piman olup kalmınamazlarını kaza etmeye balarsa bu insan namazı hiç kılmadıına göre acaba bu insanın kaç vakit namazı kazaya kalmıtır. İşte hesapla bu insanın vitir namazıyla beraber 43200 vakit namazı kazaya kalmıbunu kaza için önce kendi iitecek kadar ezan, yalnız farzları kaza olunacaından her farzın baında birer kamet getirmeli ve yatsı namazında vacip olan vitir namazına da niyet etmesi gerekir.

Bu kazalar mekruh vakitlerin dıında gündüzün namazı geceleyin, gecenin namazı gündüzde her ne ekilde olursa olsun gece gündüz bir an önce kaza edip borcundan kurtulması gerekir. Yoksa kaza etmeksizin yalnız tövbe ile kaza namazları dümez. Açıklandıı ekilde saında kaza edemeyen insan öldükten sonra böyle kazaya kalmı

28

namazların kefareti her bir namaza vasiyeti müsait ise birer birer fitre vermek suretiyle ifa olunur. Ve bir de bir kimsenin hiç namazı kazaya kalmayıp sonra ölüm hastalıında namaz kendinden sakıt olmayacaı derece birkaç gün hasta olup namaz kılamazsa o kimseye gereken varislerini çaırıp öyle demesidir. “Ben bu hastalıımda aklım baımdayken kaç vakit namaz kılamazsam her namaz devirsiz bir fitre fakirlere verip sonra bütün kılınmınamazlarımda hata ve yanılma bulunabileceinden ihtiyatla bütün ömrümü hesaplayıp devir ediniz” der. imdiki insanların bütün hakların kazasını ayrı ayrı sayarak malının üçte birini iki ahit huzurunda önceden yazmıolduu deftere hâkimin hükmü geçmiolarak vasiyet etmedii için ölüye hüznü zan edilerek bütün namazlarını tamamen kılmıve hiç borcu yokmugibi bütün hesaplanıp devir yapılır.

Bu hata ve bu vebal, eriata uygun vasiyet etmeyen kiinin olduu gibi kısmen ölüm döeindeyken bu kiinin yanında bulunup da onu ziyarete gelip de münasip bir dille uyarmadıklarından dolayı dierleri de mesuldür. Ölüm döeindeki kiiyi ziyaret etmekten maksat hal ve hatır sormak ve münasip bir dille “Allah gecinden versin ölüm bizim için deil mi” diyerek kul haklarından ve Allah haklarından ne kadar borcu olduunu ve bu borçlara karılık olmak üzere er’en ayrı ayrı vasiyet etmek gerekmediini söylemek gerekir.

ONUNCU BÖLÜM
Bu bölümde devir etmenin yolları açıklanacaktır.

Devir ancak namaz için olur ve bir vakit için bir fitre vermek suretiyle malının üçte biri yetmedii zamanda devir etmek mecburiyeti hâsıl olur. İşte bu devirde Cenab-ı Mevla’nın affını temenni ve oruca kıyasendir. Tekrar edelim kazaya kalmınamazları vefat etmeden önce hemen kaza etmek farzdır. ayet kaza edememise her bir namazın kefareti bir fitredir. u kadar var ki namaz, oruç gibi bedeni ibadetlerin fitresi olduundan öldükten sonra verilir. Ölmeden önce verilmesi sahih deildir.

Bu bölüm anlaıldıktan sonra, bir insan ölmeden önce namazını hesap edip her bir vakte bir fitre verilmesi için vasiyet etmek lazımdır. Fakat malının üçte biri geçminamazlarına yetmezse bu surette namazları devir ile vasiyet etmek gerekir.

