Ti-Entertainment

Hakikate giden yol, Gazâlî Sizden Gelenler

Hakikate giden yol, Gazâlî

Hakikate giden yol, Gazâlî

“İçinde çoklarının boğulduğu pek azının kurtulduğu coşkun bir deniz” sözü Gazali’ye ait olup yaşadığı dönemde hem siyasal hem sosyal alanlarda İslam dünyasının ciddi sarsıntılarla uğradığını ifade etmektedir. Gazali o dönemin ilmi sıkıntılarını tespit etmiş, ve bu çerçevede hayatının sonlarına doğru bunları küçük bir risale tarzında yazmıştır. “Hakikate giden yol” adlı eserinde Gazali hakikati arayış yolculuğunda yaşamış olduğu tecrübeleri aktarmış ve hakikate nasıl ulaştığını anlatmıştır. Özel bir şekilde Gazali’nin ilmi hayatını anlatan bir eserdir. Eserde Gazali, öğrenci yetiştiren bir fakih, kelam ilmini kendi amacı açısından yeterli bulmayan bir a alim, felsefenin tüm ayrıntılarını inceleyip, daha sonra eksiklikleri ve yanlışlıklarını tespit edip eleştiren bir düşünür, Bâtınilerin görüşlerini tenkit eden bir münekkit ve en sonunda kalbini Allah dışındaki her şeyden temizleyen ve Allah’ın zikriyle bezeyen bir sûfi olarak karşımıza çıkar. Gazali, ilim arayışına, Kelam ilmi ile başlar ve bu ilme tam manasıyla vakıf olduğunu söyler. Kelamcıların amacı ehli sünnet akidesini sürdürmek ve onu bidat ehlinin kafa karıştıran görüşlerinden korumaktır. Allah kelamcıları ortaya çıkararak, düzenlenmiş bir kelamla sünneti destekleme gayreti vermiştir, ancak kelamcılar kelam konularına derinlemesine dalınca ve bunun üzerinden uzun bir süre geçince sünneti savunmayı bırakıp varlığın hakikatini araştırmaya başladılar. Kelam ilminin asıl amacı bu olmadığından, onların bu konulardaki görüşleri beklenen etkiyi gösteremedi ve bu çaba insanlar arasındaki inanç farklılıkları konusunda şaşkınlığı tamamen ortadan kaldırmaya yetmedi. Hakikat arayışında kelamı yetersiz bulduktan sonra felsefeye geçer ve filozofları 3 gruba ayırır. Birinci grupta yer alan Dehrîler ilkçağ filozofları olup Allah’ın varlığını ve ruhu inkâr eden, âlemin ezeli ve ebedi olduğunu ileri sürenlerdir. Gazali’ye göre bunlar kâfir ve zındıktırlar. İkinci grupta yer alan fizikçiler, fizik âlemini, canlıları ve bitkileri araştırma konusu yapmışlardır. Bunlar âlemi tanıyınca, Allah’ın varlığını kabul ettiler, fakat ruhun ölmezliğini ve ahiret hayatını inkâr ettiler. Tıpkı Dehrîler gibi Gazali bu grubuda zındıklar kategorisine yerleştiriyor. Son grupta ise ilahiyatçıları değerlendiriyor. Gazali, filozofların en büyük yanlışlarının metafizik alanı ile olduğunu söyler. Çünkü onlar burhan ile ilgili şartları bu alanda yanlışsız bir biçimde uygulamayı başaramamışlardır. Bu noktadan hareketle yazar, bu alandaki on yedi görüşlerini eleştirir ve üçünü tekfir eder. Gazali felsefeyi külliyen reddetmez, zira felsefenin dine uygun olmayan tarafları olduğu gibi, dine uygun olan tarafları ve hatta dini konularla olumlu veya olumsuz açıdan bir ilgisi olmayan tarafları da mevcuttur. Filozoflara getirdiği bu eleştiriden sonra, Bâtınilere yönelir. O, yine diğer ilimlerde olduğu gibi bu ilmede derinlemesine vakıf olur. Bâtıniler bilginin kaynağının akıl olmadığını savunurlar. Bunlar gerçeği sadece Masum İmam’dan öğrenileceği iddiasındadırlar. Gazali ise masum imam kavramını tartışmaya açarken o’nun kim olacağını, nereden bilineceğini ve o kişinin ilim talep edene ilim verebilmesinin mümkünatını sorgular. Bütün bu ilimleri öğrendikten sonra, Gazali bunların hakikati öğrenmede yeterli olmadığını anlar ve mutasavvıfların eserlerine yönelir ve onları okumaya başlar. Bu ilmin niteliklerini okumakla öğrenmenin mümkün olmadığını ifade eder ve bunun ancak duyarak yaşamakla ve huyların değişmesiyle elde edilebileceğini söyler. Sûfilerin söz ehli değil hâl ehli olduğunu belirtirken yaşamış olduğu Bağdat şehrini ansızın terk eder, hayatında büyük bir değişiklik yapar ve on bir yıl inzivaya çekilir. Bu inzivalar sırasında ona öyle haller zahir olmuştur ki, Allah yolunda en önde gidenlerin sûfilerin olduğunu ve ancak bunların hakikatin bilgisine ulaştığını anlar. Artık Gazali’ye göre ahirette mutluluğa ulaştıran tek yol, takva ile yaşamak, nefsi hevâ ve heveslerden men etmektir. Hayatının geri kalan kısmında ise bilgiyi öğrenmede elde ettiği merhaleleri talebelerine aktarmaya adar ve bu ilim üzere vefat eder. Ali Kaya tarafından Türkçeye tercüme edilmiş olan bu eser, İslam tarihinin meşhur önemli otobiyografilerinden biridir. Eser, büyük âlim Gazali’nin kaleme aldığı son eserdir. Müellifin entelektüel kişiliğini yansıtması, dinî ve felsefî ilimlere ilişkin değerlendirme ve eleştirilerini ihtiva etmesi sebebiyle, tarih boyunca büyük ilgi görmüştür. Eserde, diğer bazı otobiyografiler gibi, yazarın yaşamış olduğu döneme dair, ilk elden önemli bilgiler bulmak mümkündür. Mütercimin, kitabı aslına uygun olarak tercüme etmesi açısından, kitabın anlaşılmasını zorlaştırmamış, aksine akıcı bir dil ve üslup ile kaleme almış olması kolaylıkla okunmasını sağlamıştır.

 

 

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Uluslararası İlahiyat 2.Sinif öğrencisidir.

KATEGORİDEKİ DİĞER YAZILAR

Mola FANZİMN

DEVAMI

Hakikate giden yol, Gazâlî

DEVAMI

Videolar

  • Nuh Arslantaş: Mustafa Öztürk'le Din ve Hayat: Kur'an'da Yahudilik (Kanal 24 - 27.09.2014)
  • Kinder über den Islam - Ammar und Umeyr
  • Die Spaltung der Umma (Siffin-Tahkim)

Foto Galeri

<p>Yeni Ti-Entertainment.com hakkındaki görüşünüz?</p>