Ti-Entertainment

Hıristiyanlık Eleştirisi (Hacı Abdullah Petrici) Dinler Tarihi

Hıristiyanlık Eleştirisi (Hacı Abdullah Petrici)

pdf dosyası:

hiristiyanlik_elesitirisi__ozet.pdf

Önsöz:
“Hacı Abdullah Petrici’nin Hıristiyanlık Eleştirisi” adlı eserde İsmail Taşpınar 19.yy’da sürdürülen yoğun reddiye çalışmalarına örnek teşkil edilebilecek önemli ilmî şahsiyeti ve çeşitli reddiye çalışmalarıyla ön plana çıkmış olan Hacı Abdullah Petrici’nin ana fikirlerini ve eleştiri metodolojisini zikretmektedir. Yazar sürdürmüş olduğu geniş çaplı araştırmalarla günümüze ışık tutacak bir takım tespitlerde bulunmuş ve kaynaklarda hakkında karışık ve flu bilgiler yer alan Hacı Abdullah Petrici ile ilgili bilgileri de bir araya getirmiş bulunmaktadır. Çalışma bir Giriş, 3 kısım ve bir sonuçtan oluşmaktadır.
Biz bu çalışmamızda İsmail Taşpınar’ın kaleme aldığı eserindeki bilgileri ana hatlarıyla özetemeye çalışacağız. Bununla ilgili Hacı Abdullah Petrici’ye ait olan temel görüşler hakkında da zaman zaman değerlendirmelerde bulunulacaktır. Bu değerlendirmeler çalışmada italik olarak gösterilmiştir.
 
          
“Hacı Abdullah Petrici’nin Hıristiyanlık Eleştirisi” Prof. Dr. İsmail Taşpınar
Hem İslam topraklarında, hem de Batıda özellikle 19. Yüzyılda Müslüman ve Hıristiyanlar arasında yoğun ilmî münakaşalar, hem sözlü- KELAM-APOLOGİA şeklinde olsun, hem de yazılı Makalat; Risale veya REDDİYE tarzında olsun, sürdürülmüştür.  
Burada şunu zikretmek gerekir. Din-i İslam ve Hıristiyanlıkta, her ikisinde de tebliğ/misyonerlik görevi vardır. Bundan mütevellit her iki din mensubu ne pahasına olursa olsun ila-i kelimetullah için çaba sarf ederler.
Çalışmanın giriş kısmında 19.yy’da Osmanlı topraklarındaki misyonerlik faaliyetlerin durumu ile ilgili bilgiler sunulmaktadır. Daha sonra gelen birinci kısımda ise, Taşpınar Petrici’nin hayatı, eserleri, önemi ve ilmî şahsiyeti hakkında bilgi sunmaktadır. Bu bilgileri Petrici’nin metodolojisini almak ve temel fikirleriyle empati kurabilme açısından önemlidir. Nihayet ikinci kısımda eserlerinin metodu, Petrici’nin kullandığı geleneksel ve modern İslam ve Hıristiyan kaynakların neler olduğu ile ilgili bilgi vermektedir.  Yazar üçüncü kısımda da Petrici’nin Hıristiyanlığa dair eleştirileri ele alınmaktadır. Bununla ilgili Eski ve Yeni Ahit ile ilgili tahrif, tebdil, diller, muhteva vb. gibi konular ele alınmaktadır.


Giriş:
İsmail Taşpınar eserin Giriş kısmında 19.yy’da yapılan çalışmalar ve bu yüzyılın ehemmiyetine dair bilgi vermektedir. “Hıristiyanların bir bütün olarak dünyada aktif misyonerlik faaliyetine giriştiği, hatta kimilerine göre Hıristiyanlığın kendisini evrensel bir dine çevirme konusunda başarılı olduğu bir zamandır.”  Böylelikle müellif eser boyunca zikredilen konuların çerçevesini belirleyen yüzyıl hakkında genel bir resim çizmektedir. Osmanlı devletinde özellikle Amerikan Protestan misyonerlerin aktif oldukları belirtilir. Misyonerlik faaliyeti gelişi güzel değil, bilakis planlı ve demografik şartlar göz önünde bulundurarak stratejik olarak dizayn edilmiştir. Adeta bir örümcek ağı gibi Osmanlı devletinde önemli noktalara yerleşmiş ve faaliyetleri planlamış bir Protestan misyonerliğinden bahsediyoruz. Taşpınar bu çalışmaların genel krokisini sunmaktadır. 3 bölgede sürdürülmüştür misyonerlik faaliyeti:
a) Batı Türkiye Misyonu: Merkezi İstanbul (Sivas, İzmir, Afyon …)
b) Merkezî Türkiye Misyonu: Antep merkezli (Adana, Halep …)
c) Doğu Türkiye Misyonu: Merkez, Harput (Bitlis, Erzurum…)
Osmanlı topraklarında 19.yy’da yürütülen misyonerlik çalışmaları zamanla farklı boyutlar kazanmıştır. Bu dönemdeki misyonerlik çalışmalarıyla ilgili Taşpınar Merzifon Koleji müdürü White’in şu sözlerine yer vermektedir: “Hıristiyanlığın en büyük rakibi Müslümanlık’tır. Müslümanlığın en kuvvetlisi Türkiye’dir. Türkiye’yi devirmek için Ermeni Rum dostlarımızı terk etmemeliyiz.”
Misyonerlik çalışmaları özellikle okullarda yapılmaya çalışılmıştır. Yani eğitimle birlikte misyonerlik faaliyeti sürdürülmekteydi. Bunun anlamı aslında şudur: Çocukları kendi dinleri doğrultusunda eğitmek ve geleceğin teminatı olan genç nüfusa nüfuz etmektir. Misyonerliğin temelleri çok erken yaşta atılmaktadır.
Nitekim müellif daha sonra Katolik ve Protestan misyonerlerin hedef ve gayelerini kısaca sunmaktadır:
1) Hıristiyan olmayanlara Hıristiyanlığı telkin etmek, İncil’i bilmeyenlere öğretmek
2) Katolikler için, Roma ve Doğu kiliselerini birleştirmek. Protestanlar için, Doğu kiliselerinin protestanlaştırılması.
3) Osmanlı Devleti’nde yaşayan Katoliklere ve Protestanlara hizmet götürmek
4) Osmanlı tebaası olan Hıristiyanları Osmanlı Devleti’nden koparmak, kendi emellerine hizmet ettirip onları bağımsız devletler haline getirmek
5) Osmanlı topraklarında rahip ve papaz yetiştirmek
6) Müslüman ve Türk çocuklarını dinî açıdan etkileyerek onları kendi milletinden koparmak.
Bununla irtibatlı olarak misyonerlik faaliyetleriyle ilgili şunları demek mümkündür: “Müslümanlara İslami inanç ve değerlerle ilgili çeşitli kuşkular uyandırmak suretiyle onları kendi kimlik ve değerlerine yabancılaştırmaya yönelik çalışmalar da dikkati çekmektedir.”
19.yy’da Türkçe olarak kaleme alınan ilk ilk reddiye, Hacı Abdullah Petrici’nin “izahu’l merâm” adlı eseridir. Bunun haricinde yazılan reddiyelere örnek olarak şunları zikredebiliriz:
? Harputlu İshak Hoca, "Şemsü’l hakika”
? Sırrı Paşa, “Nûru’l hüda li- menistehda”
? Ahmed Kemal, “Beyanü’l hakk”
? Ahmet Mithat Efendi, 3 eseri var
? …
Müellif’in diliyle, Osmanlı’da yapılan reddiyelerle ilgili şunu söyleyebiliriz:
“Osmanlı ilim adamları, Hıristiyanlığa karşı yazmış oldukları reddiye türü eserlerini kaleme alırken sadece eski kaynaklardaki bilgileri tekrarlamakla kalmamışlar, aynı zamanda Hıristiyanlık’la ilgili kendi dönemlerindeki ilmi gelişmeleri de takip ederek bunları eserlerine yansıtmışlardır.”

