Ti-Entertainment

Din Psikolojisi Kitab Özeti Din Bilimleri

Din Psikolojisi Kitab Özeti

  1. Din psikolojisi bilimi

GIRIS

Din, toplumsal kimligin basvuru kaynagi olarak önemini sürdürmeye devam etmektedir. Duygu ve arzularin en kararli baglilik ve taraftarliklarin da kaynagidir. Dini inanc ve degerlerinin güdülemesiyle insanlar iyi ve kötünün, dogru ve yanlisin ölcüsüne sahip olmakta ve bunlari koruma ve gelistirmeye calismaktadirlar.

Din psikolojinin tanimi

Bireylerin kutsal kabul ettikleri varlik/varliklarla iliski cercevesinde ortaya koyduklari her türlü söz, tecrübe ve davranisi tecrübi yöntemle arastiran bir disiplindir. Bireylerin ruhsal yasantilari ve davranislari icerisinde ortaya cikan “dini olgular” temel ilgi alanidir. Bireylerin yasadiklari dini hayati olusum, yapi, gelisim sartlari ve sürecleri, sonuclari ve etkileri acisindan ele alan bir bilim dalidir.

Din psikolojinin konusu

Bireyin ruhsal yasayis ve davranislari icerisinde dini nitelikli olgulari ele alip arastirir. Dinin veya dine karsi olan anlati ve söylemlerin karsisinda bireyin ortaya koydugu olumlu veya olumsuz öznel (subjektif) tutumlari arastirir. Kisinin cesitli duygu ve arzularini, karakter, tutum ve davranislarinin dini inanc ve yasayis üzerindeki etkileri karsilikli olarak arastirir. Bir kisinin dindarlik yasantisi onun bagli oldugu dini gelenek dikkate alinarak anlasilir.

Din psikolojisinin amaci ve önemi

Insan tecrübe ve davranisinda ortaya cikan dini tezahürleri anlamaya calismaktir, dinin insani ve kültürel gerceklik boyutunu aciga cikarmaktir. Dini yalnizca insan hayatindaki etki ve boyutlari acisindan ele alir. Insanlara saygi duymak, tarafsiz ve gözlemci bir tutumla onlari en azindan yasanan etkili bir gercek ve olgu olarak degerlendirmek durumundadir . Din psikolojisi din üzerine degil, dini yasayan insanlar üzerinde bir arastirma alanidir .

Din psikolojisinin diger bilim dallariyla iliskisi

Insan ve toplum bilimleri ile ilahiyat ilimleri ortak noktasinda bulunan ve din bilimleri adi verilen bir grup bilim dali arasinda yer almaktadir .

Insan ve toplum bilimleri

Din psikolojisinin genel psikoloji ile ortak olan pek cok yani vardir . Her ikiside ayni bilimsel ilkele r, yöntem ve tekniklerle calismalarini sürdürür .

Ilahiyat ilimleri

Bir dinin kendine ait kutsallari, inanc ve ögretileri, mezhep ve cemaat farklari, o dinin baglilarinin davranislarini anlamada temel referans noktalaridir.

Din bilimleri

Ilahiyat ilimleri  ve insan bilimlerinin kesistikleri bir ortak noktada yer alan bir dizi bilim dalidir. Din psikolojisi ile ayni sinir üzerinde yer alan ve dini olgulari tecrübi yöntemlerle inceleyen bir dizi bilim dali olan Din Bilimleri denilen bu alanlari baslicalari sunlardir ;

  • Din Sosyolojisi ; Din-toplum iliski ve etkilesimini ve bu cercevede ortaya cikan olgular, sürecler, kurumlar ve gruplasmalari inceler.
  • Din Fenomenolojisi ; Dini olgularin temel manasini olusturan degismez özü , asil yapiyi ortaya cikarmaya calisan bir bilim dalidir.
  • Din Antropolojisi ; Belli zaman ve mekanlarda özel bazi dini inanc ve uygulamalarin (özel bir ritüel) tezahürlerini arastiran bir bilim dalidir .
  • Din Felsefesi ; Inanilan seyi, inanmanin ne anlama geldigini ve uygulamada inancin ne anlam ifade ettigini anlamak icin arastirir .
  • Dinler Tarihi ; Tüm dinleri karsilastirmali olarak inceler. Din psikologlari , bireyin hayatinda gözlemledigi dini olgularin anlamini daha iyi ortaya koyabilmek icin, bunlarin gecmisten gelen köklerini ve gelisim tarzlarini arastirma ihtiyaci duyar .

