Ti-Entertainment

İslami İlimler İslam

İslami İlimler

(Darul Hikme)

  •  Önce şunu ifade etmeliyiz. İlimlerin tasnifi, ilk çağ Yunan hikmet-felsefe tarihinden beri ilgi duyulan bir konudur. Aristo’un ilimler tasnifi o dönemden meşhurdur. Bizde Kindi, Farabî de filozoflar arasında tasnif-i ulum konusunda iştihar etmiştir. Farabî’nin İhsau’l-ulûm nam eseri matbudur ve Türkçeye çevrilmiştir.
  • İlimlerin tasnifi de başlı başına bir ilimdir. Taşköprülüzade Mevzûatü’l-ulûm’da onu bir müstakil ilim olarak zikreder.
  • Bizim kültürümüzde muhtelif ilim tasnifleri bulunmaktadır. Kınnevcî [Kannuci] şu tür tasniflere dikkat çeker: Arabiyye-gayr-i arabiyye; şer’iyye-gayr-i şer’iyye; hakikiye-gayr-i hakikiye; akliye-nakliyye; cüziye-külliyye. Bunların dışında nazarî-ameli; âlî-‘âlî; maksud lizatihî-maksud lâ lizatihî gibi tasnifler de vardır.
  • İlimler nazarî ve amelî olmak üzere ikiye ayrılır. Amelin keyfiyetine müteallik olan ilimler ameli, diğerleri nazaridir. Mantık, tıp ve hikmet-i ameliye/ahlak, iktisad ve siyaset birer ameli ilimdir bu tarife göre. Hikmet-i nazariye olan ilahiyat, riyaziyat ve tabiiyyât ise nazaridir. Keza fıkıh da bir ameli ilimdir bu tasnife göre.
  • Ancak bazı ilimler amelle, pratik ve mümareseyle gelişir, terzilik, dokumacılık vb. zenaatler gibi. Bunlara ameli ilim denecekse mantık ve fıkıh ameli ilim olmaz. Sadece sınaatler/zenaatlar ameli ilim olur. Birinci tasnif ikincisine göre daha umumidir.
  • Ayrıca zenaatler de ameli ve nazari olmak üzere ikiye ayrılır: Gelişmesi amele bağlı olanlar ameli, olmayanlar nazaridir. Buna göre mantık ve fıkıh nazaridir, ameli değildir. Terzilik, dokumacılık amelîdir.
  • Bir başka taksime göre ilimler hikemî ve gayri hikemi olmak üzere ikiye ayrılır. Gayri hikemi ilimler dini ve gayrı dini olmak üzere ikiye ayrılır. Gayrı dini olanlar da mahmud, mezmum ve mübah diye üç kısma ayrılır. Hikemi ilimler zamana, bölgeye ve devlete göre değişmeyen ve hakiki ilimler denen ilimlerdir. Hikemi olmayan ilimler de ya vahye müsteniddir ya da değildir. Vahye müstenid olanlar dini ilimlerdir. Dinî olmayan gayri hikemi ilimler tıp ve hisab ilmi gibi ilimlerdir.
  • İlm-i hikmetigenellikle şöyle tarif ederler: ilmun bi ahvali ayanil mevcudati ala ma hiye aleyhi finefsil emri bikadrit takatil beşeriye.
  • Hikmetin taksiminde kullanılan ameli ve nazari kavramsallaştırması da var. Hikmeti nazariye, varlığı bizim kudret ve ihtiyarımıza bağlı olmayanlar nazari, varlığı bizim kudret ve ihtiyarımıza bağlı olanlar amelidir. İlahiyat, riyaziyat ve tabiiyyat nazari; ahlak, iktisad ve siyaset amelidir. 
  • Taşköprülüzade’nin yaptığı tasnifi Kannuci en iyi tasnif olarak görür: Taşköprülüzade önce eşyanın 4 mertebede varlığından söz eder. Kitabet, ibaret, zihin ve a’yân. Yani yazı, söz, zihin ve ayn. Bunlardan sabık olanlar diğerlerine vesiledirler. Kitabet lafza, lafız düşünceye, düşünce de maddeye delalet eder. İlk üçüyle yani kitabet, ibaret ve zihinle alakalı ilimlerin alet ilimleri olduğu zahir. Taşköprülüzade daha sonra a’yâna mütallik ilmin ameli ve nazari olmak üzere ikiye ayrıldığını ifade ediyor. Amelî olanlar kendileriyle kendileri değil, başkaları kast edilen ilimlerdir. Nazari ise tam aksidir. Gerek ameli gerekse nazari ilimler ya şer’idir ya da hikemidir. Böylece Taşköprülüzade 7 ilke belirlemiş oluyor. Bu ilkelerden de bir kısım türler türüyor ki toplamda Taşköprülüzade 150 tür ilim tespit ettiğini söylüyor. Ancak bu sayıyı aşacağını da belirtiyor. Bu konuda Taşköprülüzade ilgili ilimlerin mevzularını, isimlerini ve musannefatını inceleyerek hareket ediyor. En nihayetinde Taşköprülüza’de nazar tarikine müteallık ilimleri 305 rakamına varıyor. Daha sonra ikinci bölüme geçiyor ve tasfiyeye taalluk eden ilimleri konu ediniyor ki burada İhya’yı özetliyor.
