Ti-Entertainment

Sistematik Kelam 2 - Yusuf Şevki Yavuz Kelam

Sistematik Kelam 2 - Yusuf Şevki Yavuz

Sistematik Kelam 2 - Yusuf Şevki Yavuz Ders Notları

kelam_yusuf_sevki_yavuz.docx

 

 

 

Sistematik Kelam

Akaid X Kelam

KELAM=Terminoloji:  ‚kelime’nin çoğulu= „Yaralamak, etkilemek“ Bir fikri tam olarak anlatan söz“. Islam dininin ana ilkerlerini konu edinen ilimdir. Bu ilme Kelam adının yanı sıra “akaid, tevhid, usulu´d-din ilmi gibi değişik isimler verilmişse de kelam adı yazgınlık kazanmıştır

AKAİD:

  • “düğüm vurmak” Akd kökünden aynı kökten türemiş bulunan itikad ise “düğüm atmışçasına bağlanmak, bir şeye gönülden inanmak ve benimsemek”
  • Akaid terim olartak “ Inanılması zaruri olan esaslar”
  • Akaid ayrıntalara ve farklı görüşlere yer veremeden iman esaslarından özetle bahseden bir ilmin ve telif türünün adı olmuştur
  • Benzer şekilde bir alimin akaid anlayışına da akide denilmiştir, el Akidetu´t-tahaviyye ve Akidetu´n-Nizamiyye gibi
  • Islam akaidi (Amentü) sübutu ve manaya delaleti kesin olan nasslarla belirlenir

Akaid ile kelam ilminin aralarında fark var

 

  • Bilimsel bilgi ile Nass çekişebilir, tenakuzu mümkündür
  • Mebnası hazif ve icaz olan bir metindir Kur’an (gazzali
  • Kur’an müteşabihatlarla doludur

MELEKLERE İMAN

Sözlükte "haberci, elçi, güç ve kuvvet" anlamlarına gelen melek, Allah'ın emriyle çeşitli görevleri yerine getiren, gözle görülmeyen nûrânî ve ruhanî varlıktır.

  • Bilimsel bilgiye konu değil, bilimsel yollarla hiçbir şekilde ispatlanamaz
  • Meleklere İman konusu aklî bilgiye konu olur:

 

  • Peki melek nedir? Melek islam inancına göre, Allah’ın nurdan yarattığı, duyularla algılanamayan üstün varlıktır

Melek kelimesinin kökü:

  1. ملكة“kabiliyet, güç, yetenek”
  2. الك  “ elçilik görevi yapan. Allah ile yaratılanların arasında elçilik yapan”
  • Kimine göre melekler soyut/cevher, yani ruhanî varlıktır
  • Kimilerine göre cism-i latîfdit, nurdan yaratılmıştır (hadislerde şeytanların ateşden, melekler nurdan, insanlar da topraktan yaratılmıştır)
  • Meleklerin varlığı duyularla algılanma şartına bağlanamaz, aksi takdirde onca radyasyon, sinyal, frekans, atomlar vb algılayabilir olmamız gerekirdi. Ancak duyular sınırlırdır. Herşeyi kavrayamazlar. Duyularla kavranamayan varlıklar da vardır
  • 4mükerrem varlıklar olarak, belirli görev icraa etmeleri üzere görevlendirilmiş melekler vardır:
  • 4 büyük melek (cebrail, azrail, mikail, israfil) Cebrâil, dört büyük melekten biridir. Allah tarafından vahiy getirmekle görevlidir. Cebrâil'e (a.s.) güvenilir ruh anlamına gelen "er-Rûhu'l-emîn" de denilmiştir: "O (Kur'an'ı) korkutuculardan olasın diye Rûhulemîn senin kalbine indirmiştir" (eş-Şuarâ 26/193-194). Bir başka âyette de ona Rûhulkudüs adı verilmiştir: "...Kur'an'ı Rabbinden hak olarak Rûhulkudüs indirmiştir" (en-Nahl 16/102). Cebrâil, meleklerin en üstünü ve en büyüğü, Allah'a en yakını olduğu için kendisine "meleklerin efendisi" anlamında seyyidü'l-melâike denilmiştir. Mîkâîl, dört büyük melekten biri olup, kâinattaki tabii olayları ve yaratıkların rızıklarını idare etmekle görevlidir. İsrâfîl, sûra üflemekle görevli melektir. İsrâfil, sûra iki kez üfleyecek, ilkinde kıyamet kopacak, ikincisinde ise tekrar diriliş meydana gelecektir. Azrâil ise, görevi ölüm sırasında canlıların ruhunu almak olduğu için "melekü'l-mevt" (ölüm meleği) adıyla anılmıştır: "De ki: Size vekil kılınan ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz" (es-Secde 32/11).
  • Kiramen – Katibin: insanın sağında ve solunda bulunan iki meleğin adıdır. Sağdaki melek iyi iş ve davranışları, soldaki ise kötü iş ve davranışları tesbit etmekle görevlidir. Hafaza melekleri adı da verilen bu melekler kıyamet günü hesap sırasında yapılan işlere şahitlik de edeceklerdir. Kur'an'da bu melekler hakkında şöyle buyurulmuştur: "İki melek (insanın) sağında ve solunda oturarak yaptıklarınızı yazmaktadırlar. İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın" (Kaf 50/17-18), "Şunu iyi bilin ki üzerinizde bekçiler, değerli yazıcılar vardır. Onlar yapmakta olduklarınızı bilirler" (el-İnfitâr 82/10-12; ayrıca bk. ez-Zuhruf 43/80).
  • Hamale-i-arş: arşı taşıyan meleklerin adıdır. Kur'an'da haklarında şöyle buyurulur: "Arşı yüklenen, bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ile tesbih ederler. O'na iman ederler..." (el-Mü'min 40/7; ayrıca bk. el-Hâkka 69/17).
  • Hafaza melekler: insan bedenini korur, insanların ölmemeleri için (bu ahirette de devam eder)
  • Münker ve Nekir: ölümden sonra kabirde sorgu ile görevli iki melektir. "Bilinmeyen, tanınmayan, yadırganan" anlamındaki münker ve nekir, mezardaki ölüye, hiç görmediği bir şekilde görünecekleri için bu ismi almışlardır. Bu iki melek kabirde ölülere, "Rabbin kim? Peygamberin kim? Kitabın ne?" diye sorular yöneltecekler, alacakları cevaplara göre ölüye iyi veya kötü davranacaklardır
  • Ahiret melekleri: Malik ve Rıdvan
  • [1]

