Ti-Entertainment

Sistematik Kelam Kelam

Sistematik Kelam

Sistematik Kelam:

  • Habbaziye göre: Bilgi=
    • zorunlu ve b) kesbi olmak üzere ikiye ayrılır
    • Bilgi 3 yolla elde edilir: a.) havassıselime, b.) doğru haber ve c.) akıl
  • Duyular 5 tir: işitme, görme, tatma, koklama, temas
  • Haber-i Sadık:
    • asılsız haber bilgi ifade etmez- zerre kadarı şüphe bulunmayan haber (mütevatir) kesinlik ifade eder
      • Mütevatir= ‘ما رواه عدد كثير تحيل العادة تواطئهم علي الكذب
    • Doğru haber: 1.) mütevatir ve duyularla elde edilir === bu ZORUNLUdur

2.) Mucize ile teyit edilen Resulullah, isitidlal sonucu === KATİ

  1. Akıl: a) Bedihi= akılla bilinen (kül cüzden daha büyüktür

b) kesbi= istidlal neticesinde

  • Peygamberlik iddiasında bulunan mucize göstermek zorunda
  • Peygamberin Peygamber olduğu istidlale muhtaçtır (delil lazım) mucize, o yüzden zaruri bilgi değildir
  • Mütevatir haber ve duyularla elde edilen bilgiler zaruridir (sağlam gözümüz varsa gördüğümüz şeyler sağlamdır)
  • Mesela rivayetler bize tevatüren gelirse ona zaruri gözle bakarız
  • Peygamberden aldığımız haber Kat’i, bize gelişi tevatür yoluyla ise, Zaruri bilgiye dönüşüyor (Haberi Vahid- ki hadislerin büyük ekseriyeti Haberi Vahıd-Ahad Haberdir- şüphe barındırma ihtimali bulundurduğu için sayılmaz--- sadece MÜTEVATİR)

Weil man das Prophetentum nicht mit den 5 Sinnen direkt anerkennen kann. Es wird erst durch das Beglaübigungswunder zur sicheren und notwendigen-zorunlu_ Quelle Wissen

  • Aklımızla hükmettiğimiz BEDİ ilim

Bedi= فهو ضروري كا لعلم بأن كل شئ أعظم من جزءه

  • Sofestaiyye eşyanın hakikatini ve bilinmesini… Sümeniyye ve Berrahime haberin… Müşebbihe aklın bilgi vasıtası… olduğunu kabul etmemişlerdir
  • Hak yoktur demek hakkı kabul etmek demektir aslında
  • Yoklukta bir hakikattir!!!!!!
  • Bilgi yoktur demekte aslında bilgiyi kabul etmek demek
  • Aynı şekilde akıl yoktur demekle akletmiş oluyor böylece aklın var olduğunu itiraf etmiş oluyorlar…
  • Akıllar birbirlerini nakzediyor demek doğru değildir! AKIL AKLI NAKZETMEZ, HATA AKILDAN DEĞİL, ONU KULLANAMAYAN VEYA YANLIŞ KULLANAN İNSANLARDA!
  • Akıllar birbirine çelişkili şeyler söylemez! AKIL MUHAKKAK DOĞRUDUR, ancak farklı algılama ve aklı kullanmalara söz konusu. Akılda hata yok
  • Dili düzenleyen nasıl Gramer kuralları ise, AKLI BELİRLİ DÜZEN,ÖLÇÜ VE NIZAMA SOKAN; AKIL ÜRETMEYİ KONTROL EDEN MANTIKTIR!!! MANTIK AKLI DİZGİNLER
    === AKIL, a) DOĞRU, b) TÜM KAPASİTESİYLE VE c) OBJEKTİF bir şekilde kullanılması lazım!!!
  • Akılların yapıları (işleyiş ve fonksiyonları) temelde aynıdır, ancak çeşitli etkenlerden dolayı farklı kullanılmaya meyillidir

İLHAM:

  • Bilgi kaynağı 3 olması ilhamın bilgi kaynağı olmadığını gösterir!
  • Eğer İlham bilgi kaynağı olsaydı, herkes kendine göre kullanırdı
  • Bazı ilhamlar doğru olabilir ama genel olarak bu,  ilhamlar doğrudur anlamına gelmez
  • İlhamın doğru olduğuna dair bir delil lazım, ancak bir delille ilham bilgi ifade eder= o yüzden ilham değil, onu ispat etme yolu, o delil bilgi ifade eder

Mu’tezile der ki: كل مجتحد مصيب

  • Ozaman herkes doğruyu söylemiş olur
  • Rüyalar da ilhama benzer

 

2.ders

  • İlham ve Rüya kesin bilgi değildir, amel edilebilir ancak ahiretteki değerlendirmesinde iimser olamayız.
  • Eğer bu alanı meşrulaştırırsak, ozaman istismar oluşur ve din adamı buna izin vermemelidir

TAKLİD:

  • (kitap s.14)
  • İnsanlar geneli itibariyle mukallidler
  • Din konusunda taklid iyi değildir

Seyyid Şerif Cürcani: التقليد غبارة عن قبول قول الغير بلا حجة و دليل

  • Taklit ile insan iyi iş işlemiş olmaz ; ozaman hangi Taklit doğru nasıl karar verilir?
    • Papazı taklit eden hıristiyn mi, Yahudi mi yoksa şeyhi vb taklit eden Müslüman mı?
  • Bir mü’minin Peygambere iman etmesi onu taklit etmesi değil, o mucize ile teyit edilmiştir ona iman edilir çünkü mucize onun nübüvvetini kesinleştirmiştir: bu taklit değil, dini bir bilgidir

 

HÜKÜM VE DELİLLER BAHSİ

  • الحكم اسناد امر الى أخر ايجابا او سلبا
  • Hüküm: a) şeri: itikadi, ameli ve ahlaki

b) akli:

Akli hüküm: bir leye varlık nispet etme, vardır veya yoktur,olmuş-olmamış demek

  1. الواجب= zorunlu olarak VAR olmak. Akıl onun yok olduğuna kanaat getirmez. VARDIR.ve sebebe dayalı değildir. Akıl işte Allahın varlığını böyle idrak eder
  2. الممكن\الجاءز= olması da olmaması da eşit seviyede. İKİ YOKLUK ARASINDA VARLIK

Mümkün varlıkların olup olmamaları başka bir sebebe dayanmasızın olmaz. Sebep lazımdır. Bu Sebep ama o şey dışında ve önce olmalıdır. Sebebi kendinden olmaz. Mümkünler tabiatı gereği kendinden değildir. Masiva/tabiat mümkündür

  1. المستحيل\الممتنع= varlığını akıl akledemez. Allahın olmaması müstahildir. Cüz külden büyüktür demek nasıl imkansız ise. Tamamen zihinde. Gerçekte yoktur

1 ve 2 varlıkta/ gerçekte var olan; 3 ise tamamen zihinsel

الامكان عدم اقتضاء الذات الوجود او العدم

الامتناع ما يقتضي لذاته عدمه

الواجب هو الموجود اللذي يمتنع عدمه امتناعا ليس الوجود له من غيره بل من نفس ذاته

 

(...)

Final

Ru‘yetullah:

  • Allahı görüp göremeyeceğimiz kelam alimleri tarafınca tartışılmış.
  • Ehli Sünnet ile Mu’tezile, Neccâriyye, Havâriç ve Zeydiyye ayrı görüşlere ve delillere sahip

Ehl-i Sünnet_

  • Mü’minler ahirette Allah’ı göreceklerdir
  • Bu hem aklen hem de naklen mümkündür
  • Zira Allahı görmek cennetteki nimetlerin en yüce ve şerefli mertebeye sahip olan bır mükafaatıdır (mü’minler için). Allah vardır ve ancak görülen görülen şeylere vardır diyebiliriz.
  • Ancak bu dünyada değil, çünkü buna bünyemiz yetmez, Allah’ı idrak edebilme ve görebilme kapasitemiz yok ve bu da zaten ahirete munhasır bir zevk-şeref-mükafat

Mu'tezile

  • “ Allah’ı görmek mümkün değil
  • Allahı görebilmek akla aykırı, zira görülen şey zaman ve mekanla sınırlıdır
  • dolayısıyla biz Allahı’da (ozaman) zaman ve mekanla sınırlamış oluruz ki bu mümkün değil

 

NAKLÎ Delil: (+ arada akli delillerde, nakli delilden yola çıkarak)

EHLİ SÜNNET:

  1. MUSA A.S’ nın Allahı görmek istemesi (kesin delillerden): “Rabbim, bana görün ki seni göreyim”[1]                                     قَالَ رَبِّ أَرِنِي أَنظُرْ  إِلَيْكَ             
  2. Eğer Allahı görmek mümkün olmasaydı Onun elçisi olan ve onu hakkıyla bilen Musa A.S bunu istemezdi. Dolayısıyla Allah`ı görmek mümkün değildir diyenler Musanın Allahı hakkıyla bilmediğini kendilerinin daha iyi bildiğini iddia etmiş oluyorlar!
  3. Bu ayette ayrıca şu da Allahın görüleceğini net şekilde ortaya çıkarır: “ Eğer dağ yerinde durabilirse sen de beni görürsün” إِلَى الْجَبَلِ فَإِنِ اسْتَقَرَّ مَكَانَهُ فَسَوْفَ تَرَانِي
  4. Dağın yerinde durabilmesi aklen mümkündür, dolayısıyla mümkün olan bir şeye bağlanan şey de mümkündür, ki  Allahu teala dağa tecelli ediyor= Allahı görmek mümkündür
  5. Hem Allah dağa da tecelli etmiş...

Buna eleştiri (Mu’tezile): “Aynı ayette Allahu Tela “”قَالَ لَن تَرَانِي“beni asla göremezsin buyuruyor. Bu onun  asla, hiçbir zaman görülemeyeceğine delalettir! (nefy-i tekid’i istikbal)!

CEVAP:  Bu ayetteki قَالَ لَن تَرَانِي=  „ Beni ASLA göremezsin“ ifadesi bu dünya için geçerlidir. „LEN“ ifadesi nihayetsizliği ifade etmez. Bunun delili de Hz. Meryem`in vadiden döndüğünde „ Bugün hiçbir kimse ile konuşmayacağım“ Meryem 19/26: „فَلَنْ أُكَلِّمَ الْيَوْمَ إِنسِيًّا

  1.  وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاضِرَةٌ إِلَى رَبِّهَا نَاظِرَةٌ„O gün birtakım yüzler aydındır. Rablerine bakarlar. (El Kıyame 75/22-23)
  2. فَمَن كَانَ يَرْجُو لِقَاء رَبِّهِ(kehf 110)Lika= kavuşmadan maksat ru’yetullah
  3. لِّلَّذِينَ أَحْسَنُواْ الْحُسْنَى وَزِيَادَةٌوَلاَ يَرْهَقُ وُجُوهَهُمْ قَتَرٌ وَلاَ ذِلَّةٌ أُوْلَئِكَ أَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ„ Iyi iş ve güzel amel işleyenlere daha güzel karşılık ve bir de fazlası vardır“ Yunus 10/26)
  4. ZİYADE’den maksat= Ru’yetullah! – rivayetlere dayanarak söylenir.Ibn Kesir,  Abdullah bin Abbas, Hüzeyfe bin Yeman, Ebu Bekir`in ... rivayet ettiğini söyler.
  5. Hadisler:
  6. عَنْ جرير بنِ عَبْدُاللَّهِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْه قال: ]نظَرَ رَسُولُ اللَّهِ # الى الْقَمَرِ لَيْلَةَ الْبَدْرِ. فقَالَ: إنَّكُمْ سَتَرَوْنَ رَبَّكُمْ عَيَاناً كَمَا تَرَوْنَ هذَا الْقَمَرَ َ تُضَامُونَ في رُؤْيَتِهِ"Siz şu ayı gördüğünüz gibi, Rabbinizi de böyle perdesiz göreceksiniz ve O'nu görmede bir sıkışıklığa düşmeyeceksiniz (herkes rahatça görecek).”