  • İbnü’l-ekfânîilimlerin tasnifi konusunda özellikle altı çizilen isimlerdendir. İrşadü’l-kâsıd ilâ esne’l-mekâsıd fi envâi’l-ulûm isimli eseri bu konuda temayüz etmiş eserlerdendir. Der ki, ilim talim ve terbiyesinde başlıca iki araç vardır: Biri hoca, diğeri kitap. Birinci bölümde hoca-talebe ilişkisi ve taallum adabını anlatıyor. İkinci bölümde kitapları konu ve branşlarına göre sıralıyor. Bu sadette ilimleri tasnif ediyor, her ilme ait literatür veriyor. Kitabında 60 çeşit ilimden bahsediyor.
  • İbnü’l-Ekfânîilimleri lizatihi maksut olanlar ve olmayanlar şeklinde ikiye ayırıyor: lizatihi maksut olanlar hikemi ilimlerdir. Hikmet ilimleri yani. Ona göre hikmet; istikmalün nefsin natıka fi kuvveteyha en-nazariyye vel ameliye bihasebit takatil beşeriye. İnsan gücü nisbetinde nefsi natıkanın nazari ve ameli istidatlarını istikmaldir hikmet.
  • Nazari istidatların istikmali mevcudat ve ahvaline dair yakini bilgiler/itikadlar hasıl etmekle olur. Bunlar da a’la olan ilm-i ilahi ile edna olan ilmü’t-tabia ile evsat olan riyaziyattır. Riyaziyat da hendese, hey’et, aded/aritmetik, musikîdir. Ameli istidatlarımızın istikmali ise faziletlere imtisal, reziletlerden ictinab ile tezkiye-i nefisledir. Bunlar da ahlak, siyaset ve iktisad ilimleridir. İlmü’l-ahlaka tasavvuf ve ilmü’s-sülûk de denir.
  • Lizatihi maksut olmayanilimler de -ki bunlara alet ilimleri de diyebiliriz- ya manaya mütalliktir ki mantık ilmidir, ya da manaya bâdî olan lafız ve hatta racidir ki bunlara da ilmü’l-âdâb [edeb] denir. İlmü’l-âdâbın 12 şubesinden aşağıda bahsedeceğiz.
  • İmam Gazali de İhya’da ilimleri aklî ve şer’î diye ikiye ayırır. Akli ilimleri de zaruri ve mükteseb ilimler diye ikiye tasnif eder. Mükteseb ilimleri de dünyevi ve uhrevi olmak üzere iki kısma ayırır. Dünyevi ilimler tıp, hendese, hesap, astronomi ve zenaatler… Uhrevi ilimler ise kalbin ahvalini bilmek, Allah’ı ve sıfatlarını bilmek.
  • Ulum-i dünyeviye ile ulum-i uhreviye birbirlerine taban tabana zıttır. Terazinin iki kefesi gibidir. Maşrıkla mağrip gibidir. Birinde iyi olan diğerinde zayıf olur. Bunun için dünyevi ilimlerde rusuh gösterenler uhreviyyatta yayadırlar. Hasan-ı Basri diyor ki, biz öyle kavimlerle karşılaştık ki onları görseniz deli derdiniz, onlar da sizi görse şeytan derlerdi. Herhalde sahabeyi kast ediyor… İhya…
  • Gazali ne akli ilimlerden ne de şeri ilimlerden bigane kalınamayacağını savunur. Ona göre akli ilimler ağziye/gıda, şer’î ilimler ise edviye/ilaç gibidir.
  • İbn-i Haldûn ilimleri, insanoğlunun, ya düşünmek suretiyle ulaştığı tabii ilimler ile ya da ancak vaz’edenden nakille/duyumla ulaştığı naklî ilimler olmak üzere başlıca iki kısma ayırır. Birinci kısma ulum-i hikemiyye-i felsefiye, ikinci kısma da ulum-i nakliye-i vad’ıyye adını verir. Bu ikinci kısımdan kastı şer’î ilimlerdir. Metinde bu konu etraflı biçimde ele alınmıştır. Bkz., Mukaddimetü İbn-i Haldûn, el-faslu’r-rabi’ fî asnâfi’l-ulumil vakıati fil umran lihazal ahd