Bu devrin ne ekilde icra olunacaını açıklayacaız. imdi merhumun bütün ömrünü hesap edip ve hayatını çıkardıktan sonra mesela otuz senelik namazların fitrelerini devir ile ıskat edeceimizde önce bir aylık namaz sayılarını hesapla mesela günde bevakit farz ve vitirle günde altı vakit namaz ve bir ay otuz gün, altıyı otuzla çarpınca yüz seksen vakit namaz

29

eder. Bundan sonra bir vakit namaza bir fitre verilmek suretiyle yüz seksen fitre eder. imdi zamanın gereklerine göre bir yani beyüz yirmi dirhem deirmenlik budayı ve un veya bin kırk dirhem arpa ve dier eyler aynı ekildedir. Veya kaç kuruederse ite bu fiyat bir fitredir. Bir fitre on üç kuruolduuna göre yüz seksen vakit yani bir aylık namazın fitreleri iki bin üç yüz kırk kurueder. Bu suretle devir olunacak akça bir aylık yani iki bin üç yüz kırk kuruolursa devir edilirken her fakire verildiinde bir aylık namazının fitresi ödenmiolur. Buna binaen imdi otuz senede kaç ay var bunu hesap edip buluruz. Mesela bir sene on iki aydır. Her ayda otuz gün itibar olunur. İşte o otuz on ikiyle çarpılır ve toplamda üç yüz altmıaydır.

Devir eden kimsenin elinde buluna akçe bir aylık olduunda otuz senelik namazın devri üç yüz atmıdevir eder. Bu miktar devir fukaraya verildikçe tesbih ile sayılmalı ki devir noksan olmasın fazla olursa zarar vermez. Elde mevcut olan para fazla olursa bu üslup üzere hesap olunur urası da unutulmamalıdır ki budur ancak nisaba malik olmayan fakirler ile icra olunur nisaba malik olanların devre oturması sahih deildir.

Bu devirde en iyisi ve en sevabı zenginlerin Salih ilim talebelerini ve fakirleri bulundurmalarıdır. Tembel kimseleri devre koymayıp imam Birgivi’nin dedii gibi “birkaç Salih kimse bir tenha yere çekilip bu devri icra ederler.”

Devrin Sureti: Birkaç kii bir araya gelip cenazenin velisi veya vasisi yahut bunların vekili yani devri icra edecek zat cenazenin mükellef olduu seneyi ve bir de zamanın gereklerine göre her fitrenin kaç kuruettiini bu bölümde açıklandıı gibi hesap eder hesaptan sonra ona göre bir veya yarım veya iki aylık bir miktar tedarik ederek usulüne göre devri yapmaya balar.

Veli veya vasi devri bizzat yapamıyorsa vekiline “ filan olu filanın devrini icraya vekilim ol” der ve o zatta vekâletle devri icra eder. Devirden sonra vasiye devir edilen miktar geri verilir. O da devirde hazır bulunanlara hakkınızı helal edin diye birkaç kuruverir. Ve helal ettirir. Geriye kalan parayı ölünün dier ilerine harcamak ta caizdir. unu da söylemek gerekir ki bir ölünün bir miktar namazı kazaya kalmıve o ahısta ölüm hastalıında bu namazları hesaplayıp vasiyet etmiise ve vasiyet akçesi kazaya kalan namazlara yetmiyorsa önce vasiyet gereince kazaya kalan namazları devir edilir. Sonra bütün kalmıolduu namazları tekrar devir etmek müstehaptır.

30

Devr konusunda dikkat edilmesi gereken hususlar

Devre oturacaımız esnada öncelikle devir edeceimiz fakirlerlere tenbih ederiz. “Allah rızası için merhuma yardım ve efaat maksadıyla bu devri icra ettim. İşte bu miktarı veyahut u yüz dirhemi sana vereceim malın olur. Tekrar bu akçeyi hibe eyle yine sana vereyim ta ki namazlar tükeninceye dek devir edelim” der.

Devre oturanlara böyle gerekli uyarılar yapılması gerekir. Bu devri ölenin, varisin yahut vasi veya bunların vekillerinin etmesi gerekir. Bu devri icra edecek kimse fakirlere akçeyi verirken mesela “ Ali Efendi merhum Seyyid Efendinin bir aylık namaz fitresi veyahut ıskat-ı salâtı için bu miktar parayı sana verdim” der. Fakir de kabul ettim ve sana hibe ettim diyerek kazaya kalmınamazların sayısı tükenip bitinceye kadar bu üslup üzere devir edilir.