 

  • Ashab-ı kiram Resulullah’ın Allah’ı görüp görmediği husunda ihtilafa düşmüştür.- onların bu tartışması Allahın görülebileceğine işarettir aslında

Aklî Delil:

  • Alemde görme VAR olan varlıklarda mümkündür
  • Allah da var olduğuna göre görülebilir
  • İnsanlar duyular aleminde cevherler ve cisimleri, siyahla beyazı gördüğü gibi görür (sükün ve hareketi de görür)
  • Hepsini vasfı- genel bir illeti “görebilme”= “ o illete sahip olan her şey görülür, her görülen şey o illete sahip olur”  yani bu illet var olmak demek
  • Görmek bir şeyi duyusuyla olduğu gibi tespit etmek demektir
  • Görülecek şey eğer bir cihetteyse o yönde görülür, cihetten münezzehse, ona göre görülür

Cenab-ı Allah dünyada görülemez: (nedenleri)

  1. İnsanın yapısı, idraki buna müsait değil. Bu yüzden “len terani” ifadesi kullanılmıştır.
  2. Musa Alaahı görmek istemiş; bundan evvel Musa’ya birçok mucize nasip etmiş ve taleplerini geri çevirmemiştir, ozaman neden kendisini görmeyi reddetsin...= İnsanda görme kudreti yok
  3. Dünya imtihan yeridir ve Allahı görmekte cennetin en güzel ve şerefli lezzeti ve mükafatıdır.

 

  • Karşı görüş: Eğer Allah görülebilseydi, İbrahim ölüleri nasıl dirilttiyse, Musa’da Allahı görürdü
  • CEVAP: Hikmet gereği bazen mümkün olana olumsuz, mümkün olmayana olumlu cevap verilir.
  • Peki HİKMET nedir? – Musa a.s isteği mümkün ama mükellefiyet ozaman kalkar, Ibrahim`in teklifi ise zarar vermez! ALLAHI bu dünyada görseydik ozaman ona iman teklifi değil zorunlu olurdu- imtihan kalkardı (gayb-allaha iman) gördüğü şeye iman etme zaten zorunlu hale gelirdi

 

İSTİTAA الاستطاعة

  • مع الفعل:fiille birleştiği anda ortaya çıkarEHLİ SÜNNET!
  • قبل الفعلFiilden önce gerçekleşirهي ما سابقة على الفعلMutezile, Kerramiyye...

 

  • Bir fiili işlemek için lazım olan kudret, o fiille birlikte ârız olur (var olur), yoksa o fiil işlenilemez

Kulların gücü:A)

  1. سلامة الآلات:uzuvların elverişli olmasına delil:
  2. Ali İmran Suresi 97: „وَلِلّهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَيْتِ مَنِ اسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلاً
  3. Mücadele 4:فَمَن لَّمْ يَسْتَطِعْ فَإِطْعَامُ سِتِّينَ مِسْكِينًا
  4. Tevbe 42: „لَوِ اسْتَطَعْنَا لَخَرَجْنَا مَعَكُمْ

 

  1. القدرة الحقيقة: Gerçek güç için Delil:
  2. Hud 20: „مَا كَانُواْ يَسْتَطِيعُونَ السَّمْعَ وَمَا كَانُواْ يُبْصِرُونَ“ =gözü var olduğu halde bakmayan kınanır. Allah teala da bu ayette onları kınıyor, çünkü onlar işitebildikleri ve görebildikleri halde işitip görmüyorlar!
  3. Kehf Suresi:“قَالَ إِنَّكَ لَن تَسْتَطِيعَ مَعِيَ صَبْرًا

 

  • Bazılarında istitaat fiilden önce gerçekleşirهي ما سابقة على الفعلMutezile, Kerramiyye...
  • Onların „delili“ (şüpheli delili) şu ayetlerdir:

    خُذُواْ مَا آتَيْنَاكُم بِقُوَّةٍBakara 93

يَا يَحْيَى خُذِ الْكِتَابَ بِقُوَّةٍ وَآتَيْنَاهُ الْحُكْمَ صَبِيًّا– Meryem 12

 

 

Mu'tezile

  • Eğer kuvvet olmasaydı alamazdı. Yani demek ki fiilden önce kuvvet var
  • Allah kula kudreti verir, sonra kul onunla amel eder. Kendi fiilini kendi yaratır
  • Fiil tamamen insanın elindedir. Aksi takdirde kimse yaptığı şeylerden sorumlu tutulamaz

Ehl-i Sünnet

  • Allah kudreti fiil ile birlikte yaratır
  • kul'a önceden kudreti vermek demek, kula herşeyi terfiz etmek demek olur. Oysa Allah parça parça kudreti fiille birlikte veriyor, kul iradesini ne yönde kullanırsa fiille birlikte kudret ona göre yaratılır

 

Kul, Külli iradenin içinde cüzi iradesini kenid kullanır ve Allahın külli kudreti yaratmasıyla kula güç/kuvvet fiille birlikte, o anda verir

 

NÜBÜVVET:

Allahu teala insanlara yol gösteren, kendi din ve şeriatına yönlendiren onlara sonsuz lutuflarda bulunmuştur. İnsanlara ,