I. Kısım:

HACI ABDULLAH PETRİCİ’NİN HAYATI VE ESERLERİ:
A. Hayatı ve İlmî Kişiliği
Hacı Abdullah Petrici, bugünkü Bulgaristan topraklarında yer alan Siroz kenti civarındaki Petric (Pedric) kendindendir. Vefatı 1886’dır ve naşı İstanbul Merkez Efendi yakınındadır.
B. Eserleri:
Özellikle reddiye tarzı eserleri vardır. Bunlar genelde klasik reddiye malzemeleri ile modern verileri birleştiren bir usul ile kaleme alınmıştır. Hıristiyanların kutsal kitaplarının ilahî vahyin mahsulü değil, daha sonraları tahrif, tebdil yollarıyla kaleme alınmış beşerî eserler/satırlar/sayfalardır.
Örnek:
1. İnciller ve Hıristiyanlık Eleştirisine Dair Eserleri:
a) Bürhan’ül hüda fi reddi kavli’n nasara
- Mevcut İnciller’in Hz. İsa’ya vahyedilmiş İncil değildir
- Dört İncil daha sonradan yazılan tarihi kitaplardır
- İncillerde çelişkiler, birbirlerini yalanlamaları
- Kur’an’da İncil’den bahsedilir, Hıristiyanlar bunu çoğalttı
- Faraklit meselesi

b) Risaletü’s samsaniyye
- 1276’da Arapça olarak kaleme alınmıştır. Esere ulaşılamadığından muhtevası hakkında pek bilgi bulunulmamaktadır. Ancak Müellif yaptığı araştırmalar neticesinde bir takım bilgilere ulaşmıştır.
Genel olarak şunu söylemek gerekir. Hacı Abdullah Petrici reddiyelerinde özellikle Hıristiyanların elinde olan İncil’in ilahî vahyin mahsulü değildir. Petrici sadece Müslüman ilim adamlarının görüşlerine değil, aynı zamanda Batı kaynaklarına da değer verir ve onlara da değinir.
- Müellif Petrici’nin Risaletü’s- Samsamiyye adlı eseriyle ilgili şunları söyler: “Hacı Abdullah Petrici’nin Risaletü’s Samsamiyye adlı eserinin en ilginç konularından biri de apokrif İncillerle ilgili kısımdır. Önce 1820’de yazılan İngilizce bir eserden hareketle İngilizce ’ye tercüme edilmiş 24 apokrif İncil’in adını birer birer zikreden Petrici, daha sonra sadece isimleri bilinen fakat elde mevcut olmayan 67 apokrif İncil’in daha ismini liste halinde vermektedir.”
Petrici Kur’an’da bir İncil’den bahsedilirken, mevcut Hıristiyanların ellerinde çokça İncil bulunduğunu, tahrif edildiğini söyler. Hacı Abdullah Petrici bu teorilerinde biraz daha ileriye gider ve elde İncillerin bulunmasından mütevellit Tevrat’taki bazı hükümlerin geçersiz olduğuna varır: “Abdullah Petrici’ye göre, Tevrat’taki bazı hükümleri nesheden İncil’in elde olmayışı, dolaylı olarak Tevrat’ı da hükümsüz kılmaktadır. Zira, elde İncil olmayınca hangi hükümlerin geçerli hangilerin kaldırıldığı bilinemez.”  Bundan mütevellit Hıristiyanlar ancak Kur’an’a tabi olmaları gerektir. Ayrıca İncil’de bariz bir şekilde tevhide aykırı ifadeler yer almaktadır.
 Bundan da öte ilginç bir şekilde Petrici’ye göre İnciller’de Hz. İsa’ya ait sözlerin olabileceğinden dolayı, (Tevrat ve İncillerden bazı ayetlerin olabileceğinden) ihtiyaten abdestsiz dokunulmaması gerektiğini söyler. (s.39)
c) İzahu’l meram fi keşfi’z zalam
- Bu eserin en önemli özelliği Türkçe kaleme alınmasıdır. 19.yy’ın ortasında Osmanlı İmparatorluğundaki Hristiyan misyonerliğine karşı kaleme alınmış bir eserdir.
- “Bir bakıma olgunluk dönemi çalışmasıdır”
- Bu eserde çeşitli sorular çerçevesinde cevaplar sunulmaktadır. Örnek teşkil etmesi açısından birkaç soruyu örnek vermek gerekirse, şunları zikredebiliriz:
 