Meleklere imanın tartışmalı konuları:

  1. Günah işlemekten korunmak (ısmet)
  1. Bir melekte günah işleme kapasitesi yoktur. Ehli Sünnet ve şia; Delilleri

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا قُوا أَنفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلَائِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا يَعْصُونَ اللَّهَ مَا أَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ

Ey İman edenler! Yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten kendinizi ve ailenizi koruyun. Onun üzerinde çok güçlü ve çok sert (acımasız) melekler vardır. Allah'ın onlara emrettiği şeyde, Allah'a asi olmazlar ve emrolundukları şeyi yaparlar..

= Ancak bu  delil pek uygun değil,çünkü ayette isyan etme gücü yoktur demiyor, isyan etmezler diyor

  1. Melekler günak işleyebilirler. Mu’tezile: delilleri: melekler Hz. Ademin yaratılışında Allahu tealaya soru soruyorlar (itiraz?) Bu onların da hata yapabildiklerini gösterir. Yani aslında onlarında günah işleme itiraz etme kapasiteleri var[2]
  • Melekler isteyerek ibadet ve itaat ederler

 

  1. Tafdil meselesi: melek insanlardan daha üstün olabilir mi?[3]
  1. Bazi Sünniler ve Mu’tezile’ye göre: Melekler hiçbir günah işlemedikleri ve mükerrem varlıklar oldukları için insanlardan üstündür
  2. Ehli Sünnet: peygamber ve salih insanlar meleklerden üstündür (selefiyye,Eşariyye)
  3. Tacettin es-Sübki: Kimin kimine üstün olduğu tartışması gereksizdir. Kimin kime üstün olduğunu ancak Allah bilir

 

  1. Meleklerin görevleriyle ilgili, özellikle Cibril A.S’ın vahiy alması meselesi:

Vahiy alma ve peygambere ulaştırmanın mahiyeti

  1. Selefiyye: Harfler ve sesle Allah’tan iştir ve aynen Resulullah’ın kalbine aktarır
  2. Kelamcılar: Allah Kur’anı levh-i mahfuzda yazmıştır ve cibril bunu oradan Hz.Peygamber’e ulaştırır. Hatta mana Allah’tan, lafız Cibril’den diyen kelmacılar bile vardır

 

  1. Meleklerin yerine tabiat kanunların konulması:
  1. Bazi pozitivistler bunu yapar
  2. mümkün değildir. Tabiat kanunları algılanabiliniyor veya kayıt altına alınabilir. Meleklerin yerine tabiat kanunlarını yerleştirmek mümkün değildir


CİN[4]

“İnsan gözünün göremediği varlık, insan gözüne kapalı”

Terimsel: Allah’ın saf ateşden yarattığını ve iman etmekle mükellef kıldığını bildirdiği varlıklar. Buna rağmen onları ateşden varlıklar olarak tasavvur edemeyiz. Nasıl insan topraktan yaratılmış olmasına rağmen topraktan bir varlık olarak maddîleştirilmiyor ve tasavvur edilemiyorsa, cinlerde de öyledir.