Din psikolojisinde yöntem

Arastirma yöntem ve tekniklerinin baslicalari sunlardir;

  1. Sistemli gözlemler ; Herseyden önce olaylari gözlemleyerek baslar . Olaylar ya uzaktan kendi dogal akisi icersinde (dogal gözlem) ya da arastirmacinin kendisi de olaylarin icinde yer alarak (katilimci gözlem) anlasilmaya calisilir . Psikolojinin asil kendine has yöntemi ic gözlemdir. Bir kimsenin icsel yasantilari ancak onun kendi ifadelerine basvurularak anlasilmaya calisilir.
  2. Kisisel dokümanlarin sistemli incelenmesi ; (Biyografi, gibi) . W. James bu bilimin temellerini atmistir.
  3. Anketler ; Yazili soru kagitlari bu alanda en cok kullanilan aractir. Bunlarin bir kismi , gecerlik ve güvenirliligi hesaplanmis ve her yerde kullanilabilen standart ölcme araclaridir.
  4. Mülakatlar; Sözlü sorularin ve cevaplarinin kayit altina alinmasidir.
  5. Tutum ölcekleri; Dinin inanc ve davranislarin yönünü (olumlu-olumsuz) ve siddet derecesini (güclü, zayif, kararsiz) anlamak icin gelistirilen ölcme araclaridir.
  6. Kisilik testleri;
  7. Davranislarin analizi; Gruplamalar, siniflamalar yapilarak unsurlar arasindaki ortak ve farkli yönler aciga cikarilmaya calisilir.
  8. Semantik analiz ölcekleri; Dini kavramlarin bireyler tarafindan nasil anlasildigi ve tasavvur edildigi ölcülerek anla, haritalari olusturulmaya calisilir.
  9. Klinik metotta kullanilan derinlikli analiz; Birebir görüsme yoluyla, bireylerin gecmis yasantilari, bilinc disi saplantilari ve kaygilari anlasilmaya calisilir.
  10. Istatiksel analizler; Anketleri ve testler yoluyla elde edilen nicel veriler degiskenler arasindaki iliskilerin anlamli olup olmadigini ortaya cikarmak amaciyla cesitli istatistik analizlere basvurulur.
  11. Deneyler; Farkli konularda deneyler yapilir.
  12. Yorumlama ve degerlendirme; Cesitli teknik ve araclarla elde edilen olgular, psikolojide gecerli olan yorumlama yöntemlerine basvurularak degerlendirmelerde bulunulur.

Din psikolojisinde arastirma konulari

Dindarligin kaynaklari;

  • Din ve biyoloji.
  • Dinin tabiati ve islevleri, dinin sosyal kaynaklari.
  • Dinin sosyal kaynaklari.

Dini ve manevi tecrübe

  • Kutsallik algisi.

Dini gelisim

  • Dini gelisimi etkileyen faktörler.
  • Ergenlik ve genclikte dindarlik ve manevi yasam üzerine etkiler.
  • Yetiskinlikte din.
  • Din ve cinsiyet.
  • Din yaslilik ve ölüm.

Dindarligin tanimi ve ölcülmesi.

Iman, süphe ve inancsizlik.

Dua, ibadet ve dini ritüel

  • Duanin tabiati; türleri.
  • Ibadetlerin tabiati
  • Dini ayin ve psikolojik etkileri.

 

Din ve ahlaklilik

  • Ahlaki yapi ve gelisim.

Tanri tasavvurlari.

Din degistirme.

Dini tutumlar.

Birey ve dini gruplar arasindaki iliskiler.

Din ve ruh sagligi.

Din ve akil bozukluklari.

Ölüm ilgileri ve din.

 Mistisizm.

Kisilik ve din.

Din ve manevi yasam.

Erdem psikolojisi.

 Mutluluk, hayat tatmini ve dindarlik.