 
2. Diğer Eserleri:
Petrici’nin reddiye tarzı eserleri haricinde de çalışmaları mevcuttur. Allah’ı zikretmenin fazileti ile ilgili risalesi vardır- “Risaletü fî Zikrillahi Azze ve Celle”. “Risale fi Reddi’r Ravizi ve İsbatü Temamiyyeti Kur’ani Azîmüşşâni adlı diğer eserinde ise, Kur’an-ı Kerim’in Hz. Peygamber döneminde nazil olduğu şekliyle günümüze kadar nakledildiğini akli ve nakli delillerle ispatlanmaya çalışmaktadır.”
II. Kısım: Hacı Abdullah Petrici’nin Eserlerinin Metodu ve Kaynakları
A. Hacı Abdullah Petrici’nin Eserlerinde Kullandığı Metotlar:
“Hacı Abdullah, İslam polemik kaynaklarının konuları ele alış tarzında klasik yöntemi genel hatlarıyla sürdürmektedir.” 
• Genel anlamda İncil’in tahrifi çerçevesinde konuları ele aldığını zikretmiştik yukarıda
• Bunun yanında eserini herhangi bir bölünmeye tabi tutmamaktadır
• Bazen aynı konuları farklı yerlerde de zikrettiği olur
• Soru-cevap şeklinde konuları mütalaa eder (diyalog)
• İslamî ilimleri esas alarak İncillere yaklaşır. Mesela İnciller’in rivayetlerinde hadis usulündeki kavramları kullanır
• Mukayeseli bir yaklaşım sergiler
• Özellikle Risaletü’s Samsamiyye ve İzahü’l Meran adlı eserlerinde Hıristiyanların Kutsal kitaplarında zikredilen inanç esasları ve genel olarak rivayetleri yine Hıristiyan kaynaklara başvurarak eleştirmektedir

B. Hacı Abdullah Petrici’nin Kullandığı Kaynaklar:
Petrici’nin kaynakları arasında sadece İslam kaynakları kullanılmamaktadır. Yukarıda zikrettiğimiz gibi Hıristiyan kaynaklara da başvurmuştur.
1. İslamî Kaynaklar:
a. Kur’an ve Hadisler
b. İmam Kurtubî “El İlam…”
c. Ebu’l Fazl el Malikî es Suudî “Müntehabü Tahcilü men harrefe’l İncil”
d. İbnü’lKayyım el-Cevziyye “Hidayetü’l hayara fi ecvibeti’l yehud ve’n nasara”
e. Taşköprüzade Ahmed Efendi “Miftahü’s-Saade”
f. Katib Çelebi “Keşfü’z-Zünûn an esami’l kütüb ve’l fünun”
g. İsmail Hakkı Bursevî “Ruhu’l Beyan Tefsiri”
h. Kadı İyaz “Şifa-i Şerif”
i. Altıparmak Mehmed Efendi “Mearicü’n nübüvve”
j. Sadı Şirazi “Divan”
k. İmam Kuşeyri “er-Risale”
l. Alaaddin Ali b. Muhammed b. Hattab el Baci “Es’iletü’t Tevrat”
m. İmam Busirî “Kasidetü’l Bürde”
n. Fahreddin Razi “Tefsir-i Kebir” ve “Metalib-i Aliye”
o. Ebü’l Berekat en Nesefi “Medarikü’t tenzil”
p. Abdullah Tercüman “Tuhfetü’l erib fi reddi ala ehl-i salib”

2. Hıristiyan kaynaklar:
a. Kitab-ı Mukaddes Tercümesi
- Eski Ahit’e atıf: 36
- Yeni Ahit’e atıf: 112
b. Apokrif İnciller
c. Kilise Tarihleri
d. Horn “Mürşidü’t talibin ile’l kitabi’l mukaddesi’s semîn”
e. Benjamin Schneider “Reyhanetü’n nüfus fi asli’l itikadat ve’t  tukkus”
f. Mustafa Seyyid Ahmed ez-Zerabi “Kurretü’n nufûs ve’l uyun”
g. Francois Marie Arouet de Voltaire “Felsefe Sözlüğü”

 

III. Kısım: Hacı Abdullah Petrici’nin Hıristiyanlık Eleştirisi ve Tartışma Konuları:
A. Kitab-ı Mukaddes’in Tahrifi:
1. Eski Ahid’in tahrifi ve Tebdili
“Petrici, Kur’an’da açıkça “tahrif” ve “tebdil” ifadelerin yer aldığı ayetlerin tamaının Tevrat ile ilgili olduğunu belirtmektedir.”
Petrici’nin ifadelerine göre, Eski Ahit’in kendi tarihi serüvenine bakıldığında, yani yazıya geçirilmesi, kanonizasyonu, korunması ve rivayetleri bağlamında değerlendirildiğinde, tahrif edildiği aşikârdır. Bunun haricinde Tevrat’ın kendinde de çelişkiler bulunmaktadır. 
2. İncil’in Tahrifi ve Yeni Ahid’deki Çelişkiler
“Abdullah Petrici, her en kadar açıkça “tebdil” ve “tahrif” ifadeleri kullanılmamış olsa da, Kur’an’da İnciller ’deki sözleri hedef alan bazı ayetlerin bulunduğunu da kabul etmektedir.”
Bununla ilgili Petrici Kehf suresindeki ayet-i celileyi zikreder.
 