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الإِنسَانَ مِن صَلْصَالٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ وَالْجَآنَّ خَلَقْنَاهُ مِن قَبْلُ مِن نَّارِ السَّمُومِ

„Andolsun, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş bir balçıktan yarattık. Cinleri de daha önce dumansız ateşten yaratmıştık.“ Hıcr 26-27

  • Cinler yaratılış itibariyle insandan daha aşağı seviyede yaratılmıştır
  • Bizler bütün varlıkları algılayacak kapasitede değiliz, o yüzden onları duyularımızla algılayamıyoruz=varlıkları bilimsel olarak ispatlanması mümkün değil

Cinlerin...

  1. Mahiyeti:
  1. Mücerret Ruhlar
  2. Ecsâsn-ı latifedir (maddenin bir değişik formunu ifade eder)

Bünye sahibi ve bünyesiz varlıklar olarak iki gruba ayrılır

  1. Mükellefiyetleri: Kur’ana dayanır (İnsanlara ve cinlere Peygamber olarak gönderildiğine dair ayetler var)
  • Cinler ve insalara ayrı peygamber mi yoksa aynı peygamber mi gönderildi konusu tartışmalı
  • يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالإِنسِ أَلَمْ يَأْتِكُمْ رُسُلٌ مِّنكُمْ يَقُصُّونَ عَلَيْكُمْ آيَاتِي وَيُنذِرُونَكُمْ لِقَاء يَوْمِكُمْ هَذَا قَالُواْ شَهِدْنَا عَلَى أَنفُسِنَا وَغَرَّتْهُمُ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا وَشَهِدُواْ عَلَى أَنفُسِهِمْ أَنَّهُمْ كَانُواْ كَافِرِينَ

‘Ey cinler ve insanlar topluluğu size ayetlerimizi anlatan ve bugüne erişeceğinizi bildirip sakındıran kendinizden olan peygamberler gelmedi mi?’ Onlar da, ‘Evet, biz kendi aleyhimizde şahitlik ederiz’ derler.”[5]

= Allah-u Teâlâ, bu ayette cin ve insanlara, kendilerinden peygamberler gönderdiğini bildirmiştir. Eğer ayetteki cinnî peygamberlerden kasıt, insî (insan cinsinden) peygamberler olsaydı, bunun aksini de kabul etmek lazım gelirdi. yani insanlara da, cinlerden peygamber gönderilmiş olduğunu kabul etmek lazım gelirdi. Bu ise doğru değildir. Zira insanlara hiçbir cin peygamber gelmemiştir Öyle ise, cinlere de insanlardan peygamber gönderilmiş olduğunu kabul edemeyiz. Ve bu mütalaanın neticesi olarak, cinlere kendi cinslerinden peygamberler gönderildiğini kabul etmemiz lazım gelir.

Cumhura (alimlerin çoğunluğuna) göre ise, cinlerin kendilerinden peygamberleri yoktur. Yukarıda geçen ayeti şöyle izah ederler: “İnsanların peygamberleri Allah tarafından gönderilmiştir. Cinnî peygamberlere gelince, Allah-u Teâlâ onları yeryüzüne dağıttı. Böylece insan peygamberlerin sözlerini işitme fırsatı buldular ve kendi kavimlerine bunu tebliğ ettiler.”

  • وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ  „Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.“[6]
  1. Cin-İnsan ilişkisi:
  • علم العزاءم
  • علم الخواص
  • Cinler insanları görür, bu Kur’an’da sabittir, ancak insanların cinleri görebileceğine dair bir bilgi yok, hatta (aslında) insanlar cinleri göremez (=Mu’tezile “ insanlar cinleri asla göremez”). Peygamber olmayan biri ancak temessüh etmiş bir cini görebilir. İmam Şafii der ki: “Cin gördüğünü iddia eden kişiye ceza verin” - böyle birşey mümkün değildir anlamında demiştir bunu
  • Cinlerin insanları etkileme olasılığı: cinler insanlar üzerinde etkilemede bulunma imkanına sahiptir= vesvese şeklinde olur bu. Birtakım telkinlerde bulunabiliyorlar (ayetle sabit). Muska ve belirli duaları boynuna asmak ve onlardan medet umma eski Hint ve şaman kültürlerinden bize intikal etmiştir. Dinimizde bunların yeri yoktur!
  • Sihir: Mu’tezile’ye göre böyle birşey yoktur. Sihir insanı etkisi altına almak demektir.
  • Cinlerin belirli ışınları olduğunu, aslında enerji veya mikrop/bakteri oldukları iddiası doğru değildir. Cinler mükellef varlıklar oldukları için bilinçlidirler
  1. Ahiretteki durumları:
  • Cinlerin durumuda insanlarınki gibi, onlardan da cennet veya cehenneme girecek olanlar var