 

Din psikolojisinin tarihcesi

 

Islam Dünyasinda Din Psikolojisi

Dini Kaynaklar ; Nefs Kur’anda 300’e yakin yerde gecmektedir. Nefsin kelime anlami bir seyin kendisi ve özü, zat, benlik, kendilik demektir. Kur’anda nefs gene lolarak, ruhsal ve bedensel, bilincli ve bilinc disi tüm fonksiyonlarin bütününden olusan insanin psikolojik yapisi anlaminda kullanilmaktadir. Nefsde bir yanda tabii, beseri diger yandan ise akli ve manevi bir boyut bulunmaktadir. Insanda inanma yetenegi (fitrat) bulunmaktadir. (Rum 30/30). Bu inanma yetenegi kendi yönünde saglikli bir gelisme gösterme imkani bulunursa Allah’a inanc ve baglilikla son bulur. (En’am). Bütün psikolojik islevlerin yeri ve kaynagi kalbdir. Kalb, düsünme ve akil yürütme, hidayet ve itmi’nan, acima ve esirgeme, manevi olarak arinma ve temizlenme, korku ve ürküntü, bunalma; hasret ve hiddet, iman ve takva gibi psikolojik sürecler kalpte yasanir. Kalp Kur’anda sadr, fuad, lübb, nüha gibi kavramlarla dile getirilmistir. Kur’anda en genis sekilde iman ve inkar psikolojisi islenmektedir. Nefsin tabiatinda yer alan dogal güdüler ve egilimlerde islenmistir.

 

Islam bilginlerinin calismalari; Hicri ücüncü asirdan itibaren Ilmü’n-Nefs, Ilmü’n-Nefs ve’r-Ruh, Kitabu’r-Ruh, Ilmu Ahval-i Ruh gibi basliklar tasiyan kitaplar ve risaleler ortaya cikti. Farkli bilim dallari bünyesinde ele alinan bu konularda öne cikan bazi isimler ve görüsleri sunlardir;

Haris el-Muhasibi; Islam dünyasinda psikolojik bakis acisiyla insanin ic hayatini inceleyen ilk bilgindir. Dini/ahlaki uyumlu bir hayat tarzi icin kisinin öncelikle kendisini ic acidan anlamaya calismasini israrla vurgulamistir. Er-Riaye li hukuk’i-lillah en önemli eseridir.

Kindi; Risale fi mahiyyeti’n-nevm ve’r-ru’ya/Rüyanin ve uykunun mahiyeti adli eseri, Islam dünyasinda rüya psikolojisi hakkinda yazilan ilk telif eserdir.

Farabi; Rüya ve vahiy psikolojisi konusunda sistemli bir teori ilk olarak kendisi tarafindan ortaya konulmustur. Ona göre sadik rüya, ilham ve vahyin kaynagi Faal Akil, insandaki alici organ ise hayal gücüdür.

Ibn Sina; Psikoloji ve din psikolojisinin cesitli konularinda bir cok eser vermistir. Ruhsal hallerin, cesitli duygu ve heyecanlarin davranislar ve bedensel fonksiyonlar üzerine, dolayisiyla saglik ve hastalik üzerine olan etkisini ikna edici tarzda ortaya koymustur. Duyulari dis ve ic olmak üzere ikiye ayirmistir.

Ebu Bekir Razi; et-Tibbu’r-Ruhani isimli eseri kavramsal gerekse ve icerik acisindan ilk ve özgün bir ruh sagligi kitabidir. Kisilik ve karakter bozukluklari ve bunlarin tedavi yollarini ele alan bir calismadir.

Gazzali; En büyük eseri Ihyau Ulumi’d-Din’dir. Psikolojik kavramlastirmalar, tahliller ve tasnifler yönünden oldukca zengindir.

Fahrüddin Razi; Kitabü’n-Nefs ve’r-Ruh ve serhu kuvahuma isimli eseri ahlak psikolojisi alaninda yazilmis, hem felsefi hem de dini görüsleri bir araya getiren en güzel kitaplardan birisidir. Razi’ye göre en temel psikolojik güdüler güc ve bilgi istegidir.

Ibn-i Haldun; Mukaddime eserinde insanin toplumsal egilim ve yeteneklerine özel bir önem atfetmektedir. Ona gore baski, siddet, zor ve cezaya dayali yönetim tarzlari altinda yetisen kimselerde korku ve boyun egme psikolojisi hakim olur.