  1. Fıtrat
  2. Akıl
  3. Peygamber [2]

… vererek doğru yolu bulma imkanı vermiştir!!! Herkes bir (islam fırtatı) FITRAT üzere doğar[3]daha sonra o yahudileşir, hıristiyanlaşır veya mecusileşir hadisi bunu en iyi şekilde dile getirir. Ayrıca her insanda AKIL vardır. Akıl bir yaratıcının ve yaratıcının misyonunu insanlara aktarmak üzere seçtiği bir kulun varlığını zorunlu olarak algılar. Ehli Sünnet kelamında „ Allahın mesajını iletmek üzere seçilmiş bir elçi göndermesi AKLEN MÜMKÜNDÜR“ der

  • الرسول
  • elçi, misyonu taşıyan
  • Allah tarafından seçilip mesajını insanlara aktarılmak üzere seçilenاختار|اصطفى
  • Peygamberlerin belirli bir misyonları var. Allah zat-ı kudreti itibariyle insanlarla da doğrudan konuşabilir ve irtibata geçebilir, ancak o şeriatını bir elçi aracılığıyla insanlara aktarmıştır
  • النبي
  • haber alan ve haber veren
  • 4 unsur:  1. haber veren (Allah) 2. Haber alan (Resulullah); 3. Haber (Kuran/Şeriat); 4. haberin ulaştırıldığı kitle (insanlar/ümmet)

 

  • İlahî iradenin hikmeti gereği bu seçilmiş elçiler bir de aktardıkları mesajları uygulamakla mükellef ve insanlara birer örnek teşkil etmekle görevlidirler. İnsanlara hem getirdikleri mesajı hem de hayat tarzlarıyla en iyi örnek USVE-İ HASENE teşkil ederler!

Mu’tezile’ye göre Allah’ın Peygamber göndermesi AKLEN VACİBTİR!!!

  • Maturidilere göre Peygamber sadece erkeklerden olur
  • Peygamberlik tarihi bir vakıadır! Tarihde böyle iddiada bulunanlar olmuştur
  • Şimdiki zamanda insan âdeta tanrılaştırılıyor, bunun sebebi post-modern dünyada manevî boşluk ve yeni dini arayışlar ve akımlar! İnsanlar din arayışında, DİN insana destek verir, insanların duygularının egemenliğine girmez; DİN BİR LİMANDIR- herkes er veya geç, zihinsel ve duygusal fırtınalardan geçtiğinde limana sığınmak ister. Ancak post-modernite geleneksel din değil,zamanın gelişmelerine uyan yeni, dogmasız, RUHSAL Dinler arar! Bu akımlar insanı adeta tanrılaştırır. (İndividualizm, Septisizm, Hedonizm… doğar).

 

  • Şizofren biri Peygamberlik iddia edebilir, ancak o bunu ispat etmek zorundadır (MUCİZE)
  • Tarihte bir çok Şizofren ve sahte Peygamberler zuhur etmiştir; Müseylimetu’l Kezzâb الفيل ما الفيل و ما ادراك ما الفيل
  • PEYGAMBER KENDİSİNİN PEYGAMBER OLDUĞUNU ZORUNLU OLARAK ONA BİLDİRİLİR VE MEYDAN OKUYUCU BİR MUCİZE İLE RİSALET GÖREVİNİ TEYİD EDER!!!
  • Her Peygamberin hazırlanma dönemi vardır İHRASAT! Peygamberimizin İlk Vahiyden önceki rüyaları, Cebraili görmesi, Hz. Hatice`ye sığındığında “Ey örtüsüne bürümnmüş NEBi kalk...!! denilir, fetret-i vahiy dönemi, herşey onu tam anlamıyla bu kutsal ve zor göreve hazırlamıştır!

MESELA: Hz. Musa’nın kayınpederi Şuayb a.s dan vahiy nedir vs öğrenmiştir! Âşınalık!

ANEKDOT/HİKAYE: „Akıl hastanesinde birisi „ ben Peygamberim“ der, bir başkası da sen kesinlikle Peygamber değilsin der! Ona, bunu nerden biliyorsun denildiğinde cevabı şu olur: „ Ben böyle bir Peygamber göndermedim ki“

MUCİZE:

المعجزة امر خالق للعادة على يد من يدعي النبوة مقترن بالتحدي مع عد المعارضة

  • Mucize,  bir Peygamberin ortaya koyduğu olağanüstü bir şey. Araya bir şüphe ve müdahale girme ihtimali birakmayacak, ozaman diliminde olması lazım, yani makul bir süre içerisinde, mesela birisini diriltmek ister ve 1 hafta sonra dirilirse bu kişi bu kabul edilmez.. Mucize onu doğrulaması lazım: mesela ağacı konuşturur ve ağaç bu yalancıdır derse, yani onun Nebi olduğunu doğrulamazsa bu mucize olarak kabul edilmez!
  • Bazılarına göre diğer HissÎ Mucizeler TETİMME dir تتمة|تكملةyani tamamlayıcı mahiyetindedir, asıl mucize KURANDIR. Zaten bunlar, Kuran harici mucizeler AHAD hadislerden aktarılanlardır. Bazı olaylar gerçekleşmiş olabilir, ancak bunlar asıl mucize olan Kuran-ı Kerim´i teyit edici, tamamlayıcı mahiyetindedir.
  • Her Peygamberin mucizesi o toplumun ihtiyacına göre ve toplumun o dönemine munhasırdır. Zamanla sınırlıdr!. Hz. İsa’nın mucizelerine o dönemde yaşayanlar inanmakla mükelleftir, TIP o zamanlarda  revaçtaydı, ona göre mucize gösterilmiştir!
  • Mucize’de en önemli olan unsur MEYDAN OKUMA!
  • Mu’tezilenin SARFE görüşü vardır: Hz. Peygamberin gösterdiği mucizeleri insanlarda gösterebilir, ancak Allah buna engel olmuştur. Araplar Ku’an’ın bir benzerini ortaya koymaya çalışmıştır. Savaşlar oldu ancak bu mümkün olmadı.. Birsinin böyle bir iddia’da bulunup yüzyıllarca yaşaması muhaldir, bizim Allah anlayışımıza sığmaz.