 

CİN

bilinmez

MELEK

bilinmez

Şeytan:[7]

düşmanlık, azgınlık,kıskançlık yapan varlık”

  • Kur’an’da türevleriyle birlikte 88 defa defa zikredilir
  • İblisin melek sûretinde olduğu bile söylenir
  • وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلَائِكَةِ اسْجُدُوا لِآدَمَ فَسَجَدُوا إِلَّا إِبْلِيسَ أَبَىٰ
  • Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de, İblis’ten başka melekler hemen saygı ile eğilmişler; İblis bundan kaçınmıştı.”[8]

= buradaki إِلَّا إِبْلِيسَ munkatı mı, yoksa muttasıl mı bilinmiyor[9]

  • “Allah’ın emrine karşı gelen bir melek düşünülemez, o yüzden Şeytan (İblis) melek türünden değildi” dememiz daha uygundur
  • Cinlerin mahiyeti tam malum değildir. Ateşten yaratılmıştır:

قَالَ مَا مَنَعَكَ أَلاَّ تَسْجُدَ إِذْ أَمَرْتُكَ قَالَ أَنَاْ خَيْرٌ مِّنْهُ خَلَقْتَنِي مِن نَّارٍ وَخَلَقْتَهُ مِن طِينٍ

„Allah, “Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?” dedi. (O da) “Ben ondan hayırlıyım. Çünkü beni ateşten yarattın. Onu ise çamurdan yarattın” dedi.“[10]

Şeytanı yaratmak insan hürriyetini sınırlayıcı mıdır? Allah kötülüğe çağıran bir varlık (varlıklar) yaratır mı?

  • “Evet, adalet gereği insanlar arasında da iyiliğe ve kötülüğe davet eden var. İnsan mükafatı hak edebilmesi için imtihan edilmesi lazım!”

Ahiret inancı

  • Allah’a inanan Ahiret’e de inanır
  • Akıl gayba dair pek bir şey söyleyemez
  • Ahiret alemi mümkündür
  • Vesail değişebilir ama Mesail değişmez
  • Ahiret alemin gerekliliği: Hayatın ve varoluşun anlam açısından gereklidir
  • Evren ve alem yaratılmış mıdır: Bir defa yaratılmışsa ikinci defa da yaratılabilir
  • Hakikatin ortaya çıkabilmesi ve herkesçe tasdik edilmesi açısından
  • Evrensel ahlak ilkelerinin uygulanması (muhtaç olanlarıda gözetmeki dürüstiahlaklı yaşamak)-ahlak esasları aynı zamanda itikadî esaslarımızdır

 

  • İnanç ve davranışlara karşılıklarının verilmesi açısından Ahirete inanmak rasyoneldir- inanmakla kaybedecek bir şeyin yok- inanmazsan çok kaybedecek şeyin var. = irrasyoneldir!

Kiyamet ve Alametleri İnancı:[11]

يوم القيامة  /  يوم الساعة  [12]