“Hamd, Kitab'ı kulu üzerine indiren ve onda hiçbir çarpıklık kılmayan Allah'a aittir. Dosdoğru ki, Kendi katından şiddetli bir azapla uyarıp-korkutmak ve salih amellerde bulunan mü'minlere müjde vermek için; şüphesiz onlara güzel bir ecir vardır. Onlar orda ebedi olarak kalıcıdırlar. "Allah çocuk edindi" diyenleri uyarıp-korkutur. Bu konuda ne kendilerinin, ne atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne büyük. Onlar yalandan başkasını söylemiyorlar.”
Taşpınar konunun daha net anlaşılabilmesi için Petrici’nin İzahü’l meram adlı eserinde İnciller hakkında görüşünü zikretmektedir: “…(İncil’i) ba’dehû tercüme esnalarında nasara kendi zu’m ve evhamlarına muvafık tercüme edip yazmak ihtimalleri dahi vardır. Zira, bu kitapları tahrif ve tağyir etmek mine’l kadim merkumların âdet-i müstemirreleridir.”
a. İnciller’in müellifleri
Petrici, İncil’in tahrifi ile ilgili çeşitli deliller getirir. Bu meseleye farklı yönlerden- boyutlardan yaklaşarak, Kuran’ın da ifade ettiği gibi İncil’in çeşitli yazarlar tarafından tahrif edildiğini söyler. Bunu nakli delillerin yanında aklî delillerle de açıklamaktadır.
Matta ve Yuhanna havarilerden sayılıp sayılmayacağı, yazdıkları İnciller’in mahiyeti ve muhtevası hakkında da bilgi verir. Zira İnciller sadece dört taneden ibaret değildir. Sayısızca İnciller’in olduğu söylenir, fakat erken dönem kilise babaları kanonizasyon sürecinde 4 İncil’e anlaşmıştır (Yeni Ahid toplamda 27 kitaptan oluşmaktadır. 4 İncilin yanında 23 farklı mektuplar ve bölümler de mevcuttur.)
“Petrici’ye göre Matta, kendisine nispet edilen İncil’i Hz. İsa’nın sermaye yükselişinden 5, 8 veya 12 yıl sonra kaleme alınmıştır. Kaleme aldığı bu eseri İsa’nın Doğumu olarak adlandırdığını bizzat kendisi belirtmektedir. Yuhanna, yine Hz. İsa’nın göğe yükselişinden 45 veya 65 yıl sonra yazmıştır. Markos 29, Luka 31 yıl sonra kendilerine nispet edilen İnciller’i yazmışlardır.”
İncil müellifleri ile ilgili tam bir muamma vardır. Bazı araştırmacılara göre İnciller pseudo-epigrafiktir. Mesela Matta İncilini de Matta yazmamıştır, onun adına yazılmış-neşredilmiştir.


b. İnciller’in Tespiti, Kanonizasyonu ve Bablara Taksimi
“Hıristiyanlığın ilk 2. Ve 3. Yüzyılları içerisinde havarilere ve ilk dönem Hristiyanlara nispet edilen kırk küsur İncil mevcuttur. Kilise, daha sonra bunlardan dördünü seçmiştir.”
Petrici Risaletü’s Samsamiyye adlı eserinde Yeni Ahid apokriflerinden bahseder. 24 tercüme edilmiş ve sadece günümüze ulaşmış olan 67 apokrif İncillerden bahseder ve ayrıca listesini sunmaktadır. Petrici bu listeye İngiliz bir araştırmacının eserinde rastladığını söylemektedir. Daha sonra Petrici İncillerin belirlenmesi ile ilgili yaygın olan bir kıssa (hikâye) aktarmaktadır. Bununla ilgili Voltaire’in Felsefe sözlüğünde zikredilen önemli rivayeti aktarmaktadır. Petrici İnciller’le ilgili bir takım teknik bilgi de vermektedir.  İncillerin ilk defa 1240 yılında bablara ve fasıllara ayrıldığını söylemektedir. Hugues de Saint Cher bunu yapan ilk kişidir.
c. İnciller’in Dili:
Petrici’nin sunduğu bir diğer delil de İnciller’de kullanılan dillerin mahiyetidir. Dillerden yola çıkarak (üslup, terkip, belagat ve farklı dillerin kullanılmasından yola çıkarak) mevcut İnciller’in İsa’ya verilen İncil’den farklı olduğu ortaya çıkmaktadır. İsa’nın kullandığı dil farklı, İncillerin kaleme alındığı dil farklıdır.
d. İnciller Arasındaki Çelişkiler:
İnciller ’de yer alan bilgiler bazen farklılık, bazen de tenakuz ile doludur. İlahî bir vahiyde tenakuz bulunması ise muhaldir. Er-Risaletü’s Samsamiyye ve İzahu’l Meram adlı eserden bu çelişkilere örnek veren Taşpınar’ın zikrettiği örneklerden bizler de bir kaçını burada zikredeceğiz:


 