Bu devrin sonunda birkaç devir de dier haklar yani oruç kefareti, kalmıkurban, yemin kefareti, kalmızekât, tilavet secdesi, adaklar, ana baba, komu, kul hakları ve dier haklar ihtiyaten yapılır. Sonra devir akçesi elinde kalan fakirlerin rızasıyla varislere veya vekiline hibe etmelidir. O da kabul ettim demelidir. Hibe yoluyla olduu cihetle bu paradan devre oturan fakirlere ve ölünün dier haklarına harcamak caizdir.

Devrin dier ekli: Ölünün malı ve vasiyeti olmayıp ölünün velisi merhuma yardım etmek maksadıyla karz olarak bir aylık veya yarım aylık bir miktar bularak açıklanan ekilde devredip veya ettirip sonra bu parayı sahibine vermek suretiyle bir yardımda bulunursa bu da ölünün kusurunun affı için lutfu ilahiden bir ricadır denildi.

Onuncu bölümle alakalı olduu için ve maksadımızı daha iyi açıklamak için mam Birgivi’nin Türkçe vasiyetnamesinden u bölümleri aynen yazmayı uygun gördüm.

1-Iskat-ı Salât

Velim helal kazançlı bir kimseden üç yüz akçe borç almısa ve yanımda da bu kadar akçe bulunmuyorsa iki fakir Salih kimse bulup bunları tenha bir yere götürsün ve bu üçünden baka kimse bulunmasın. O üç yüz akçeyi hesap edip kaç vakit namaza denk geliyorsa Muhammed bin Pir Ali’nin o kadar namazının ıskatı salâtı için unun sana verdim diyip o da eline alıp kabul ettim deyip akçeyi kabul edip kendisinin mülkü olduunu söylesinler.

2-Kabrin Kazılması

31

Sonra kabir kazıcı iki kii bulalar. Kabir kazıcı olalar Müslümanların bulunduu kabristanda Salih bir kimsenin kabri yanında31Kazmak için yirmier akçe vereler, akçeyi asıl malından vereler. Kefeni de asıl malından edeler. Veli akrabam lutfedip geriye kalan akçelerle yıkayana, su koyana yirmier akçe verilir. Bu fakiri mezarın içine koyarak “bismillahi ve bilahi ve ala milleti rasulullah”diyeler. Ve diyeler ki “Allah’ım cenazeyi eytanın errinden ve kabir azabından koru”.

3-Kabre Kur’an Okunması Bütün bu ileri bitirdikten sonra oturalar32 Kur’an-ı azim okuyalar. Kur’an ve dua tamam olduktan sonra veli akrabam lutfedip geriye kalan yüz atmıakçenin atmıakçesini fakire vereler, bu fakirin oruç kefaretine niyet edeler.33Yüzünü dahi yüz fakire vereler yeminime niyet edeler.

4-T elkin34

Definden sonra mezarımdan daılalar, hemen bir âlim, Salih kimse ihvandan mezarım yanında kala yüzüm mukabelesine geçe ayak üzere durarak diye ki “Ey Meryem olu شهادة ان لا اله الا الله و ان “ .Muhammed” üç defa böyle söyleye ondan sonra unları hatırlatmalıdır محمدا رسول الله و ان الجنة حق و ان النار حق و ان البعث حق و ان الساعة آتية لا ريب فيها و ان الله يبعث من في القبور."

“Allah’tan baka ilah yoktur, Muhammed (s.a.v) onun kulu ve elçisidir. Cennet, cehennem, öldükten sonra dirilme, geleceinde üphe olmayan kıyamet haktır.”