“Peygamberlerin ortaya koydukları fiillerin aslında muhatapla/insanlar tarafından da yapılabileceğine, ancak Allah elçilerini onaylamak amacıyla o sırada onların bu güçlerini aldığına inanırlar”

  • Mucize mantıkî kesin bir bilgi değil, tarihte vukû bulmuş bir olay, belirli şartlar çerçevesinde. Bir Kral  bir Yaver tayin etse, o Yaver herkese “ benim Yaverliğimi kralımız onaylayacak, işaret buyuracak” derse ve o kral kalkar ve gerekli işaretleri yaparsa bu Yaverin kral tarafından onaylanmış meşru Yaver olduğu anlamına gelir. Aksi durum olsaydı, Kral razı olmasaydı, bunu bir şekilde dile getirirdi! Aynı şekilde Peygamberlik mevzusu da buna benzer. Peygamberlik iddia eden birisi Allah tarafından onaylanmışlık alameti olan ve inanmayanlara bir TEHADDİ-Meydan okuma olan Mucize ile teyid edilir!
  • Mu’tezile: olağanüstü olaylar gösterebilme sadece Peygamberlere aittir, baskası yapamaz
  • Ehl-i Sünnet: Sihir ve alimlerin kehanetini kabul ederler
  • Adil Bebek: “insanın aklına, heva ve hevesine değil, Kur’an ve Sünnete uyması insanın kerametidir. Dinin amacı birilerini uçurmak değil, düzen ve nizam sağlamak (Can, mal, nesil, akıl ve dini korumak) “TAKVA KERAMETİN SONUCUDUR”

MAKALE: Mucize:

  • Mucize: “ Güç yetirtmeme ve âciz kılma İ’CAZ.
  •   معجزة“mu’cize” = asla güç yetirtmeme, kesinlikle âciz bırakan
  • Peygamberlik iddia eden yatı doğrulayıcı, olağanüstü bir şeyin gösterilmesi
  • Peygambere ait mucizeyi bir başkası gösteremez
  • İRHASAT= “müstakbel Peygamber´i ve çevresini onun peygamberliğine hazırlama”
  • Mucize’yi yapan Allah, Peygamber sadece vesile-araç!
  • Mucize doğrulayıcı olmalı (örnek): bir peygamber keleri konuştursa ve o keler o kişinin yalancı olduğunu söylese bu mucize sayılmaz. Ancak bir ölüyü diriltince ayrı (çünkü burada irade söz konusu, yani kelerde irade yok, insanda irade var)
  • Kelamcılara göre mucize, peygamberliğin bir delilidir. Vaz’î ve Muvazaa (âdî) şekilde “ gerçekten peygamber olan kimselerin mucize taleplerine uygun karşılık verme = bu ilahî bir âdettir”
  • Mucizenin peygamberliğe delaleti AKLÎ veya SEM’Î değildir. Çünkü fiil faile, sanatta sanatkara delalet olduğu için AKLÎ delil olsaydı herhangi bir zamanda ortaya çıkan veya kıyamette ortaya çıkacak olan olağanüstü fiiller mucize olup peygamberlik ifade etmesi gerekirdi. Aynı şekilde SEM’Î olamaz, çünkü Allah “ Bu bir mucizedir” demez ve Rasulullahta “ Bu hârikulade fiilim mucizedir” demesi de olmaz
  • Buna göre peygamber olmayanların gösterdikleri olağanüstü şeyler asla mucize olamaz
  • Mucize 2 kısma ayrılır: a) AKLÎ be b) HİSSÎ
  • Mucize peygamberlik iddiasında bulunan kişinin şahsiyeti ile getirdiği mesajın muhteva ve etki bakımında taşıdığı özellikleri kapsar!
  • Mucize ile Nübüvvet arasındaki delalet ilişkisi açık değildir:
  • “Ben Peygamberim, bakın şimdi şu asayı yılana çevireceğim” demekle
  • “Ben doktorum, inanmazsanız bakın şimdi şu çiçeğin resmini çizeceğim” gibi ilgisizlik var!

= Nasıl Doktoun görevi resim çizmek değilde, tıp ile ilgili bilgi vermesi zorunlu ve mâkul ise, peygamberin de mucize peşinde olmaksızın, insan akıl ve fıtratına, ihtiyaçlarına uygun, ıslah olmaları, mutlu hayat yasamalarına vesile olacak şekilde tebliğ ve risalet görevini yapması daha mâkul ve zorunludur!!!

  • Peygamberler için en büyük mucize, getirdikleri mesajları akla ve insan fıtratına uygun aktarabilmek ve insanları herşeyleriyle etkilemek (yaşam tarzları ve hitabetleriyle)

 

                        Kur’an’da Peygamberin Mucizeleri:

  1. Eski Peygamberlere nisbet edilen Mucizeler:
  2. Musa: Asa+Yed-i beyzaa
  3. Nuh: tufan
  4. Hûd: rüzgar
  5. Salih: deve
  6. Lût: yağmur
  7. Şuayb: bulut+ şiddetli gürültü
  8. İsa: cansız varlıkları diriltme + hastalıkları iyileştirme + gaybı bilme

 

  1. Hz. Peygamber’e nisbet edilen mucizeler:
  2. Aklî:KURAN
  3. Hissî:
  4. İnşikâk-ı Kamer:Kur’an’da ayet mücmel “ o saat yaklaştı, ay yarıldı”

 اقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانشَقَّ الْقَمَرُbu ayeti 2 türlü yorumlayanlar var!