e. COMMA JOHANNEUM Meselesi:
Petrici İzah’ül Meram adlı eserinde Kitab-ı Mukaddes araştırmalarında önemli yere haiz olan ‘Comma Johanneum’ meselesine dikkat çekmiştir. Bununla ilgili Taşpınar Petrici’nin eserinden alıntıda bulunmuştur: “Nitekim; merkumun (Yuhanna) risale-i ûlâsının beşinci babında: ‘Çün gökte şehadet edenler üçtür: baba, ve kelime ve Ruhulkudüs. Ve bunlar ise, üçü dahî birdir. Ve yer üzerinde dahi şehadet edenler üçtür: Ruh, ve su ve kan. Ve bu üç nesne, öbür nesneye müttefiktir. İnsan şehadetini kabul edersek, Allah’ın şehadeti dahî büyüktür. Zira, Allah’ın şehadeti budur ki, onunla kendi oğluna şehadet eyledi’ deyû yazılmış olan ibareler fi’l-as yuhanna’nın kendi sözleri olmayıp dörtyüz tarihleri esnalarında ona bir nasârâdan Augustinus nâm-ı rahibi kitab-ı mezkûr kenarına şerh makamında yazdığı sözleri olduğu ve sonra gelenler ‘ekânîm-i selâse^davasını ispat için asl-ı kitaba derç ü idhal eyledikleri cümlenin malumları olarak, hatta yakın vakitlerde Avrupa’da bundan dolayı haylice kîl ü kâller tehaddüs ettiği meşhur ve gazete evrakında bile mestrudur.”
Burada önemli olan bilgiyi, tedavüle nasıl girdiği ile ilgili bilgi Taşpınar tarafından verilmektedir: “Konu, meşhur hümanist filozof Desiderius Erasmus (1466-1536) tarafından İskenderiye’de son şeklini alan ve Ortodoks Kilisesi tarafından kullanılan Yeni Ahid’in Yunanca metnini esas alıp mevcut en eski Yeni Ahid nüshaları ve Vulgata tercümeleri ile mukayese ederek tercüme edilmesiyle gündeme getirilmiştir.”
Yeni Ahit’in İngilizce tercümelerinde en meşhuru olan Authorized King James Version (1611) da yer alan bu ifadeleri daha sonra The New Revised Standard Versiyon ile kaldırılmıştır.
f. Kur’an’daki İncil İfadesi:
Petrici’nin ve İslam âleminde yapılan reddiyelerde de sıkça zikredildiği gibi diğer âlimler, Kur’an’da Hıristiyanların Kutsal Kitaplarıyla ilgili tekil bir kavram olan İNCİL kelimesi kullanılır. Ancak Hristiyanlıkta ise çokça İncil mevcuttur. Bundan mütevellit hakiki İncil’in tahrif edildiği ve ortadan kaybolduğu (aslî şekliyle mevcut olmadığı) ile ilgili hâkim bir görüş vardır. “El’ân tavâif-i nasara yedlerinde bulunub esas-ı dîn ittihaz ettikleri ve ‘Enacil-i Erbaa’ tesmiye ederek beyne’n nâs neşr ve ilân etmekte bulundukları dört aded kitaplar Kur’an—ı azimüşşânda zikrolunan ve Cibril-i Emin vasıtasıyla İsa aleyhisselam hazretlerine gökten nâzil olan asl-ı İncil-i Şerif değildir. Zira bu kitapları hazret-i İsa semaya uruc ettikten sonra dört sefer ademler tarih ve siyer diyerek telif etmişlerdir.”
g. Gerçek İncil’in Akibeti
Petrici’ye göre gerçek İncil, yani Allah tarafından Hz. İsa’ya vah yedilen İncil kaybolmuştur. Nasıl ve ne zaman kaybolduğu ile ilgili farklı görüşler ortaya koyan Petrici, Risaletü’s samsamiyye ve Burnaü’l hüda adlı eserlerinde İncil’in akibeti ile ilgili üç ihtimal sunmaktadır:
i. Yahudiler Hz. İsa’yı öldürmek üzere yakaladıklarında İncil ellerine geçmiş ve onu ya ateşte yakmışlar veya parçalamışlardır.
ii. Hz. İsan’nın başına gelen olaylar vuku bulduğunda İncil’in henüz tedvin edilmemiş olması ve bu nednele ‘kendisine indirilen (Hz. İsa) ile birlikte gitmiş’ olmasıdır.
iii. ‘Kasten olmasa dahi bozuk ve asılsız İnciller’le birlikte yanlışlıkla yok edilmiş olması ihtimali vardır