  • Ahirete iman inacının ilk ayağı: Kozmik düzenin altüst olacığıdır
  • ‘Kozmolojik düzenin bozulmasından önce meydana gelecek olan ve bu sürecin jeolojik zaman ölçüsüyle yaklaştığına işaret eden belirtiler’
  • Kıyamet alametler Kur’anda EŞRÂT olarak geçer:  الساعة اشراط
  • “Kur’ân ı Kerîm’de ‘’kıyametin kopma zamanı'’ anlamında kırk yerde geçen sâat kelimesinin yer aldığı âyetlerde kıyametin mutlaka vuku bulacağı belirtilir. Onun kopuş zamanı yaklaşmış ve alâmetleri ortaya çıkmıştır. Ansızın gerçekleşecek olan kıyametin kopuş zamanına ait bilgi Allah nezdindedir, dünyadaki davranışlarının karşılığını görmeleri için bunun zamanı insanlardan gizlenmiştir. Kur’an’da kıyamet alâmetlerinin nelerden ibaret olduğuna dair bilgi verilmemiş, sadece Ye’cûc ve Me’cûc’ün gelişinden (el-Enbiyâ 21/96), dâbbetü’l-arzın çıkışından (en-Neml 27/82), göğün insanları saracak bir duman (duhân) yayacağından (ed-Duhân 44/11-12) ve ayın yarılacağından (el-Kamer 54/1) bahsedilmiştir(...)”[13]
  • Âhir zaman peygamberi ve son nebî olması dolayısıyla kıyamete yakın bir zaman diliminde gönderildiğini açıklayan Resûl i Ekrem’in [14]kıyamet alâmeti olarak zikrettiği rivayet edilen olayların başlıcaları şunlardır:
  • İlmin ortadan kalkıp cehaletin yerleşmesi
  • sarhoşluk veren içkilerin yaygınlaşması
  • zinanın alenî hale gelmesi,
  • köle kadının efendisini doğurması,
  • çobanların zenginleşerek bina yapmakta yarışması,
  •  zekât verilecek kimse bulunamayacak kadar servetin çoğalması,
  •  aynı davayı güden iki büyük topluluğun birbiriyle savaşması,
  • adam öldürme olaylarının ve fitnelerin fazlalaşması
  • insanların hayatlarından bıkarak ölülere gıpta etmesi,
  • Allah’ın elçisi olduğunu iddia eden otuza yakın yalancı deccâlin türemesi,
  • yeryüzünde Allah veya lâ ilâhe illallah diyen bir kimsenin kalmaması,
  • Ye’cûc ve Me’cûc Seddi’nin açılması,
  • depremlerin sıklaşması, güneşin batıdan doğması,
  • dâbbetü’l-arzın zuhur etmesi,
  • ...[15]
  • Hadislerde belirtildiğine göre kıyametin kopuşu ansızın vuku bulacak, bu sırada alışveriş yapanlar işlerini bitiremeden, yemek yiyenler lokmasını ağzına götüremeden, havuz yaptıran kişi havuzuna giremeden ve devesinin sütünü sağan kimse bunu misafirine ikram edemeden kıyamet kopacaktır [16]
  • İlk alamet Hz. Peygamberin gönderilmesidir. Ahir zaman Peygamberidir

Kıyamet alametlerine dair ayetler:

  1. فَارْتَقِبْ يَوْمَ تَأْتِي السَّمَاء بِدُخَانٍ مُّبِينٍ „Göğün açık bir duman getireceği günü bekle.“[17]
  • Hatta bazı hadislere göre Hz. Peygamber duman gördüğünde, acaba bu kıyamet alameti olan duman mıdır diye sormuştur.
  1. Dabbetü’l arz:
  • وَإِذَا وَقَعَ الْقَوْلُ عَلَيْهِمْ أَخْرَجْنَا لَهُمْ دَابَّةً مِّنَ الْأَرْضِ تُكَلِّمُهُمْ أَنَّ النَّاسَ كَانُوا بِآيَاتِنَا لَا يُوقِنُونَ

„(Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince, onlar için yerden kendilerine bir dâbbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. O, onlara insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler.“[18]

  1. Ye’cüc ile Me’cüc:
  • حَتَّى إِذَا فُتِحَتْ يَأْجُوجُ وَمَأْجُوجُ وَهُم مِّن كُلِّ حَدَبٍ يَنسِلُونَ

„Nihayet Ye’cüc ve Me’cüc’ün önü açıldığı zaman her tepeden akın ederler.”[19]

  • Bazı alimlerce Zülkarneyn döneminde çıkmıştır ve sed arkasına atılmıştır. Ehli Kitaba göre Armageddon savaşına delalet eder.
  1. Bunların haricinde Kuran Kıyamet alametleriyle ilgili pek bilgi vermemektedir. ANSIZIN (Ba’teten) geleceğini zikreder.
  • فَيَوْمَئِذٍ وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُ „İşte o gün o vâkıa vukua gelmiştir“[20]
  • هَلْ يَنظُرُونَ إِلَّا السَّاعَةَ أَن تَأْتِيَهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

„Onlar (bu tavırlarıyla) ancak, kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini beklemektedirler, hâlbuki bunun farkında değillerdir.”[21]

BÜYÜK ALAMETLER:

  1. Deccalın çıkışı:
  • Deccal=  bir gözü kör olan anlamındadır. Kendine birtakım uluhiyyetlikler atfedilen yaratık olarak tasavvur ediliyor. Kur’an deccal ile ilgili kavram geçmiyor
  • Hadislerde mevcut:

a1) dilediğini öldüren ve dirilten varlık. Hatta bazı rivayetlerde Kızıl Deniz’de bir adada zincire bağlı ve kıyamete yakın o zincirden kurtulacak. (bilimsel olarak bu mümkün değil. Böyle bir ada ve o adada böyle bir yaratığa rastlanılmadı. Hz. Peygamber’in söylediği birşey blimle çatışmaz

a2) Deccalûn: insanları Allah yolundan alıkoyup kötülüğe itenlere Deccâlûn denir.