 

  • geçmişte olup bitti  diyenler:Razi, Elmalılı, Katade, Müslim, İbrahim en Nehai, Taberi... gibi alimlerce hicretten 5 yıl önce vukû bulmuş bir mucize

Buhari ve Müslim hadislerine dayanırlar

Mazi sigasında kullanıdığı için geçmişte olduğuna delalet eder derler

Ay Hira dağın iki tarafına doğru yayıldı (ancak muhtelif rivayetler çok)

b- kıyamette olacak diyenler:Hasan Basri, reşid Rıza, Süleyman ateş gibilerine göre kıyamette olacaklara alamet

  • mazi sigasında olması ileriye yönelik bir şeyin olduğuna delalet (kur'an'ın birçok yerinde mazi siga ile ileriye yönelik haberler mevcud
  • Hadis ihtilaflı ve mürseldir derler, çünkü İbn Ömer ve Enes b. Malik o zamanlar daha çocuktular (2-5 yaşında) sadece İbn Mes'ud rivayet etti, diğerleri ondan mürsel olarak rivayet etti
  • ayrıca Hüzeyfe b. Yeman ayın tutulduğunu rivayet etti

 

Adil Bebek: “ Bu geçmişte vuku bulan bir mucize değil, kıyamete delalettir. Rasulullaha mucize olarak Kur’an yeter ayetine ders düşen bir durum olur aksi takdirde. Ankebut 51:

أَوَلَمْ يَكْفِهِمْ أَنَّا أَنزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ يُتْلَى عَلَيْهِمْ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَرَحْمَةً وَذِكْرَى لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

Kendilerine okunmakta olan Kitab'ı sana indirmemiz onlara yetmemiş mi? Elbette iman eden bir kavim için onda rahmet ve ibret vardır.“

  1. Gayptan haber verme:
  2. Kur’an’ı Kerim geçmiş ümmetlerden ve gelecek olaylardan bahseder= mesela mekkenin fethi, kıyamet alametleri…
  3. Maturidiyye’ye Gaybtan haber verme bir mucizedir. Alimlerin büyük çoğunluğuna göre AKLÎ mucize- bu Kur’an harici akli mucizenin olmayışına da delalettir!

 

  1. Göğsün Açılması:„Şerh-i sadr“ – şakk-ı sadr“
  2. Ayetlerde de „göğsü açma ifadesi geçer“
  3. Taha 25“قَالَ رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي
  4. Inşirah1: أَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَ

 

a)gerçekte olmuş bir olay:Razi: " peygamberin göğsü açıldı şeytan ile bağlantı kurması muhtemel bağlantılar alındı, göğsüne hikmet ve iman dolduruldu

bir takım hadisler ve rivayetler buna delalet eder

 

b)gerçekte olmamış :Zahiri görüş değil, burada Rasulullaha nübüvvet verilmiştir, ondaki misyonun ağırlığı sıkıntısı alındı!

Hasan Basri, Kurtubi,Zemahşeri,Elmalılı, Süleyman Ateş

Hadisler bu konuda ihtilaflı (peygamberin yaşı, meleklerin simasıi zaman ve şekil...)

 

  1. İlahî bir teyide mazhar olma:
  2. Hissî veya aklî mucize ile teyid edilir
  3. Peygamberimiz Kur’an ile teyid edilmiştir- ilahî nusret
  4. Evden çıkarken kum serpmesi olayı… (yasin suresi)= bu set çekme ve görmeme psikolojik bir olay
  5. Görülmeyen askerler= melekler zannedilmiş ancak buna açık bir delil yoktur. Rüzgar kastedilmiştir…
  6. Allahın savaşlarda (Bedir ve Uhud) meleklerle yardım etmesi olayı= islam alimlerine gore Bedir’de bu yardım gerçekleşmiştir, ancak Uhud’da değil çünkü şarta bağlıydı= İbn Abbas; Hasan Basri, Kurtubî, Âlusî
  7. Maturidi,Taberi,  Razî, Elmalılı: “ Melekler müminlere moral ve umut vermişlerdir“
  8. Adil Bebek: „ Yardım manevî olmuştur. Bu konudaki rivayetler zayıf“

 

  1. İsrâ Olayı: gece yolculuğu ; miraç“yükselme“
  2. Ruhî mi bedenî mi? tartışması
  3. Bu konuda rivayetler ihtilaflı( bi’setten bir sene veya 15 ay önce, bi’setten 5 yıl sonra, hicretten 5 sene, 3 sene, 20 ay, 18 ay, 17 ay … sonra…)
  4. Kaç defa meydana geldi? Ihtilaflı
  5. Isra ile Miraç aynı mı ayrı mı?
  6. Peygamber Allahı orada gördü mü ihtilaflı
  7. Adil Bebek: „İsra ve Miraç ruhanî, cismanî olsaydı Allah’a mekan atfetmiş olurduk. Necm suresini yanlış anlamaktayız, israiliyyetın etkisinde kalmış… İsra suresi meydan okuma değil, insanlarda o yüzden inananların peygambere olan hürmet ve bağlılığı arttıran ilahî bir hidayete vesile!

SONUÇ: mucize…

  1. Meydan okuması lazım
  2. Iddianın hemen ardından gelmeli, makul süre
  3. Hissi ise, insanla onu algılayabilmesi lazım
  4. Kuran akli mucizedir; duyu organlarla değil, akıl ile algılanmıştır
  5. Şakkı sadr, inşikak-ı kamer, isra, ilahi nusret gibi mucizeler birer meydan okuma olmadıkları için mucize değillerdir
  6. Daha önceki peygamberlere istek üzere hissi mucize verilmiştir, ancak Hz. Muhammed’e gayri müslimlerin istekleri üzerine verilmemiştir, sadece akli mucize olan Kur’an verilmiştir

= Hz. Muhammed ile yeni devir açıldı: olağanüstü şeylerin yaşandığı devir kapandı, yerine teblig devri, sürekli ve evrensel mesajların teblig edildiği devir başladı! Peygamberin yegane mucizesi Akli mucize olan KUR’AN. Mucize gibi algılanan diğer olaylar ise İlahî lutuf ve işaret olarak kabul edilmeilidir!

 

ISMET:

Peygamberlerin korunmuşlukları

Peygamberlerin sıfatları:

  1. العصمة
  2. الامانة
  3. الفطانة                           bunların yanında bir de erkek ve hür olması lazım
  4. التبليغ
  5. الصدق

İsmet= men’etmek, masum olmak, korunmuş olmak.