h. Mevcut İnciller’deki Hz. İsa’nın Sözleri:
Petrici bu konuda İslam peygamberi Hz. Muhammed’den rivayet edilen “ne bütünüyle red, ne de tamamıyla kabul” hadis ve genel ilkeye uymaktadır. Bunu şu şekilde ifade etmektedir: “Bütünüyle tasdik edilmesi caiz olmadığı gibi, bütünüyle yalanlamak da uygun değildir. Bunun yerine ‘Ehl-i Kitabı ne tadik edin, ne de yalanlayın; Allah’a, bizlere ve size indirilene, vd. inandık’ deyin şeklindeki Peygamber a.s’dan nakledilen sahih hadiste de belirtildiği gibi, ‘Allah’a, bizlere ve size indirilene inandık’ deriz.”
Bundan mütevellit Tevrat ve İncil’e de abdestsiz dokunulamayacağını söyler Petrici. Ancak sunu da belirtmek gerekir ki, Petrici’ye göre İsa’nın rivayet edilen sözleri ayet değil, ancak hadis kategorisinde değerlendirilmesi gerekir. Buna göre de sözleri değerlendirdiğimizde hadis usulündeki değerlendirme kriterleri esas alınır.
h. İnciller’in Mütevatir Haberin Şartlarını Taşımadığı
İnciller mütevatir haber şartlarını taşımadığından dolayı, üzerine itikadî bir mesela, inanç sistemi bina edilemez. “Zira tevatürün şartlarından ilki, haberi nakledenlerin sınırlı sayıda olmamasıdır. İkincisi, bizzat birbirini görerek büyük bir çoğunluğun (el-cemm’ül gafir) büyük bir çoğunluktan, onların da büyük bir çoğunluktan naklediyor olmasıdır. Üçüncüsü; nakledilen sözler arasında tenakuz ve ihtilaf (tutarsızlık) olmamasıdır. Dördüncüsü ise, haberi nakledenlerin yalan üzerinde birleşmelerin aklen mümkün görülmemesidir. Oysa bu meselede durum hiç de böyle değildir.”
i. Hristiyanların ‘İncil’in Hz. İsa’ya İndiğini İnkârları
Hıristiyanların Hz. İsa’ya İncil adında bir kitabın indiğine inanmadıklarını belirtmektedir. “Çok ilginç olan şeylerden biri de, Hıristiyanların İncil’in Hz. İsa’ya indiğini inkâr etmeleridir. Onlar ‘İncil’den maksat bu dört tarih kitabından başkası değildir’ derler.”
Bundan da öte Petrici İncil denilen kitabın Hz. İsa döneminde var olduğuna dair deliller zikreder. (s.130). Müellif Petrici’nin muhtelif eserlerinde zikrettiği en önemli örnekleri zikretmektedir. Buna göre verebileceğimiz örnekler şunlardır:
- Matta ’da Yahya tutuklandıktan sonra İsa Celile’ye gider ve Allah’ın melekûtunun İncil’i ile ‘Zaman tamam olmuştur ve Allah’ın melekûtu yakındır’ demiştir.
Tevbe edin ve İncil’ê iman edin demiştir
- Markos’ta “Benim için ve İncil için” sözleri yer alır
 Bunların hepsi bize İncil denilen bir (matbu) kitabın varlığından haberdar etmektedir Petrici’ye göre. Ayrıca naklî delillerin yanında aklî deliller de zikredilir. “Bir diğer akli delil ise; Hz. İsa vefat ettiğinde onun yerini tutacak ve hem dünyevi hem de uhrevî meselelerde insanlara yol göstermeye devam edecek bir rehberin bulunuyor olması gereğidir.”
j. İnciller ‘de Ahkâma İlişkin İfadelerin Yer Alması:
İnciller ‘de ahkâmın yer almaması demek, bu kitabın dinî unsurları taşımadığı anlamına gelmektedir. Zira din normatiftir, ahlakî ilkelerle dinî bir sistemin düşünülmesi muhaldir. Petrici bunu şu şekilde ifade etmektedir: “ahkâmı olmayan bir din düşünmek kesinlikle mümkün değildir” .
B. Teslis ve Bazı Hıristiyan İnançlarının Eleştirisi
Abdullah Petrici’ye göre “Hıristiyanlığa batıl inançları sokan kimseler, asıl itibariyle gerçekte Hıristiyan olmayan kimselerdir. Onlar, zahiren Hıristiyan olduklarını söyleyen fakat gerçekte eski inançlarını devam ettiren bazı fitneci felsefeciler ve putperestlerdir.”  Buna göre Teslis gibi inanç esasları, Hıristiyan olmayanlar tarafından daha sonra eklemiştir.
Petrici burada isabetli bir tespitte bulunmuştur. Zira Hıristiyanlığın tarihi arka planını ve teşekkül sürecindeki sosyo-politik olaylara bakıldığında pagan kültürü, greko-romen dini inanç ve düşüncelerden etkilendiği aşikârdır.
Petrici’ye göre Konsillerde (ilki İsa’dan sonra 325 yılında) yeni inanç unsurları Hıristiyanlığa eklenmiştir. Özellikle İznik ve İstanbul konsilleri (Kadıköy konsili de dâhil) ilk dönem Hıristiyanlığın temel kararlar aldığı toplantılar ve aslında dini kurultayları olmuştur.
Petrici bu eklenen ve sonradan müdahil olduğuna inandığı inanç esaslarına örnekler zikretmektedir:
1. Teslis ve Enkarnasyon İnancının Eleştirisi
Bu konuyla ilgili Sabellius ilk olarak fikir atanlardan olduğu söylenir . Daha sonra İznik konsili çerçevesinde ve ondan sonraki yıllar, hatta yüzyıllar boyunca bu mesele tartışılmış ve Hıristiyanlarda büyük bölünmelere ve tartışmalara yol açmıştır. Temel şizmalar özellikle teslisin mahiyeti hakkında vuku bulmuştur.
2. Hz. İsa ile İlgili Bazı İnançların Eleştirisi
Haç çıkarmak, ikonlara tapınmak vs. gibi inançlar sonraları eklenmiştir.
a. Hz. İsa’nın Haça Gerilmesi İnancı
Bu inancın sağlam bilgiye dayanmadığını savunur Petrici. Ona göre “Hz. İsa’ya inanlardan bizzat haça gerilme hadisesi gören hiç kimse yoktur” .
Yani Petrici’ye göre Hz. İsa haça gerilmemiştir.

b. Hz. İsa’nın Kabirden Dirilişi İnancı
Bununla ilgili bir önceki haça gerilme hadisesinde olduğu gibi kabirle ilgili rivayetlerin de yanlış olduğunu söyler ve bunun tamamıyla yanlış olduğunu söyler. Ayrıca yeniden dirilmesi ile ilgili rivayetlerde tenakuz ve farklılar vardır. Ayrıca kabirden dirilip ne dediği ile ilgili rivayetlerde farklıdır. Âdemoğlu mu insanoğlu mu?
c. Kur’an’daki Hz. İsa ile ilgili ifadeler
Kurân-ı Kerim’de Hz. İsa ile ilgili ayetlerin bazılarının Hıristiyan akidesini destekler şekilde algılamanın doğru olmayacağınızı ifade eder Petrici. Özellikle “Kelimetullah”, “Ruhullah”, “Ruhun minh” gibi ifadeler bu şekilde algılanmaya müsait gibi görünmektedir. Petrici’ye göre İncillerde buna benzer ifadeler Kur’an’daki ifadelere yakın görülmesi gerekir.
3. Ruhülkudüs ile ilgili İnançların Eleştirisi
Petrici’ye göre “Hristiyanların Rûhulkudüs ile ilgili inançları aslında tutarsız bir inançtır.”  Petrici ayrıca kelamî bir takım izahlarda bulunur ve sıfatın mevsuftan ayrı düşünülmesinin muhal olduğunu dile getirir. Hıristiyanların ayrıca bunu yapmakla beraber, Allah’ın o sıfatını ayırıp Hz. Meryem’in rahmine girdiğini söyleyerek şirke düşmüş oluyorlar.  Hatta bazı Hıristiyanlara göre Rûhulkudüs çocuğu ilka etmiştir. Dolayısıyla Ruhulkudüs’ün bir eseri imiş gibi bir izlenim bırakılmaktadır. Bu da o zaman İsa-Mesih’in Allah’ın oğlu değil, Ruhulkudüs’ün oğlu olacağı anlamına gelmektedir.
4. Bazı Hıristiyan Ayin ve İbadetlerin Eleştirisi