  1. Mehdi’nin çıkışı:
  • Bu konu hakkında çelişkili görüşler var. Buhari ve Müslimin bu konu hakkında herhangi bir rivayeti yoktur
  • Şia’ya göre: Muhammed b. Hasan el ASKERÎ (el mehdi el Muntazar-12.imam)
  •  Sünni’lere gore: Muhammed b. Abdullah el Haşimî
  • Hadislerin tedvininden daha sonra islam aleminde, hem sünnî hemde şii dünyasında Mehdi inancı çıkmıştır. 20.yüzyılın başından itibaren bu görüş zedelenmeye başlamıştır. Bu inancın sağlam/sahij temeller üzerine oturmadığı söylenir, dolayısıyla iki görüş vardır:

b1) Mehdiyle ilgili ayetler vardır, zahiri olarak (hayrın alameti)

b2) Bu rivayetler sahih hadisler değildir. Şiilikten ortaya çıkmış bir inançtır

  • İlk mehdi rivayeti KİTÂB-U SÜLEYM BİN KAYS  الهلالي كتاب سليم بن قيس  kitabındadır. Bu zaat tabiindendir. Kendisi Şii’dir.Onun iddiasına gore Hz. Ebu Bekir ile Ömer zamanında gerçek din yaşanmamıştır. Kendisinin doğru dini tespit edi EBAN BİN EBU AYYAŞ’a (138) teslim ettiğini söyler.
  • Mehdi olduğu Kabul edilen (inanılan) ilk kişi: MUHAMMED İBNÜ’L HANEFİYYE. Onun takipcileri, o öldükten sonra onun tekrar gelip düşmanlarından intikam alacağını savunmuşlardır. Daha sonra bu görüş MUHAMMED BİN HASAN EL ASKERİYE’ye intikal etmiş. Şia onun mehdi olduğunu ileri sürmüştür. Daha sonra bu Sünnilerce MUHAMMED b. ABDULLAh el Haşimi olarak değiştirilmiş ve kaynaklara geçmiştir
  • Kitab-I Muakked’in İŞAYA bölümünde Mehdinin (İsanın) geleceği bildirilimiştir. YANİ BİZE GELEN İLK MEHDİ RİVAYETİ HIRİSTİYANLARDAN GELMİŞTİR

... O müjdeci ki, esenlik duyuruyor. İyilik müjdesi getiriyor, kurtuluş haberi veriyor... (Yeşaya, 52:7)[22]

  1. Nuzul-u İsa:
  • Kur’an’da Hz İsa’nın babasız dünyaya geldiği, beşikteyken konuşmaya başladığı bir Peygamber olarak zikredilir[23]. Ancak onun ölmeyip semaya kaldırıldığı hakkında net bir görüş yoktur alimler arasında. Bu konudaki ayet müteşabih ayettir.

C1) Allah katına ruh ile olur. Ancak bazı alimler ruh ile bedenle çıkar demiştir. Ölüm yok etmek demektir, o yok olmadı, Allah ruhunu kendi katına almıştır… (diyen alimler var)

  • وَقَوْلِهِمْ إِنَّا قَتَلْنَا الْمَسِيحَ عِيسَى ابْنَ مَرْيَمَ رَسُولَ اللّهِ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلَكِن شُبِّهَ لَهُمْ وَإِنَّ الَّذِينَ اخْتَلَفُواْ فِيهِ لَفِي شَكٍّ مِّنْهُ مَا لَهُم بِهِ مِنْ عِلْمٍ إِلاَّ اتِّبَاعَ الظَّنِّ وَمَا قَتَلُوهُ يَقِينًا

„Bir de «Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük» demeleridir. Oysa onu ne öldürdüler, ne de astılar. Fakat öldürdükleri kimse, onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, ondan yana tam bir kuşku içindedirler. O hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesinlikle öldürmediler.“[24]

  • بَل رَّفَعَهُ اللّهُ إِلَيْهِ وَكَانَ اللّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا

„Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir. Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir“[25]

C2) Kur’anda Hz. İsa’nın kesin olarak öldüğü belirtilmekte (diyen alimlerde var)

  • إِذْ قَالَ اللّهُ يَا عِيسَى إِنِّي مُتَوَفِّيكَ وَرَافِعُكَ إِلَيَّ وَمُطَهِّرُكَ مِنَ الَّذِينَ كَفَرُواْ وَجَاعِلُ الَّذِينَ اتَّبَعُوكَ فَوْقَ الَّذِينَ كَفَرُواْ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ثُمَّ إِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَأَحْكُمُ بَيْنَكُمْ فِيمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ

„Hani Allah şöyle buyurmuştu: “Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkâr edenlerden kurtararak temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim.”[26]