 

 

Modern bati dünyasinda Din Psikolojisi

 

Din Psikolojisi, psikoloji bilimin bagimsiz bir disiplin olmaya basladigi yillarin hemen sonrasinda gelmistir. En önemli temsilcileri ABD’de yetismistir. W.James (1842-1910) bu bilim dalinin modern zamanlardaki asil kurucusu kabul edilir. The Varieties of Religious Experience (1902) (Dini Tecrübenin Cesitliligi) isimli eseri din psikolojisinin klasigi olarak kabul edilir.

G.Allport (1897-1967) W.James ile ayni cizgiyi benimseyen bir diger önemli isimdir. The Individual and His Religion (1950) Birey ve Dini isimli eserinde din ile kisilik arasindaki iliskiye dikkat ceker.

S.Freud (1856-1939) Psikanaliz ekolünün kurucusudur. Kariyeri boyunca din ile ilgilenmistir. Ona göre; tabiat ve toplum karsisinda yasanan caresizlik dini inanc ve uygulamalarin asil kaynagini olusturmaktadir. Din ve Tanri inanci akilci degil duygusal bir temele dayanmakta, ilkel ve cocuksu arzularin yatistirilmasi ve arzularin tatminine hizmet etmektedir. Sonuc itibariyle din bir yanilsamadan ibarettir. Din, insanlarin katlanilamaz sikintilara tahammülünü kolaylastirmakla birlikte sonucta, insanlari gerceklerden uzaklastirmakta, aklin gelismesini engellemektedir.

Freud’a en güclü elesti bizzat kendi yetistirdigi ögrencilerinden C.G.Jung (1875-1961) gelmistir. Ona göre din hem bireysel hem de tarihi acidan oldukca önemli bir olgudur. Önde gelen kitabi Modern Man Search of a Soul/Modern Insan ruhunu ariyor (1933). Insanin dindar bir tabiata sahip oldugunu, dinin insana özgü ve icten dogma bir olgu oldugunu ortaya koymustur. Jung dinin kökenini, bireye askin bir kaynaga, en eski insan atalarinin psikolojik kalitimlarinda var olan arketiplere dayandirir. Arketipler tüm insanliga has ortak davranis özellikleridir. Kisinin bireysel hayatinda sonradan elde edilen degil, ruhsal yapisinda kalitsal olarak varolan bilincdisi ruhsal iceriklerdir. Arketipler de kollektif bilincdisinda yer alirlar. Ona göre olgun ve anlamli bir hayat ancak din sayesinde mümkündür.

A.Maslow (1908-1970) Calismalariyla dini tecrübede kisisel boyutun önemini savunan gelenege önemli katkilarda bulunmustur. Ona göre gercek dindar, dini tecrübeler yasayan mistik insandir.

E. Fromm (1900-1980) dini olgulari sosyal psikolojik bir yaklasimla ele alir. Dini, yerine getirdigi islevler ve etkiler acisindan degerlendirir. Her insan, kendisini adayabilecegi bir nesnenin ve davranislarina yön verecek düsünsel bir sistemin ihtiyaci icindedir. Her insan olumlu ya da olumsuz herhangi bir dine ihtiyac duyar ve ona baglidir. Din varolussal bir ihtiyac olup, karsilanmamasi ya da yetersiz ve kusurlu olarak karsilanmasi ruhsal bir hastalik sebebidir. Tapinma araciligi ile insan özgürlük ve tatmin kazanabilir. Insanin kendini gerceklestir,esine, mükemmellestirmesine hizmet eden bir din hümaniter bir dindir. Buna karsilik insanlarin kendi dislarindaki görülmez, tutulamaz ve duyulamaz olan bir güce teslim olmalari seklindeki otoriter dinler vardir. Tanri kavramlar, insanin kendi hayatinda gerceklestirmeye calistigi kisisel güclerinin bir sembolü olarak anlasilmalidir.