 

 

 

 

  • Gazali Fatihatü’l-ulum’da ilimleri şer’î ve gayr-ı şer’î olmak üzere baştan iki kısma ayırıyor. Şer’î ilimleri de usul, furû’, mukaddimat ve mütemmimat olmak üzere 4 başlık altında topluyor. Usul, kitap, sünnet, icma ve asaru’s-sahabe ilmidir. İcma ve asar sünnete delalet etmesi açısından usul ilimlerinden sayılmıştır. Bu orijinal bir tasniftir. Furu’ fıkıh ve süluk ilmidir. Mukaddimat, lügat ve nahiv. Mütemmimat ise ilimden ilme değişir. Tefsir ilminde kıraat ilimleri ve tefsir-i menkul, nasih-mensuh, elfaz-ı umum, husus gibi bahisleri havi olan usul-i fıkıh ilmi bu nevidendir. Bu ilimler sünnet için de geçerlidir. Ahbar ve asarda mütemmimat, raviler ilmi, cerh-tadil ilimleri.
  • Biz İslamî ilimlere giriş seminerlerindeki amacımıza uygun biçimde İslamî ilimleri -birçok ilim tasnifçisinin yaptığı gibi- başlıca ulûm-i â’liye ve ulûm-i âliye olmak üzere iki kısımda mütalaa edebiliriz. Yani yüksek ve amaç ilimlerle araç ilimler.
  • Amaç ilimler bizzat maksud olan ilimlerdir ki bunlara ulum-i şer’iyye/şer’î ilimler de denir.
  • Araç ilimler ise bizzat maksud olmayıp ulum-i şeriyyeye vasıta olan ilimlerdir.
  • Ulum-i şer’iyyeevvel emirde 3’e taksim edilir: 1- İlm-i Kuran, 2- İlm-i hadis, 3- İlm-i fıkh… İlm-i Kuran ile ilm-i hadis aslî, ilm-i fıkh ise onlardan istihraç edilen ilimdir.
  • İlm-i fıkh da 3’e taksim edilir: 1- Fıkh-ı itikadi (tevhid ve kelam ilmi), 2- Fıkh-i amelî (furû-i fıkh), 3- fıkh-ı vicdanî/fıkh-ı bâtın (ilm-i ahlak ve tasavvuf)… Hadd-i zatında fıkh, genel anlamıyla din bilgisi demek iken, zamanla sadece furu-i fıkhın alemi haline gelmiştir… Kuran ve sünnette ve selefin ıstılahında fıkh dini bilmek, anlamak, kavramak anlamında olup bilumum din bilgisi için kullanılır.
  • İlm-i ahlak yahut tasavvuf ilk dönemde zühd adı altında zuhur etmiş, bu ilmin saliklerine evvel emirde zahid/zühhad denmiştir. Zühd ve ahlaka dair üç taife söz söylemiştir: 1- Fukaha ve muhaddisler, 2- Sufiler, 3- Filozoflar. Fukaha ve muhaddisler ayet ve hadisleri cem eden zühd kitapları yazmışlardır. İbn-i Mübarek ve İbn-i Hanbel’in zühd kitapları bu nevidendir. Sufiler ise buna muhasebe-i nefsi de katmışlar. Muhasibî’nin eserleri bu nevidendir. Filozoflar ise antik çağ filozoflarından özellikle Sokrat ve Platon’dan tevarüs edilen felsefi-ahlaki ilkeleri esas almışlardır. İbn-i Miskeveyh, Farabî ve İbn-i Sina’nın eserleri bu nevidendir.
  • Daha sonra ilm-i kuran ile ilm-i hadis ve ilm-i fıkıh arasında tarik/metod teşkil eden usul ilmi gelir ki buna da ilm-i usul-i fıkh denir.
  • Alet ilimlerişeri ve hikemi ilimlere alet olarak öğretilen ilimlerdir. Bunlar da dil bilimleridir. Dil bilimleri, dilin iç ve dış olmak üzere iki boyutunu kapsar. Nutk-i batın ve nutk-i zahir. Nutk-i batını kapsayan dil bilimleri, düşüncenin terbiyesiyle alakalı olan mantık ilmi ile düşüncelerin karşılaştırılmasını konu edinen münazara ilminden oluşur. Nutk-i zahiri kapsayan dil bilimleri ise bildiğimiz Arapça ilimlerdir ki bunlar başlıca 12 ilimde tedvin edilmiştir. Bunların bir kısmı usul, bir kısmı furû’dur.
  • Arabî ilimler ki bunlara edeb ilimleri de denir. Edeb: ilmün yutearrafü minhü’t-tefâhüm ammâ fi’z-zamâiri bi edilleti’l-elfazı ve’l-kitabeti. İnsanın içinden geçenlerin gerek söz gerekse yazı aracılığıyla tefahümüne yarayan ilimlerdir. Bunlar da usul ve furu’ olmak üzere iki ana şubeye ayrılır:
  • Usûlü’l-arabiyye:1- Lügat, 2- Sarf, 3- İştikak, 4- Nahiv, 5- Maânî, 6- Beyan, 7- Bedii [Tehanevi buraya Arûz’u koyuyor], 8- Kafiye. Not: Tehanevi diyor ki, Bedii ilmi başlı başına bir ilim kabul edilmemiş, Maânî ve Beyan ilimlerine bir zeyl kabul edilmiştir. [Anladığım kadarıyla Bedî’ ilmi başlı başına bir ilimdir ve usuldendir.]
  • Furûu’l-arabiyye:9- Hat, 10- Arûzüsş şi’r, 11- İnşa, 12- Muhâdarât.
  • İbnü’l-Ekfânî edeb ilimlerini başlıca 10 ilimde topluyor: lügat, sarf, nahiv, maanî, beyan, bedî’, aruz, kavafî, kavaninü’l-kitabet, kıraat.