C. Tevrat ve İncil’in Neshi
Hıristiyanların kutsal kitapları Eski ve Yeni Ahit olmak üzere 2 ana Bölüm/kısımdan oluşmaktadır. Eski Ahit aynı zamanda Yahudilerin kutsal kitabıdır. Bu bakımda ortak payeleri vardır. Bundan dolayı da Eski Ahit ve Yeni Ahit Petrici’nin ifadesine göre birbirinin telazümüdür. Bununla Petrici “Yahudi ve Hıristiyanların hangi hükümlere uymaları gerektiği sorusunu gündeme getirmektedir. Hz. İsa yeni bir şeriat getirmekle Tevrat’ın bazı hükümlerini neshetmiştir. Ancak, mevcut İnciller Hz. İsa’ya verilen gerçek İncil olmadığına göre, hangi hükümlerin neshedildiği hangilerinin ibka edildiğini tespit etmek mümkün değildir”  dolayısıyla tek çare Kur’an’a bakmaktadır ve Kur’an- Kerim’i ölçü kabul etmektir.
Hz. Musa’nın şeriatının neshedildiğine dair Petrici’nin getirdiğini nedenleri İsmail Taşpınar eserinde sunmaktadır. Burada kısaca özetini sunacağız:
1. Neden: Yahudilerin Hz. Musa’dan Hz. İsa’ya kadarki dönemde kendilerine gönderilen peygamberleri öldürmeleri ve Allah ile aralarındaki ahdi bozmalarıdır.
2. Neden: Beytülmakdis’in yıkılmış olması Yahudiler arasında şeriatı yaşayan ‘bir insan-ı kamil’in olmadığını göstermektedir.
3. Neden: Tevrat’ın Levililer kitabında emredilen ve yılda bir defa yapılan iki kurbanın kabul edilmeyişidir.
4. Neden: Allah ile aralarındaki ahdi bozmaları ve dinden dönmeleridir.

D. Hz. Muhammed’in Peygamberliği ve Tebşirat
Petrici’ye göre, bugün Hz. İsa’nın dinine göre dini hayat şekillendirmek ve yaşamak elinde ahkâmın bulunmadığından dolayı yapamayacağını bildirmiştir. Bu bağlamda Petrici hem Eski hem de Yeni Ahid’de geçen bazı ifadeleri değerlendirmektedir.


1. Hz. Muhammed’in peygamberliğinin Zaruriliği
Hz. Peygamber’in geliş sebeplerden birisi de şüphesiz insanlara rahmet ve önder olmasıdır. Bununla ilgili Kur’an’da birçok ayet vardır. Petrici burada özellikle Hıristiyanların ve Yahudilerin kutsal kitaplarının tahrif edilmiş ve aslî nüshalarının elde bulunmadığından ötürü, Hz. Peygamber’in kuranla birlikte indirildiğini söylemektedir.
2. Eski Ahid’de Beşaretle İlgili Yer Alan Ayetler
Hz. Peygamber’in diğer kutsal kitaplarda da müjdelendiği Kur’an’da birkaç yerde zikredilir. Müellif burada Petrici’nin de seçtiği örneklerden 3 tanesini zikretmektedir.
i. Bakara 146
????????? ???????????? ?????????? ????????????? ????? ??????????? ???????????? ??????? ???????? ????????? ????????????? ???????? ?????? ???????????
O kendilerine kitab verdiğimiz ümmetlerin uleması onu -o Peygamberi- oğullarını tanır gibi tanırlar, böyle iken içlerinden bir takımı hakkı bile bile ketmederler

ii. En’am 20
????????? ???????????? ?????????? ????????????? ????? ??????????? ???????????? ????????? ????????? ??????????? ?????? ??? ???????????
Kendilerine kitâb verdiğimiz ümmetlerin uleması o Peygamberi kendi oğullarını bilir gibi bilirler, kendilerine yazık edenlerdir ki ancak iyman getirmezler

iii. Araf 157
????????? ???????????? ?????????? ?????????? ?????????? ??????? ??????????? ?????????? ????????? ??? ???????????? ????????????? ??????????? ?????????????? ????????????? ???? ?????????? ????????? ?????? ????????????? ??????????? ?????????? ???????????? ???????? ???????? ?????????? ????????????? ??????? ??????? ?????????? ??????????? ???????? ???? ???????????? ??????????? ????????????? ???????? ???????? ??????? ?????? ?????????? ???? ??????????????
Onlar ki yanlarında Tevrat ve İncilde yazılı bulacakları o Resule o, ümmî Peygambere ittiba' ederler o onlara ma'ruf ile emreder ve onları münkerden nehyeyler, ve temiz hoş şeyleri kendileri için halâl, murdar şeyleri üzerlerine haram kılar, sırtlarından ağır yüklerini ve üzerlerindeki bağları, zincirleri indirir atar, o vakıt ona iyman eden, ona kuvvetle ta'zım eyliyen, ona yardımcı olan ve onun nübüvvetiyle beraber indirilen nuru ta'kib eyliyen kimseler, işte o murada iren müflihîn onlar

3. Yuhanna İncili’ndeki ‘Faraklit’ Meselesi
Yuhanna İncilinde Hz. Peygamber’in müjdelenmesine yorumlanan FARAKLİT meselesi ile ilgili Petrici bir takım görüşler ortaya koymaktadır. Yuhanna İncilinde Faraklit meselesinin geçmesi Yuhanna İncilinin doğru ve sahih olduğu anlamına gelmez. Zira “bir kısmı doğru olan bir şeyin hepsi doğrudur” ifadesinin mantıksal bir hata olduğunu söyler.  Ancak bu Faraklit meselesinin doğru olmadığı anlamına gelmez, bilakis doğruluğunu ifade eder.  Müellif Petrici’nin şu sözünü aktarır:
“Kaldı ki, alimler sadece Yuhanna r,vayet ettiği için o haberi kabul etmemektedirler. Bilakis, o rivayetin dışındaki bir nedenden ötürü onu kabul etmektedirler. Onlar, bu rivayetin mefhumu ile Allahü tealanın Kur’an’da Mesih’in dilinden tercüme ile ‘ve benden sonra gelecek ve adı Ahmet olacak bir peygamberi müjdeleyen (Saff 6) şeklinde haber verdiği bir olayın mutabık olduğunu gördüklerinde, zann-ı galib ile onu müjdelerden (beşarat) saydılar.”
Yani sonuç olarak Yuhanna İncilin tahrifat unsuru olduğunu kabul etmekle beraber Faraklit meselesinin zikredilmesi Hz. Muhammed’in müjdelendiği anlamına geldiği Petrici’ye göre açıktır.