V.Frankl (1905-1997) Psikoloji-din iliskisini The Unconsious God/Bilincdisi Tanri isimli kitabinda ele almistir. O insanin boyut ile Tanrisal boyutun farkli oldugundan; ulasilmasinin zor olmasindan ve onunla kurulan iliskinin niteliginden yola cikarak Gizli Tanri (Hidden God) kavramini kullanir. Insanoglu tarih boyu farkinda olmadan Tanri’yi icsellestirmis ve ona bilincdisi yoluyla baglanmistir. Dini, nihai anlam arayisi olarak degerlendiren Frankl’a göre, nihai anlam sonucunda nihai varolusa (Tanri’ya) ulasir.

 

 

Türkiye’de Din Psikolojisi

Bu ders ilk defa 1949 yilinda acilan Ankara Ilahiyat Fakültesinde okutulmustur. Ülkemizde bu alanda genellikle ilahiyatci arastirmacilar calisir.


Belli basli derslerde okutulmus kitaplardan bir kaci sunlardir;

  1. Osman Pazarli, Din Psikolojisi.
  2. Hayati Kökelekli, Din Psikolojisine Giris.
  3. Hüseyin Peker, Din Psikolojisi.

 

 

  1. Din, Dindarlik ve Boyutlari

GIRIS

Psikolojik arastirmanin amaclari arasinda kati bir din tanimina bagli kalacak alt yapi yoktur. Simdiye kadar üzerinde uzlasilan bir tanim yapilamamistir. Dinin tanimlanmasindaki zorlugun iki önemli sebebi vardir. Birincisi, dinin cok yönlü, cok boyutlu bir gerceklik olmasi ve basit hicbir unsura indirgenmeye imkan vermemesidir. Ikincisi de, bilim adamlarinin elde alislarinda din kendi kisisel anlayis ve egilimleri dogrultusunda bir sinirlilik icerisinde görülmüs olmasidir. Kimileri de dini bireysel kimileri de daha cok toplumsal, iliskisel yönden anlamak istemislerdir.

Dinin psikolojik tanimlari

Dinin özsel tanimi

Bu bakis acisi dini olgulari, kültür icerisinde yer alan kendine özgü bir gerceklik olarak kabul eder. Dinin, asli ve degismez bazi unsurlari vardir ve bunlarin baska bir sosyal ve kültürel alana indirgenmesi mümkün degildir.

Din; “Tabiat üstü, ilahi ve kutsal bir varlik (Tanri, Allah) ile iliskili olan inanclarin, tasavvurlarin, tecrübelerin, duygularin, isaretlerin, dilin ve davranislarin bütünü” olarak tanimlanir (W.James) Baska bir tanim;

“Tanri/kutsal/askin olana az veya cok bilincli bagliliktir. Bu baglilik ve teslimiyet bireyin kisiliginde tecrübeler, inanclar ve düsünceler seklinde tezahür eder ve kisinin ibadetlerini, ahlaki davranislari ve diger etkinliklerini güdüler.(Tamminen)

Tanimlarda göze carpan unsurlar;

  • Din tabiat üstü ve kutsal olduguna inanilan bir varligi temel alir. Dinin ana konusu Allahtir. Fakat Allah bilimsel calismanin dogrudan konusu degildir.
  • Inanan kimsenin ic dünyasinda etkili kutsal bir güc, kisisel ve öznel bir gerceklik olmasi bakimindan “ickin” olma özelligine sahiptir.
  • Din inanc, ögreti, ahlak ve kutsalla ilgili tutum vz davranislarindan olusur.

 

Dinin islevsel tanimi

E.Fromm’a göre din: “Bir grup tarafindan paylasilan, o grup üyelerine kendilerini adayabilecekleri bir hedef sunan ve onlara ortak bir davranis bicimi veren bir sistemdir.”

Bu tanima bagli olarak yazar her türlü ideolojik ya da insani tutkusal baglanma bicimlerine “din” denebilecegi sonucuna varmaktadir.

Baska bir tanimda: “Din canli varliklar oldugumuzu ve mutlaka bir gün – bizimle birlikte diger canli varliklarin- ölecegimizi bilmemiz olgusundan dogan sorunlarin sorumlulugunu tek tek sahsen yüklenmeye bizi sevk eden her seydir:” (Batson-Ventis)

Bu tanimda dinin ölümü kabullenme; hayatin sorumlulugunu yüklenme islevine öncelik verildigi görülmektedir.