"و انك رضيت با􏰀 ربا و بالإسلام دينا و بمحمد عليه السلاة و السلام نبيا و بالقرآن اماما و بالكعبة قبلة المؤمنين اخوانا veüçkerede"يامحمدقللاالهالاالله veondansonraüçkereربياللهلاالهالاهووهوربالعرشالعظيم" .der "يامحمدقلربياللهودينيالإسلامونبيمحمدعليهالسلام"

ONBRNCBÖLÜM
Bu Bölüm Risalede Anlatılan Meselelerle Amel Edenlerin Ne Suretle Allah’ın Affına

Mazhar Olacaklarını Anlatır.

31 Hadis-i şerifte ölülerinizi salihlerin kabirleri ortasında defn ediniz, zira ölü yaramaz komşu ile eziyet çeker sağ kişinin yaramaz komşudan eziyet çektiği gibi.
32 Günümüzde defnederken Kur’an okurlarve dinlemezler, okuyan günahkâr olur. Çok dikkatli olunması gerekir. Kadı Zade.

33 Fakat günümüzde bu kadar akçe yeterli gelmez. Yarım sağ buğday kaç akçe ederse öyle hesap edeler. Kadı Zade.
34 Selef-i Salihin kabir üzeinde telkin vermeyi müstehap görmüşlerdir.

32

nsanların huylarının deimesiyle bir halden baka bir hale dönmeye yapılarının müsait olduu malumdur. Mesela kötü bir ortamda bulunmakla veya kötü arkadalarla arkadalık etmenin sonucunda güzel bir halden kötü bir hale dönebildii gibi, kötü ve fasık olan kimselerden de birçoklarının tövbe ederek iyi hale döndüü görülmütür. İşte eriata uygun tövbekâr olup bu risalede açıklanan haklar, kazalar, vasiyetleri açıklandıı gibi yaparsa tövbesi tamam olup Allah’ın Kur’an-ı Kerimde buyurduu gibi ilahi affa mazhar olur. Yoksa bir kimse üzerinde açıklan haklar bulunduu halde yalnız tövbe istifar edip bu kitapta açıklandıı gibi hakları bil fiil eda veya kaza veya vasiyet etmeyip dünya ve dünyalık eyleri terk edip dier ibadet ve Salih amellerle megul olsa bile yine bu yüzden ahrette sorumlu olup ilahi azaptan kurtulamaz. Ancak ilahi azaptan kurtulmanın yolu açıklanan tertibe riayet etmek ve hak sahiplerinin rızalarını almakla olur.

Eer hak sahipleri bulunmazsa varislerine, onlarda yoksa bizzat ya da vasıtayla bulmaya da gücü yetmezse hak sahiplerinin baılaması için Kur’an okuyup ettii gibi onların ruhları için almıolduu malların aynını ya da kıymetimi tasadduk eder. Ve Cenab-ı Haktan dua niyaz eder ki “Ya Rab vermiolduum u sadakanın sevabı ilahi hazinende korunmuolarak kalsın ve ahret gününde hak sahiplerinin rızası için onlara ihsan et” der. Eer hak sahipleri Müslüman olursa meselenin çözümü bu ekildedir. Mehur fıkıh kitaplarından Dürrü Muhtarın “ çünkü zimmînin ve dabbenin dümanlı müslümanın dümanlıından iddetlidir.” Sözünü bn Abidin’in Haiye’de dedii gibi “ Eer hak sahibi zimmî olursa bunlara borçlu olanlar ancak bu hakka mukabil azab olunurlar. Zimmîden af ümit olunmadıı gibi sevabı da sevaba ehil olmayan kâfire verilmez. Ve kâfirin vebalini de bir Müslümanın üzerine yükletmekte bir mana bir mana yoktur, onun için husumet baki olur.” Ayrıca hayvan haklarının insan haklarından daha iddetli olduu zikriyle ahret gününe inanan bir müslümanın bu gibi haklardan ne derece korunmak gerektiini anlatmak istiyor.