 

İbnü’l-Ekfânî talim ve taallumun 12 şartından söz eder:

  1. Tashih-i niyet:Tahsil ettiği ilmin yapısına uygun amaç taşımalıdır. Eğer bizatihi maksud bir ilim tahsil ediyorsa o ilmin bizzat kendisini zihnine ve ruhuna kazımalıdır. Eğer ligayrihi maksud bir ilim ise o ilmi de maksudunu istihdaf ederek tahsil etmelidir. Bu bakımdan Kuran, sünnet, akaid, fıkıh ve tasavvuf gibi yüce ilimleri bizatihi kendilerine ulaşmak için, sarf, nahiv, belağat, mantık, vaz’ ve münazara gibi alet ilimlerini de amaçları uğruna tahsil etmelidir. Ama ne birincileri ne de ikincileri dünyalık, şöhret, gösteriş gibi süfli emeller uğruna tahsil etmemelidir. Tek amacı ilgili ilimleri öğrenip, hazmederek Allah’ın rızasına ulaşmak olmalıdır.
  2. Meleke-i tabiiyye:  Tahsil etmek istediği ilme karşı fıtratında bir yatkınlık, bir kabiliyet olması gerekir. Kimi insanlar sözel, kimileri ise sayısal özelliktedir günümüz tabiriyle. Mahza soyut-aklî ilimler sayısal düşünebilme, fıkıh, tefsir
  3. Mertebe-i ilim:
  4. Ale’l-usul istiksa: Mebâdisinden nihayetine tahsil edeceği ilmin bütün meselelerini istiab etmelidir. Tasavvuru, tefehhüm, istisbat bil hucec ilgili ilmi köşe bucak öğrenmelidir.
  5. Literatür:tahsil edeceği ilme ait güvenilir ve seçkin kitapları bulup okumalıdır.
  6. Emin ve nasıh bir mürşid:ilim sadırlardadır, satırlarda değildir. İlmi sadece kitapları toplayıp önüne koyarak tahsil etmeye kalkmamalıdır.
  7. Müzakere:tahsil arkadaşlarıyla akşamları gün boyu öğrendiklerini müzakere edip, aralarında sorular sormalı, tartışmalıdırlar. Anlaşılmayan, cevabı bulunamayan bir nokta varsa onu ertesi gün hocaya sormalıdırlar.
  8. Adem-i kitmani ilm: tahsil ettiği ilmi ehil olan taliplere talim etmeli, kendisine sorulan sorulara cevap vermelidir. İlmi ketmetmemelidir. Kadim nebevi bir hikmettir: la tüalliku’d-dürre fi a’nakı’L-hanazir… ayrıca ilmi kitaplara dercetmesi de adem-i kitmandandır.
  9. Adem-i iktifa:bir mertebeye geldiğinde artık ben bu ilmin sonuna geldim dememelidir.
  10. Her ilmi haddince tahsil etmeli, haddini ne aşmalı, ne de haddinden geri kalmalı:nahiv ilminin meselelerine burhan/aklî delil aramamalı, ilmi heyetin cedelleriyle de yetinmemeli.
  11. İlimleri birbirine karıştırmamalıdır:ne öğretim sırasında ne de münazara sırasında bir meseleyi başka ilmin kriterleriyle değerlendirmemelidir.
  12. Tazim ve hürmet-i üstaz.