Genel olarak bakildiginda dinin islevleri;

  1. Inanilmasi gereken dogrulari aciklar.
  2. Hayat, ölüm, aci, mutluluk gibi temel varolussal sorunlarla ilgili insana bir dünya görüsü kazandirir.
  3. Din, varolusu ve gercekligi yorumlayarak kimligin bir tanimi vasitasiyla insani bu bütünlügün icerisine yerlestirir.
  4. Insana sinirlarini ve görevlerini bildirir.
  5. Inanan bireyler arasinda bir gönül birligi, ortak amac ve hedefler belirleyerek cemaat olusumuna imkan saglar.
  6. Kisinin kendi öz karakteri, duygu ve gönül dünyasinda yer tutar; arzu ve ihtiyaclari, korku ve ümitleri, eksikligi ve sinirlari ile ilgilenir.

Dinin özsel-islevsel tanimi

Ücüncü bir bakis acisi din olgusunun hem özsel hem de islevsel özelliklerini birlestirerek, bir bütün olarak bunlari bir araya getirmeye calisan tanimlardir. Bu tanimda din, kültür icerisinde yer alan bir semboller sistemi olarak ele alinmaktadir. Sembol terimi burada isaretlerin genis anlatimi manasinadir. Dini meydana getiren unsurlar (dil, ayin, nesneler, sahislar) bir biriyle uyumlu bir bütündür. Bu bütünün tek bir unsurundan yola cikarak onu aciklamaya calismak dogru degildir. Bu tarifin en büyük faydasi psikolig ve sosyologun göz önünde bulundurmak zorunda oldugu dinin konumunu dogru bir sekilde ifade etmesidir.

Nesnel bir gerceklik olarak din

Din psikolojisinin arastirma konusu olan din her seyden önce kültürün icinde bir gercekliktir. Bu sekilde din bireylerin disinda var olan nesnel bir olgudur. Kültürel bir gerceklik olarak din bir bütünlük olusturur ve unsurlari sunlardir;

  1. Dini topluluk ve gelenek; Islam, Hiristiyanlik gibi.
  2. Dini kurumlar; Seyhu’l-Islamlik, Papalik gibi.
  3. Din dili; Helal-haram, günah-sevap gibi.
  4. Dini sahislar; Peygamber, veli, hoca gibi.
  5. Dini nesneler ; Mushaf, seccade gibi.
  6. Dini, zaman ve mekanlar ; Mekke-Medine, Muharrem ayi gibi.
  7. Dini törenler; Mevlit, ayin gibi.

Din psikologlarinin görevi dinin kendisini degil, insan tecrübesinde ortaya cikan dini tezahürleri incelemektedir.

Öznel bir gerceklik olarak din

Belli bir ortamda dinin sembolleri ile karsilasan bireyler onlarla girdikleri iletisime bagli olarak, kendi kisisel dindarliklarini olustururlar. Bir müslüman cocugu, evde aile üelerinin konusma ve uygulamalarinda yer aldigi sekliyle dinin tecrübesine sahip olur. Onun ic dünyasinda öznel bir hayat olarak din yerini almaya baslar.

Öznel bir gerceklik olarak dini meydana getiren unsurlar;

  1. Dini yetenek ve egilimler
  2. Dini güdüler
  3. Dini inanclar
  4. Dini sözler, ifadeler
  5. Dini yargilar
  6. Dini tasavvurlar
  7. Dini tutumlar

Dindarlik

Dindarligin tanimi

Her insan kendisini bir dini gelenegin ve kültürün icerisinde bulur. Ailesinden, cevresinden cesitli bilgiler ögrenir, dini ibadetleri yerine getiren insanlari görür. Böylece dindarlik denilen yasanti ortaya cikar. Dindarlik; “belli bir dinin inanc ve ögretilerinin belli bir zaman ve sartlarda belli bir kisi, grup ya da toplum tarafindan yasanmasi” dir. Dinin hayata gecirilerek bilfiil yasanan bicimidir. Insanlar dinlerine farkli derecede baglanirlar.