مَا قُلْتُ لَهُمْ إِلاَّ مَا أَمَرْتَنِي بِهِ أَنِ اعْبُدُواْ اللّهَ رَبِّي وَرَبَّكُمْ وَكُنتُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا مَّا دُمْتُ فِيهِمْ فَلَمَّا تَوَفَّيْتَنِي كُنتَ أَنتَ الرَّقِيبَ عَلَيْهِمْ وَأَنتَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدٌ

“Ben onlara, sadece bana emrettiğin şeyi söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin (dedim.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit (ve örnek) idim. Ama beni içlerinden aldığında, artık üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen, her şeye hakkıyla şahitsin.”[27]

  • Yusuf Şevki Yavuz: „Hz. Peygamber son peygamberdir, daha Hz. İsa neden gelsin ki? Zaten onunda görevi hz. Muhammed’i müjdelemekti. Bu konuda ehl-i kitapdan etkilenme çok büyüktür.

Genel olarak Nuzul-u İsa hakkındaki görüşler:

  1. Ölmemiştiri tekrar gelecektir, Mehdi ile birlikte
  2. Ölmüştür
  3. Ruhaniyyeti yeryüzünde zuhur edecektir
  4. Hindistan civarında ölmüştür. Gulam Ahmet Kadiyyani gelecek ve insanlığı kurtaracaktır

 

(...)

T&İ

 


[1] http://www.diyanet.gov.tr/turkish/basiliyayin/weboku.asp?sayfa=29&yid=33

[2]

Bakara suresi 30.ayet: “Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti. وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلاَئِكَةِ إِنِّي جَاعِلٌ فِي الأَرْضِ خَلِيفَةً قَالُواْ أَتَجْعَلُ فِيهَا مَن يُفْسِدُ فِيهَا وَيَسْفِكُ الدِّمَاء وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَ قَالَ إِنِّي أَعْلَمُ مَا لاَ تَعْلَمُونَ

[3] Ehl-i Sünnet'e göre insanlar içinden seçilen peygamberler, meleklerin peygamberleri durumunda olan büyük meleklerden daha üstündür. Çünkü yüce Allah insan için "halife" tabirini kullanarak (el-Bakara 2/30) onu melekler karşısında yüceltmiş, Hz. Âdem'e secde etmeleri için meleklere emretmiş, eşya ve âlemi meleklere gösterip bunların adlarını sorduğu zaman melekler cevap verememiş, Hz. Âdem ise birer birer saymıştır (el-Bakara 2/31-34). Ayrıca meleklerin Allah'a kullukları ve hayırlı şeyleri yapmaları, iradeye bağlı olmayan hareketlerdir. Halbuki insan Allah'a kulluğunu ve iyi işleri, kendisini doğru yoldan ayıracak pek çok engeli aşarak yapar. Bütün bunlar insan cinsinin melek cinsinden üstün olduğunu gösterir. Meleklerin önde gelenleri, peygamber olmayan bütün insanlardan; takvâ sahibi müminler, şehidler, salih amel işleyenler, dinde dosdoğru hareket edenler, diğer meleklerden; diğer melekler de insanların kâfir, münafık, müşrik, inancı bozuk, amelsiz, ahlâksız olanlarından daha üstündür. http://www.diyanet.gov.tr/turkish/basiliyayin/weboku.asp?sayfa=29&yid=33

[4] Sözlükte, "gizli ve örtülü varlık, görülmeyen şey" anlamına gelen cin, terim olarak duyu organlarıyla algılanamayan, çeşitli şekillere girebilen; ateşten yaratılmış, mânevî, ruhanî ve gizli varlıklara verilen bir addır.

[5] EN’AM 130

[6] 51 / ZÂRİYÂT - 56

[7]شيطان Şeytan”, sözlük anlamı olarak “Hakk’tan uzak olan” demektir. Kavram olarak ise, “hakka ve akla aykırı hareket eden her türlü kişi, güç ve kurumun ortak ve karakteristik adı”dır.Şeytanın kimler ve neler olabileceği, bunların özellikleri, nitelikleri, alâmet-i farikaları (ayırt edilecek özellikleri) Kur’an’da detaylı olarak mevcuttur.

[8] 20 / TÂHÂ - 116

[9] İbn Kesîr tefsiri: İlla lafzı yani الا ابليس bu istisna nın iki manası vardır. Birincisi istisnai i muttasıl ikincisi ise istisna i munkati'tir. Burada istisnai munkati' vardır. Hazin tefsirine göre de sahih rivayete göre şeytan meleklerdendi. Ama ne zaman ki Adem'e secde etmeyince işte o zaman cinlere dönüştü.