  • Allah Peygamberlerini günah işlemekten korur, tebliğ vazifesinde eksik veya ilaveli aktarmasından korur
  • Hadis: “Herkesin bir şeytanı vardır, benim şeytanım ise ESlEMEDİR”  ===bu hadis 2 şu anlama gelir
  • Resulullahın şeytanıda müslüman olmuştur, ona namaz kılma vs demiyor artık
  • Şeytan artık pes etmiş. Peygambere yanaşıp ona vesvese veremiyor = ismet gereği!

 

  • İsmet sıfatı peygamberin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz! Onun da Allah’a karşı sorumlulukları var. İbadete, arınmaya, tövbeye ihtiyacı var[4]
  • Ayrıca Şia ısmet sıfatını ümmete, İslam Hukucuları da Ümmete vermiştir

Makale

  • İsmetü’l enbiya – peygamberlerin korunmuşlukları        عصمة الانبياء
  • İlk ilgilenenler Haricilerden FADLİYYE ve Şiiler ve Rafiziler; Ehl-i Sünnette Ebu Hanife değinmiştir bu konuya; Eşari bu konuya değinmemiş ancak öğrencisi İbn Fûrek “ Mücerred-u Makalatı’l Eşari’de bu konulara değinmiştir
  • Ehl-i Sünnette Cüveyni, Razi,, Taftazani, Amidi, Beyzavi, Cürcani...
  • Kelamcılar bu konuyu  ele alışı: Peygamberin dini tebliğ misyonu ve çabasında yalan, tebdil, tağyir ve tahrif; yaşantılarıyla insanlara kötü örnek olmamaları konusunu ismetu’l enbiya bahsinde ele alır, o perspektifden bakarlar

 

Tanım: Maturidi: “Allah’ın, kulunu emri  kendi iradesiyle yerine getirmesi ve yasağından kaçınması hususunda koruyup kollaması.”

Eşarı: “ Allah’ın, kulunda sürekli olarak iman ve taat kudreti yaratması”

  • Peygamber olma ve diğer insanlara örnek teşkil etme; ancak insan olan ve insanlar gibi yaşayan birinden örnek alınarak olur! Aksi takdirde “ insanın beden veya nefsinde bulunan bir özellikten ötürü mâsiyetten alıkonulması” gibi bir tanım peygamberliğe övülecek bir meziyet kazandırmaz. = bu insanı beşeriyyetten melekiyete götüren tanım
  • Rasulullah ne melektir, ne de günahkâr bir beşer

يَا أَيُّهَا الرَّسُولُ بَلِّغْ مَا أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ وَإِن لَّمْ تَفْعَلْ فَمَا بَلَّغْتَ رِسَالَتَهُ وَاللّهُ يَعْصِمُكَ مِنَ النَّاسِ إِنَّ اللّهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِرِينَ Maide 67

“Ey Resûl! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah, kâfirler topluluğuna rehberlik etmez.”

  • Peygamberlerin korunmuşluğu kısmen kesbî, kısmen vehbî bir korunmuşluktur
  • fizikî + psikolojik gibi tabiatları itibariyle korunmuşluk değil
  • Küfür ve şirkten korunmuşlardır (+düşmana karşı)
  • Peygamberlikten evvel de büyük günahlardan korunmuşlardı (Şia ve Mu’tezile)
  • Amidi´ye göre bunların dışındaki mezheplere göre büyük küçük günah işler
  • Mutezili ve Maturidi burada bir: Peygamberler en azından şirk ve küfür işlemekten beridirler

Peygamberlik sonrası korunma:

  1. Yalan ve İhanetten korunma:
  2. Yalan yere uydurmazlar

 

  1. Küfürden korunma:
  2. Ehl-i Sünnete göre korunmuşlardır, hem öncesinde hem de sonrasında
  3. Haricilere göre Peygamberler büyük günahlar işlerler
  4. Şia’ya göre takiyyede bulunması gerektiği için korunmamışlardır

 

  1. Günahtan Korunma:
  2. Büyük Günah:

 haricilere göre işlemişlerdir.

  • Hz. Adem yasak meyveden yedi
  • Hz. İbrahim yıldızlara “Rabbim budur” dedi
  • Hz. Musa yumrukla adam öldürdü
  • Hz: Muhammed Abdullah ibn Mektuma karşı yüzünü ekşitti, halasının kızı ve evlatlığının (azatlı kölesi Zeydin eşi ) Zeynep ile evlenmesi

Ehl-i Sünnet:

  • Günah işlemez!
  • Allahu teala kendisine itaatten sonra Resule itaati emreder, bu da ayet ve icma ile sabittir. Resulullah eğer hata (günah işleseydi) ozaman ümmet Peygambere hatası/ günahı konusunda da uyardı/uyması gerekirdi/ uymasında bir behis olmazdı!

 

  1. Küçük Günah:

 

  1. Sehiv, Hata ve Unutmadan korunmuşluk

 

Kitab’dan (Habbazi+ Adil Bebek yorumlar)