Bu suretle hak sahiplerinin haklarını vermekle beraber eriata muhalif hareket ettii için mollasına karı da etmiolduu günahdan af ve mafiret olunması için Cenab-ı Hakka karı dua ve niyazda bulunur. Duanın kabul olunması için de birtakım artlara riayet etmek gerekir.

ON KNCBÖLÜM
Bu bölüm duanın kabul
artları hakkındadır.

1-Bütün günah ve isyandan pimanlıkla beraber tövbe ve istifar etmek. Ve vefatına dek bir daha asla ilemeyeceine kesin karar vermek.

33

2-Dua etmeden önce sadaka vermek ya da güzel bir amel ilemek.

3-Duanın kabul olmasını güçlü bir inançla beklemek.

4-Kendi kusur ve noksanlarını görmeyip ancak Allah’ın rahmetinin büyüklüünü düünmek

5-Abdestli olarak kıbleye karı diz çöküp huzurlu bir kalple dua etmek.

6-Duanın öncesinde Cenab-ı hakka hamd ve sena edip peygamber Efendimiz(s.a.s)’e de salat ve selam getirdikten sonra duasını âmin diyerek bitirmek.

7-Duam kabul edilmedi diye ümidini kesmeyip maksadına nail oluncaya kadar dua etmek. 8-Dua ettii vakit sukunet, huu ve huzur-u kalb ile olmalıdır.

9-Azını misvak ile temizledii gibi haram ve mekruh lokma yememek, dilini fahive boş şeylerden, yalandan, gıybetten korumalıdır.

10-Okunacak dualar peygamber Efendimiz(s.a.s)’den ve selef-i salihinden nakledilmiolması gerektii gibi özellikle de manasını bildii lafızlarla dua etmek.

11-Dua ederken ellerini yukarıya kaldırmak, sonunda da ellerini yüzüne sürmek, salâvat-ı erife ve Fatiha suresini okumak.

İşte açıklanan artlara riayetle dua etmeli ve bir de dualar "خير الكلام ما قل و دل“ kelamından anlaıldıı üzere kısa ve anlamlı olmalıdır. Mesela bir insanın hak Teâlâ hazretlerinden bir hayırlı muradı olup gerçeklemesini arzu edip iki rekât namaz kılıp tövbe ve istifar artlarına riayet ederek ihtiyacını isterse Allah’ın izniyle duası kabul olunur.

Bu küçük eserimde bulunan eksikleri ve hataları ihtisas sahiplerinin düzeltmelerini temenni edip, Müslümanların maddi ve manevi saadet ve selameti adına bu gibi naçiz eseri gölgede bırakacak yüksek eserler yazmak lütfunda bulunmalarını tavsiye ile sözümü burada bitiriyorum.( Hidayete tabi olanlara selam olsun)

11 Temmuz 1340 Yozgat Din dersleri öretmeni Mehmet Nuri

SONUÇ

34

Sonuç olarak; bu risalenin hacmi küçük olduu halde içeriinin gayet kapsamlı olduu görülmütür. Bu risalede ölü hakları kapsamlı bir ekilde ele alınmıtır. Bu konular çok önemli konular olup bütün herkesi yakından alakadar ettii için insanlara faydası olur ümidiyle bu risaleyi günümüz Türkçe’sine çevirip sadeletirdik. Gayret bizden Tevfik Allah’tandır.

35

BBLYOGRAFY A http://www.turktoresi.com/viewtopic.php?f=58&t=927&sid=aa258d56c6598504bfa555a303a06ca3&start=10

KATEGORİDEKİ DİĞER YAZILAR

Videolar

  • Nuh Arslantaş: Mustafa Öztürk'le Din ve Hayat: Kur'an'da Yahudilik (Kanal 24 - 27.09.2014)
  • Kinder über den Islam - Ammar und Umeyr
  • Die Spaltung der Umma (Siffin-Tahkim)

Foto Galeri

<p>Yeni Ti-Entertainment.com hakkındaki görüşünüz?</p>