[10] 7 / A'RÂF - 12

[12] Kur'ân-ı Kerim'de kıyâmet anlamına gelen başka ifâdeler de vardır. Bunlardan "yevmu'l kıyamet" (kıyamet günü) 70, "âhiret" 26, "ğâşiye" 2, "saat" 42, "hâkka" 2, "kâri'a" 4, kulakları sağır eden gürültü anlamına gelen "sâhha" bir ve dönülüp gidilecek yer anlamına gelen "me'âd" bir, herkesi ve herşeyi kuşatacak büyük felâket anlamına gelen "et-tâmmetu'l-kübrâ" bir, ansızın kopacak olan kıyamet anlamına gelen "vâkıa" bir yerde olmak üzere toplam yüz elli ayrı yerde geçmektedir.

[14] Buhârî, ‘’Talâk'’, 25, ‘’Rikak'’, 39; Müslim, ‘’Fiten'’, 132-135

[15] Buhârî, ‘’Fiten'’, 4-5, 22, 24, ‘’.Itk'’, 8, ‘’Cihâd'’, 95, ‘’Nikâh'’, 110; Müslim, ‘’.İlim'’, 8-10; İbn Mâce,’Fiten'’, 25-36; Tirmizî, ’Fiten'’, 35, 42-43

[16] (Buhârî, ‘’Fiten'’, 25).

[17] 44 / DUHÂN - 10

[18] 27 / NEML - 82

[19] 21 / ENBİYÂ - 96

[20] Hakka 15

[21] 43 / ZUHRÛF - 66

[22] 7 Dağları aşıp gelen müjdecinin ayakları ne güzeldir!O müjdeci ki, esenlik duyuruyor.İyilik müjdesi getiriyor, kurtuluş haberi veriyor.Siyon halkına, ‹‹Tanrınız egemenlik sürüyor!›› diye ilan ediyor. 13 Bakın, kulum başarılı olacak;Üstün olacak, el üstünde tutulup alabildiğine yüceltilecek. 14 Birçokları onun karşısında dehşete düşüyor;Biçimi, görünüşü öyle bozuldu ki,
İnsana benzer yanı kalmadı; 15 Pek çok ulus ona şaşacak,Onun önünde kralların ağızları kapanacak.
Çünkü kendilerine anlatılmamış olanı görecek,
Duymadıklarını anlayacaklar.

[23] إِذْ قَالَ اللّهُ يَا عِيسى ابْنَ مَرْيَمَ اذْكُرْ نِعْمَتِي عَلَيْكَ وَعَلَى وَالِدَتِكَ إِذْ أَيَّدتُّكَ بِرُوحِ الْقُدُسِ تُكَلِّمُ النَّاسَ فِي الْمَهْدِ وَكَهْلاً وَإِذْ عَلَّمْتُكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَالتَّوْرَاةَ وَالإِنجِيلَ وَإِذْ تَخْلُقُ مِنَ الطِّينِ كَهَيْئَةِ الطَّيْرِ بِإِذْنِي فَتَنفُخُ فِيهَا فَتَكُونُ طَيْرًا بِإِذْنِي وَتُبْرِئُ الأَكْمَهَ وَالأَبْرَصَ بِإِذْنِي وَإِذْ تُخْرِجُ الْمَوتَى بِإِذْنِي وَإِذْ كَفَفْتُ بَنِي إِسْرَائِيلَ عَنكَ إِذْ جِئْتَهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُواْ مِنْهُمْ إِنْ هَذَا إِلاَّ سِحْرٌ مُّبِينٌ

O gün Allah, şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlara konuşuyordun. Hani, sana kitabı, hikmeti, Tevrat’ı, İncil’i de öğretmiştim. Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun, benim iznimle hemen bir kuş oluyordu. Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. Hani sen, İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman, ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkâr edenler, “Bu, ancak açık bir büyüdür” demişlerdi.“  5 / MÂİDE - 110

[24] 4 / NİSÂ - 157

[25] 4/NİSA-158

[26] 3 / ÂLİ İMRÂN - 55

[27] 5 / MÂİDE - 117

 

kelam_yusuf_sevki_yavuz.docx

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

Hülya Alper Sistematik Kelam 2 DİA Özetleri

Hülya Alper Sistematik Kelam 2 DİA Özetleri

DEVAMI

Yusuf Şevki Yavuz- Kelam

Yusuf Şevki Yavuz- Sistematik Kelam 2 Ders Notları Vize ve Final

DEVAMI

Videolar

  • Nuh Arslantaş: Mustafa Öztürk'le Din ve Hayat: Kur'an'da Yahudilik (Kanal 24 - 27.09.2014)
  • Kinder über den Islam - Ammar und Umeyr
  • Die Spaltung der Umma (Siffin-Tahkim)

Foto Galeri

<p>Yeni Ti-Entertainment.com hakkındaki görüşünüz?</p>