Mevani-i ilm:

Herşeyin bir manii, ilmin ise mevanii vardır…

Ahi len tenalel ilme illa bi sittin

Zekaün ve hırsun vectihadün ve bülga ve telkinu üstazin ve tul-i zemanin… (Şafiî)

İmam Cüveyni ilim sahibi olmanın şartlarını beyan sadedinde şöyle der:

ذَكَاءٌ وَحِرْصٌ وَافْتِقَارٌ وَغُرْبَة * وَتَلْقِينُ أُسْتَاذٍ وَطُولُ زَمَان

"Zeka, hırs, ihtiyaç duyma ve gurbet…

            Bir hocanın telkini ve uzunca bir zaman…"[1]

Yine Semerkantlı fakih el-İyâdî şöyle diyor: "Bu ilmi ancak, dükkanını boşlayan, bahçesini viran bırakan, arkadaşlarından uzaklaşan ve en yakın akrabası öldüğünde cenazesine katılmayan kişi elde eder."[2]

 


[1] İbn Neccar el-Bağdâdî, Zeyl Tarihi Bağdâd, I, 45.

[2] Hatib el-Bağdâdî, el-Câmi li Ahlâkı'r-Râvî, II, 174.

 

Bu bapta genellikle şu hususlardan söz ederler:

  1. Tesvif:ötelemek, geciktirmek. Nasıl olsa daha vakit var, zamanla olur, inşallah-maşallah lakaytlığıyla çok kimse ömrünü zayi etmiş, ilim tahsilinden geri kalmıştır.
  2. Adem-i tertib:bir ilmi tahsil etmeden, bir kitabı bitirmeden diğerine atlamak. Maymun iştahlılık denilen bir marazdır ki birçok kimse bundan sebep malumatfuruş olmuş amma alim olamamıştır.
  3. Dünya meşgalesi:memuriyet, ticaret vs. dünyalık uğraşlar da birçok kimseyi tahsili ilimden menetmiştir. Bazıları için de evlilik mevani-i ilmdendir.
  4. Fakirlik:birçok kimse parasızlıktan sebep tahsilden geri kalmıştır. Ailesini geçindirmek zorunda kalan talebelerden çokları tahsili bırakmışlardır.
  5. Salah:günahlar da talibi ilmin feyzini, iç dinginliğini bitirir ve onu ilimden soğutup uzaklaştırır.
  6. Huysuzluk, geçimsizlik:Birçok kimse gerek arkadaşlarıyla gerekse hocalarıyla geçinemediği için tahsilden olmuştur.
  7. Kesret-i musannefat, kesret-i ıstılahat:bu da insanın gözünü yıldırmakta, ilmi ucu sonu gelmez bir yolculuğa çevirmektedir ki birçok kimse bundan sebep yılgınlığa düşmüştür.
  8. Kesret-i muhtasarat: çok veciz metinler taallumu ihlal etmektedir.

 

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

Nisa Suresi 34-35

Nisa Suresi 34-35 Tefsiri

DEVAMI

"Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye" ve "El-Umm"

Fıkıh babları mukayesesi: Mecelle-i Ahkam-ı adliyye El-Umm

DEVAMI

Videolar

  • Nuh Arslantaş: Mustafa Öztürk'le Din ve Hayat: Kur'an'da Yahudilik (Kanal 24 - 27.09.2014)
  • Kinder über den Islam - Ammar und Umeyr
  • Die Spaltung der Umma (Siffin-Tahkim)

Foto Galeri

<p>Yeni Ti-Entertainment.com hakkındaki görüşünüz?</p>