Dindarligin özellikleri

  1. Tek bicimli, degismez bir durum degildir.
  2. Bireylerin ve gruplarin hayatindan cesitli faktörlere bagli olarak özel olaylar ve durumlar kisilerde dini bagliligi artirabilir ya da azaltabilir.
  3. Dindarlik birey ve toplumun hayatinda belli bir alanla sinirli olmayip, hayatin her alaninda etkisini gösterir.

Dindarligin boyutlari

Bilim adamlari dindarligi, cok boyutlu bir tarzda tanimlamis ve arastirmislardir. Glock ve Stark’in yapmis olduklari arastirmalar sonucunda dindarligin bes boyutlu tanimlamasi yaygin kabul görmüstür.

  1. Ideolojik (inanc) boyutu ; Bir kimsenin din ile bag kurmasi, öncelikle o dinin temel inanc esaslarini kabul etmesi ile baslar.
  2. Törensel (ibadet ve uygulama) boyut ; Bir dinin baglisi olan ve onun inanc sistemini benimseyen dindar bir kimsenin yapmasi gereken ödevleri ve görevleri vardir. Ibadet görevlerini yerine getirmedeki dikkat ve gayret bir kimsenin dindarliginin bir göstergesi kabul edilir. Ibadet ve uygulamasinin ona katilan kisiler icin tasidigi önem ve anlam da degisik olabilmektedir.
  3. Tecrübe (duygusal) boyutu ; Her din mensubu inandigi Varligi dogrudan icinde hisseder ve onun etkilerini fark eder. Genel olarak dindarligin mistik/tasavvufi yorum ve uygulamalari, dini tecrübenin yogun olarak yasanmasini amac edinmistir ve bunu gerceklestirecek özel tekniklere basvurulur. Bu yüzden din duygusunun en coskun ve zengin örneklerine tasavvuf alaninda rastlanir.
  4. Zihinsel (bilgi) boyutu ; Dindarlik yasantisinda bilgi boyutunun diger boyutlarla iliski ve etkilesimi olmasi kacinilmazdir. Dini ögrenmeye karsi isteklilik ve buna ayrilan zaman kisinin dindarliginin bir isaretidir.
  5. Etki boyutu ; Dindarlik yasantisi hem kisinin ve grubun dini hayatini gelistirir ve hem de hayatin bütün alanlarinda birtakim etkiler meydana getirir. Beslenme aliskanliklarindan nezaket kurallarina, bireysel ahlaki tutum ve davranislardan sosyal iliskilere varincaya kadar dinin etkileri vardir.

Dindarlik yönelimleri

Insanlarin kendilerini dine veris derecesi ; ilgi ve samimiyet olgusu su ya da bu düzeyde olabilir. Dindarliktaki bu farkli yönelimler ilk olarak G .W Allport tarafindan iki temel tip halinde tanimlanmistir. Dis güdümlü ve ic güdümlü olarak adlandirilmistir.

Dis güdümlü dindarlik

Dini degerler ; birici derecede önem ve anlam tasiyan bir konuma sahip degildir. Toplumda bir makam ve mevki elde etme, baskalari nezdinde degerli ve itibarli olma, dert icin teselli saglama gibi istek ve ihtiyaclari karsilamada elverisli bir vasita durumundadir. Du ave ibadeti, baslari derde girdiginde basvurulan gecici bir iliski olarak algilarlar. Bu tip dindarlar benliklerinden vazgecerek Allah’ yönelmezler.

Ic güdümlü dindarlik

Iclerine iyice yerlesmis, güclü kisilik sahibi kimseler icin din, bütün benligi kusatici, her konuda tek basvuru kaynagidir. Allah rizasi icin kendi istek ve arzularindan vazgecerler.

Arastirma olarak din

Batson ve Ventis adli arastirmacilar buna ücüncü bir tip dini yönelim daha eklemistir. Onlara göre din ile bagi olan bazi kimseler dini ne amac ve ne de arac olarak degil, fakat arastirma olarak algilarlar. Arastirici ya da sorgulayici dini yönelim, daha cok din ile zihinsel düzeyde ilgilenen bilim adami ya da entellektüel kimseler arasinda görülür.