  • Peygamberin gönderilmesinin isbatı: Allahın bir Peygamber göndermesi caizdir!
  • Mu’tezile: Allahın nebi göndermesi vâcibtir
  • Berahime: Allahın nebi göndermesi muhaldir
  • Adil Bebek: “ Allah peygamber göndermeseydi insanlık medeniyeti ilerlemezdi. İnsanlar zehirli mantarlar yerdi; ama böylece, nebi göndermekle, bazı tehlikelerden korunmuş oluyor, insanlık uyarılmış oluyor. Kamil insan az, bilinmesi gerekenlerde çok, o yüzden peygamberler gönderilir ki, kemalete ulaşılsın!”
  • Peygamberler zenaatlerde mahirlerdir. Zenaatlerin piri olarak tanılır. Peygamberler insanlara bunları öğretsinler diye gönderilmiştir. “ insanların peygamberlere ihtiyaçları vardır”
  • Peygamberlik iddiasında bulunan kişi muhakkak Mucize göstermelidir
  • Eğer yalanci  peygamberler de mucize gösterebilseydı, ozaman sahih ile yalancı peygamber arasındaki fark belli olmazdı, yalancı peygambere uymakta caiz olurdu
  • Çünkü Allah mucizesine izin vermekle onu teyid etmiş olurdu. İnsanlar delalete saptırmış olurdu
  • Allah ise insanı delalete saptırmaz, ancak mani de olmaz!
  • Allah kendi kedini kaosa düşürtmez, sünnetullah çerçevesinde yaratır. Bir başka İlahlık iddiasında bulunanı ise barındırmaz, çünkü bu kaosa yol açar.. ayrıca sahte peygambere de mucize vermez
  • Bizler için muhal olan şeyi Allah yaratmaz, çünkü ozaman realite olmazdı (sofistler gibi olurduk)

Kuranı kerim en büyük ve misli getirilemez bir mucize: “ Hac mevsiminde arap cahiliyesinin en büyük şairleri kabenin orada toparlanır, şiirleri, risaleleleri ile övünürler. Kendi aralarında en muteber 4 kişi seçerler ve görev verirler: Herkese ayet verilecek ve 1 sene içerisinde o ayetin bir mislini yazıp getirecekler.  Ancak hiçbiri basarılı olamaz. Ayetlerin yanında saf, cahil ve aciz hissederler kendilerini, Hatta bazıları ayete kıyasen kendi şiirinin okadar kötü kaldığı için onları yakmış, birisi de suya atmış ve insanlardan utanmışlar...

Kuran´ın icazliği:

  •  geçmiş ümmetlerin kıssalarından bahseder
  • Harfler, kelimleri, çümleler (ayetler) birbiriyle okadar uyum ve nizam içindeki en iyi şairleri bile şaşkın bırakır
  • Genel uslubu, hem emir, hem nehiy, hem azab hem de müjdeler
  • Şiirimsel tarzı ve ahengi
  • Her tabakadaki insana hitab eder ve hayatın her alanında bir rehber niteliğinde
  • Peygamber ümmiydi: uydurması ve başkalarından etkilenmesi imkansız

= Bu yüzden Kur’an AKLİ bir delildir!!!

 

 

 

[1]وَلَمَّا جَاء مُوسَى لِمِيقَاتِنَا وَكَلَّمَهُ رَبُّهُ قَالَ رَبِّ أَرِنِي أَنظُرْ إِلَيْكَ قَالَ لَن تَرَانِي وَلَكِنِ انظُرْ إِلَى الْجَبَلِ فَإِنِ اسْتَقَرَّ مَكَانَهُ فَسَوْفَ تَرَانِي فَلَمَّا تَجَلَّى رَبُّهُ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُ دَكًّا وَخَرَّ موسَى صَعِقًا فَلَمَّا أَفَاقَ قَالَ سُبْحَانَكَ تُبْتُ إِلَيْكَ وَأَنَاْ أَوَّلُ الْمُؤْمِنِينَVaktâki Musâ mikatımıza geldi, ve rabbı onu kelâmiyle taltıyf buyurdu, Ya Rab! dedi: göster bana bakayım sana, buyurdu ki: beni kat'ıyyen göremezsin ve lâkin dağa bak eğer yerinde durursa demek beni göreceksin, derken rabbi dağa bir tecelli buyurunca onu un ufrâ ediverdi, Musâ da baygın düştü, sonra vaktâki ayıldı sübhansın, dedi: sana tevbe ile döndüm ve ben mü'minlerin evveliyim ARAF 143

[2](Farsça: پیامبر), Peygamber sözcüğü Türkçe'ye Farsça'dan gelmiştir. Peygamber, Arapçaresulsözcüğünün Farsçakarşılığıdır. Kökeni olan peyam, haberanlamına gelmektedir. Dolayısıyla peygamber, "haberci" anlamını taşır. "Resul" ise ( رسول: Risalet eden/edici) "Elçi" demektir. Benzer bir anlama gelen Arapça'daki "Nebi" (نبي) sözcüğü, yine haber demek olan "nebe" kökeninden türemiş "haberci" anlamında bir sözcüktür ve Türkçe'de de kullanılır. Ayrıca Türkçe yalvaçsözcüğü de peygamber anlamına gelir.

 

[3]Bazı ilim ve din adamları her insanda DNA ile aktarılan FITRAT, aşkın bir varlığa inanma var olduğunu ispatlama çalışmışlardır. Sayısızca çalışma ve eser söz konusu. DEAN HAMER:” The Spirituality is an inheritance GOD GENE”.

[4]Bir gün Hz. Aişe ona “neden bu kadar çok ibadet, dua ve tövbe istiğfar da bulunuyorsun, sen ki, gelmiş geçmiş günahları afolununan. Bu aleme rahmet olarak gönderilensin”, diye sormuş, Resulullahîn cevabı:” Ya Aişe, Allah'a şükreden bir kul olmayayım mı?”

-Bir başka Buhari hadisi: “Hıristiyanların Meryem oğlu İsa’yı övmede haddi aştıkları gibi, beni övmede siz de haddi aşmayın. Bilin ki ben sadece bir kulum. Benim hakkımda Allah’ın kulu ve elçisidir, deyin.”

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

Hülya Alper Sistematik Kelam 2 DİA Özetleri

Hülya Alper Sistematik Kelam 2 DİA Özetleri

DEVAMI

Yusuf Şevki Yavuz- Kelam

Yusuf Şevki Yavuz- Sistematik Kelam 2 Ders Notları Vize ve Final

DEVAMI

Deutsch

Foto Galeri

<p>Yeni Ti-Entertainment.com hakkındaki görüşünüz?</p>