 

 

E. Diğer Eleştiriler
Teslis, Faraklit ve tahrih gibi konuların yanında şu üç konuya da yer vermiştir Petrici:
1. Hıristiyanlar Ehl-i Kitap Mıdır?
Gerçek İncil’in yok olduğundan, yani günümüze kadar ulaşmadığından dolayı ehl-i kitap sayılıp sayılamayacağı konusunu tartışmıştır Petrici. Petrici’ye göre Hıristiyanların ehl-i kitap olarak isimlendirilmesinin sebebi şudur: “…böyle bir şeyi (Allah tarafından gönderilen bir kitabı) kesinlikle inkâr eden müşriklerin aksine, Allah tarafından indirilen bir kitaba inandıklarını iddia ettikleri içindir.” 
2. Pavlus’un Hıristiyanlığa Etkisi
Şimdiki Hıristiyanlığın asıl mimarı Pavlus’tur. Hz. İsa bir Yahudi olarak doğdu, sekizinci gün sünnet edildi, Yahudi olarak eğitimini aldı ve hayatını sürdürdü. Ayrıca Hz. İsa çarmıha gerildiğinde Roma’da bütün suçlu statüsünde olanlarda yapıldığı gibi üzerine suçu yazılarak çarmıha gerilmiştir. İsa’nın boynuna asılan levhada şu yazılıydı (roma kaynaklarına göre): IESUM NAZARENUM REX IVDAERUM (Yahudilerin kralı Nasıralı İsa)
 Pavlus ise ilk başta İsa’nın yolunda olanlara karşıydı, ancak Şam’a yine ilk dönem “Hıristiyanlara” karşı mücadele edebilmek için çıktığı yolda bir vizyon görürü ve Hıristiyanlığı seçer. Şeytana benzetilen Saulus daha sonra Paulus olup Hıristiyanlığa yöne veren kişi haline gelir. Petrici der ki “… malum ve müsellemleri olduğu üzre onlardan iki neferi ki, Markos ile Luka’dır, zikri âtî Pavlus’un şakirdleri olarak hazret-i İsa’nın asla yanında ve meclis_i âlîlerinde bulunmayıp yüzünü bile görmemişler”
“Pavlus Hıristiyanları kendisine inandırmış ve onlara çeşitli batıl inançlar öğretmiştir. Mesih’in Allah’ın oğlu olduğunu, yiyecek ve içeceklerin tamamının mübah olduğunu, sünnet olmanın gereksizliğini ve şer’î hükümlerin terk edilmesi gerektiğini söyleyen Pavlus’tur. Petrici’ye göre, aslında Pavlus bir Yahudi olarak Hristiyanlardan intikam almıştır.”
3. Yuhanna İncili ve Sinoptikler Meselesi
Yuhanna İncili Hıristiyan teolojisi için değerlidir, zira Yuhanna ’da diğer İnciller ‘de bulunmayan bir takım farklı rivayetler vardır. Onlara örnek olarak şunlar zikredilebilir:
i. “İbtida kelam var idi. Ve Kelam, Allah tealanın katında idi ve Allah kelam idi. Ol fi’l-ibtida Allah katında idi.”
ii. “Onlar ne kandan, ne beden ne de insan isteğinden doğdular; tersine Tanrı’dan doğdular
iii. Kelam, ceset oldu. Ve aramızda mekân tuttu. Ve biz onun celalini Baba’nın biricik oğlunun celalini gibi gördük”
iv. “Baba bendedir ve ben baba’dayım”…
v. ….
Yuhanna’nın yazdığı ancak diğer İnciller’in neden bunları yazmadıkları ile ilgili Petrici 4 fikir sunmaktadır:
d) Matta ve Markos ve Luka bu sözlerin Hz. İsa’ya ait olmadığını bildikleri için yazmamış olabilirler
e) Bu sözlerin İncil’den olmadığını ve kendisine atılmış bir iftira olduğunu bildikleri için kitaplarına yazmamış olabilirler
f) Bu sözleri işitmedikleri için yazmamış olabilirler
g) Duymuşlar, fakat unuttukları için yazmamış olabilirler
İsmail Taşpınar eserini Petrici’nin şu sözleri ile nihayetlendirir:
“… el yevm, tavaif-i nasaranın cümlesi gitmekte bulunmuşlardır. Ve layıkıyla bahs muvaffak olanlar dahi, âkibetü’l emr, akayid-i nasaradan rücu edip bi hidayetillahi teala Müslüman olmuşlardır. Kale teala: ‘Men yehdillahi fe hüvel muhted ve men yuzlil felah adiye leh…”
Sonuç:
“Hacı Abdullah Petrici, 19.yüzyılda Osmanlı Devleti’nin hemen her köşesinde faaliyette bulunan Hıristiyan misyonerlerin giriştiği maddi ve manevi yıkıcı faaliyetlere karşı eserleri ile mücadele ederek bu sahada önemli bir iz bırakmıştır. (…) Petrici, eserlerinde hem geleneksel reddiye türü eserlerinde kullanılan kaynak ve delilleri hem de kendi döneminde yazılmış olan kaynakları ve onların sunduğu delilleri kullanmıştır.”
Petrici eserinde Hıristiyanlığın tahrif edilmiş bir olduğunu gösterir. Ayrıca İslam dininin mutlak hakikati ifade eden ve korunmuş olan bir Kutsal kitaba, yani Kur’an’a sahip olduğunu söyler.

 

 

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

Samuel Noah Kramer "Tarih Sümerde Başlar" Kitap Özeti

Samuel Noah Kramer "Tarih Sümerde Başlar" Kitap Özeti

DEVAMI

Kısa Dünya Tarihi

Dünya Halkların ve Dinlerin Kısa Tarihi

DEVAMI

Videolar

  • Nuh Arslantaş: Mustafa Öztürk'le Din ve Hayat: Kur'an'da Yahudilik (Kanal 24 - 27.09.2014)
  • Kinder über den Islam - Ammar und Umeyr
  • Die Spaltung der Umma (Siffin-Tahkim)

Foto Galeri

<p>Yeni Ti-Entertainment.com hakkındaki görüşünüz?</p>