Manevi yasam

Kurumsal/Geleneksel dindarlik ve bireysel dindarlik

Bati Hiristiyan toplumlarinda dindarlik geleneksel sekliyle kurumsal bir nitelik tasir. Yani ancak belli bir kilisenin üyesi olarak, onun araciligi ile insanlar dinlerini yasamak durumundadirlar. Bu durum zaman icerisinde degismistir. Dini kurumlarin disinda, bireysel merkezli ve tamamen yeni bir dindarlik anlayisi gelismeye baslamistir. Son 40 yildir kurumsallasmis din, önemsiz ve degisime bir engel olarak nitelendirilmektedir. Manevi yasam etiketi altinda imanin yeni sekillerinde bir artis görülmektedir. Manevi yasam dinden ve dindarliktan ayrildigi gibi bicimlendirici olarak dinin icinde yer alan unsurlarin bir kismini da ihtiva ettigi söylenebilir. Islam gelenginde böyle bir dindarlik anlayisi ve benzeri bir gelisme sözkonusu degildir.

Manevi yasam nedir?

“Askin”la ilgili eksiksiz bir farkinda olus tecrübesi veya bireyin olgun bir var olma tarzidir. Bir baska deyisle, her ne olursa olsun insanin nihai olan bir gücü düsünmesidir. Manevi yasam icerisinde yer alan maddeler sunlardir ;

  1. Yasamda bir anlam arama
  2. Askinla bir karsilasma
  3. Bir baglanma hissi
  4. Nihai bir gercek ya da en yüksek bir deger arama
  5. Kisisel bir degisim

Manevi yasamin üc farkli boyutu vardir ;

  •  Tanri-yönelimli
  • Dünya-yönelimli
  • Humanistik

Din ve manevi yasam

Manevi yasam daha cok bireysel tecrübeyi tasvir etmekte ve kisisel üstünlük, bilinc üstü duyarlilik ve anlamlilik gibi seylerle tanimlanmaktadir. Giderek artan bir sekilde hayatin daha yüce/fonksiyonel tarafina tahsis edilmektedir. Manevi yasam daha genis, kapsamli ve sonsuzdur. Buna karsilik din, daha ziyade katilikla ya da insan potansiyelini sinirladigi ya da engelledigi düsünülen sekilsel olarak yapilanmis, dini kurumlarla tanimlanmaktadir. Maneviyatcilik buna göre net bir sekilde din kavramindan farklidir. Kati, dogmatik din, fonksiyonel maneviyatcilikla zitlik teskil etmektedir. Din olumsuz olarak ele alinirken, maneviyatcilik olumlu degerlendirilir.

Dile getirilen maneviyatcilik su noktalarda elestirilmektedir :

  1. Bireysel maneviyatcilik insanin ic dünyasini esas almaktadir, basvuru kaynagidir.
  2. Duygusal coskunluk ve manevi haz elde etme maneviyatcilikta ön planda gelmektedir.
  3. Asiri derecede yüzeysel ve akiskan olmaktadir.
  4. Her tür maneviyatciligin iyi olarak kabul edilmesi, büyük sayidaki bilgi ve uzman grubunun, potansiyel olarak manevi yasamin yikici yönünü ihmal etmesine öncülük etmektedir.

Maneviyatcilik bireylerin hayatlarini kutsallara dönüstürme, hayatlarinda kutsali bulma ve koruma cabalari icerisinde insanlarin girdigi birtakim yollara sahiptir. Oysaki din kutsal olan veya kutsal olmayan pek cok nesnenin anlamini arastirmayi kusatmaktadir. Maneviyatcilik ise özel ve direkt olarak kutsali arastirma hususuna odaklanmaktadir.


 

 

 

R. Mert

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

SOSYOLOJİ- TOPLUMSAL GRUPLAŞMA VE DİN

TOPLUMSAL GRUPLAŞMA VE DİN- ÖZET

DEVAMI

Ana Başlıklarıyla Din Soyolojisi- Kitap Özeti

Ana Başlıklarıyla Din Soyolojisi- Kitap Özeti

DEVAMI

Videolar

  • Nuh Arslantaş: Mustafa Öztürk'le Din ve Hayat: Kur'an'da Yahudilik (Kanal 24 - 27.09.2014)
  • Kinder über den Islam - Ammar und Umeyr
  • Die Spaltung der Umma (Siffin-Tahkim)

Foto Galeri

<p>Yeni Ti-Entertainment.com hakkındaki görüşünüz?</p>